12 Temmuz 2026 Pazar

HAVZASAL YAŞAMIN SIRLARI VARDIR (Gen İfadesi)

 


NOT: Bu eserin kayıt tescili yapılmıştır. 


ÖNSÖZ


İkindi üzeri, Hazar Baba Dağı eteklerinden, yazın sıcağında, derinden, keklik sesi geliyor; sanki beni körebe oynamaya çağırıyorlardı; yavrularından bir kaçını yakalarım zannıyla, zirveye doğru, sessizce harekete geçtim…

Karaçalı Köyü’ne yamaca doğru bir raf/keklik sürüsünü önümde sürdüm; kimisinin, yavruları da vardı, sürü içerisinde!...

Ama!... Yakalamak ne mümkün!... Sürü, uzayıp giden böğürtlen çalısı içine girdi ve izini kaybettirdi, yorulan dizlerime vurup olduğum yere çömeldim!...

Başımı kaldırıp, aşağıya, uzaklara baktığımda, muhteşem “Hazar Gölü Havzası” gözlerimi kamaştırdı; o yorgunluğuma rağmen içimde bir hoşluk oluştu; içim aydınlandı, dimağım berraklaştı, olduğum yerde kala kaldım, kalktım ve manzarayı ayakta seyre koyuldum…

Yorulmuştum, güzelim “Hazar Gölü Havzası” o andan itibaren çanak biçimi, kafamda yer etti, belleğimden hiç çıkmadı!...

Eli boş dönmüştüm ama “ruh-zihin-beden” içlemimde, içimden, doyuma ulaşmıştım. Bu aydınlanma anım hiç aklımdan çıkmadı. Unutmadım, unutamadım!...

Uludağ Volfram Açık İşletmesi’ nde, açık bir havada, açık işletmesinde topoğrafik ölçüm yaparken; Uludağ’ın zirvesine çıktım, “Papazın Evi” dedikleri bir yapı vardır orada… Oraya vardım...

Etrafıma bakındım, kuş bakışım muhteşemdi, içim aydınlandı yine, üç yüz altmış derece muhteşem bir güzellik, sorma gitsin!?…

Ayaklarımın altında, üç-beş tane parçalı bulut öbek öbek; Bakacak Düzü, Oteller Bölgesi;

Taa!... Ötelerde, Mudanya, Gemlik, İzmit körfezi;

Çok uzaklarda silik mavilikler: Marmara Havzası önümde. Yüzümü sola döndüm Karacabey, Bandırma…

Bursa Ovası çanak gibi…Aşağıda zümrüt yeşillikler, gök masmavi, içimde tarif edilmez bir hoşluk;

Ve benim ruh-zihin-bedenim, bütünlük içinde yine bir hoş oldu!... Aydınlanmıştı...

Meslek yaşamım boyunca, harita yapmak için, zirvelerde tesis edilmiş, nirengi noktalarına çıktım, ölçümler yaptım; Nilüfer Çayı, M.Kemal Paşa Çayı, Simav Çayı, Dalaman Nehir Havzalarını zirvelerinden seyrettim.

Her defasında, bu aydınlanmaları mı yaşadım, güzelim havza manzaraları, bana, havzaların kendi sınırlarında; havza çanağının içerisinde, kendine münhasır, kendi sırrına sahip, havza yaşamının olabileceği hissini vermiştir hep...

O zamanlar havza-sal yaşamın sırlarına vakıf değildim ama bana kendi sınırları içerisinde “havzasal yaşamın sırları”olabileceği hiç aklımdan çıkmadı…

Havzaların gizemli sırlarını, sınırlarını, havza yaşam-yağış alanını, havza fanusu içerisinde, en tepeden, zirvelerden gözlemlemiş ve fizik olarak görmüş, hissetmiştim!...

Havzaların fizik, metafizik gizemi, sırları beynimde yer etmeye başlamıştı… Yer altı ve yer üstü harita ölçümlerimde bu sır, soru işareti olarak hep içimdeydi…

Şimdilerde de öyle!?…

Emekliliğimden, beridir, merakla, dikkatli araştırmalar yaparak “havzasal yaşamın sırlarına, sınırlarına, fanusuna” vakıf olmaya çalışıyorum. Bu işin cahili olduğumun ve “birim çemberin” içerisinde kaldığımın farkındayım.

İlgili kitapları doyumsuzca okuyorum, çetelesini tuttum 139 kitap okumuşum, bazıların tekrar tekrar okudum, not alıyorum, tespitlerimi hiç yorulmadan, şevkle, azimle yazıyorum.

Havza yaşam-yağış alanı sınırları içerisinde, “havzada ortak yaşamın;” havza canlılarının gen, genom, epigenetiği, havza morfogenetik alanı, havza aidiyet bilinci, havza ortak bilgi/enformatik alanı kavramların, boş-beleş kavramlar olmadığını, çözümlenmesi gereken “sır” lar olduğunu söylemek istiyorum.

Tüm bu sırların, “havza fanusu” içerisinde saklı olduğunu biliyorum artık!...

Bu kavramları özel çalışmalarım, okumalarım, bireysel eğitim sürecim içerisinde okudukça, sindire sindire kavramaya çalıştım…

Beni aşan kavramlar olduğunun da bilincindeyim ama birilerinin bu kavramları kucaklaması ilmi ve bilimsel sabiteleri bulması ve belirlenimlerini yapması gerekiyor.

“Havzasal Yaşamın Sırları,” havza sınırları kapsamında, havzanın toprak, su, hava ve enerjisinin içinde,” Havza Fanusu”,”Havza Gen-Genom İfadesi” n de saklıdır.

Genlerimiz bireysel ve havzasal anlamda kişiliğimizi şekillendiriyor, havzasal yaşamın sırlarını içinde saklıyor ve ilmik ilmik havza aidiyet bilincini oluşturuyor.

Havza fanusu büyük bir organik canlıdır, canlılıktır!?...

Havzaların sırrı, havza akarsuyu veya durgun suyunda, yer altı/ yer üstü kaynaklarında; pH değerinde, termodinamiği/ısıl dengesin de saklıdır…

Gen-Genom, epigenetik, morfogenetik, enformatik/ bilgi alanı, gen ifadesi/alın yazısı/genetik kalıtımlarında saklıdır.

Kromozomlarında, kromatin iplikçikleri üzerindeki sıralarında,  dizinlenmiş genlerin:  Guanin-Stozin; Adenin- Timin çiftleşmesinde, kodlarında, şifrelerinde, dizilimlerinde, değişken izomerlerinde saklıdır.

Şifrelerin oluşumunda, kodlanımında, dizilimindeki gen ifadesi; Allah’ın ilahi ilminin, bilgisinin, bilincinin tezahürüdür; bu bilinen, bilinmeyen, henüz keşfedilmeyi bekleyen tezahürler, Allah’ın şüphe götürmez bilimsel, ilm-i olgularıdır...

Atom altı dünyasında, parçacıkların kuantların, taneciklerin dalga boyunda, salınışında; frekanslarında/titreşiminde, aynı frekansların rezonasında/birleşiminde”kuantik alan”da saklıdır.

Havzasal enerjinin izdüşümü:maddesinde, “morfik alan”ında saklıdır!...

Havzasal yaşamın sırlarını, aşikâr etme zamanı gelmiştir.

Bu sırların, havzasal bazında belirlemesi ve artık havzasal yaşamın sırlarının gün ışığına çıkarılmasızamanı gelmiştir diyorum.

Nöbel ödülü sahibi: Paul Nurse ve Erwin Schrödinger’in aynı isimde yazılmış “Yaşam Nedir?” isimli kitapları…

Prof Dr. İsmail Hakkı Aydın, kitaplarından beynin işleyişini…

Carl.Gustav JUNG’un (Kıtmızı Kiap- Liber Nous) kitaplarını okuduktan sonra; bilinç, bireysel bilinçdışılık, kollektif bilinçdışılık kavramlarını…

Rubert shaldrek’in Morfik alan kavramını; molaküler genetikçilerin hücre içerisinde tanımladıkları “morfik alan”ı kavradıktan sonra. Bilincin vücut dışında varlığı, birikimi sezgisi…

Duyu organlarımız ile algılayıp beynimizde tanımladığımız, olgulaştırdığımız formel/biçimsel öznel-nesnel değerler; hücre, havza, dünya, evren bazında; olgulaşmış bilinç hiçbir zaman kaybolmaz diyorum.

Çünkü enerji kaybolmaz. Enerjinin izdüşümü maddenin manyetik alanı: “morfik alan”da, “morfogenetik alan”da biçimlenen bilinç, bedensel duyumlarımız ile kodlanarak bireysel ve toplumsal yaşama/sosyolojiye, bedenin dışında da yön veriyorlar diyorum...

Havza fanusu içerisinde saklı, “Havzasal Yaşamım Sırları” nı, “Havza Morfik/Morfogenetik alanı” nı kendimce deşifre etmek istedim…

Şamanların ritüellerini deli saçması zannederdim, değilmiş. Bireysel bilinçdışı ile ritüeller yaparak kollektif bilinçdışından bilgi alma gayretiymiş.

3. Dünya Savaşının içindeyiz.

Beşeri buhran/kaos/keşmekeş içinde yaşayan insanlık; tüm havzaların sularını bulandırdı; bulanan sular yeniden durulacak ve “havzada ortak yaşam,”,”Havza Demokrasisi”için havza akarsuyu kendi mecrasında, kendini temizleyerek, kirlerini dışarı kusarak yeniden akacak diyorum!...

Bu evrensel buhranın sonunda, sınırları doğada çizilmiş, sınırları belirli “havza devletleri” havza sakini emekçiler tarafından, “havza işçi devleti”yenilikçi “İnsan ve Toplumbilim/Sosyoloji” olarak kurula bilir diyorum!?...

İnsanlık yoluna, 21. yüzyılda yenilikçi bir toplumsal/içtimai/sosyolojik yapı: “Havzada Ortak Yaşam”,”Havza Demokrasisi”,” Havza Morfik Alanı” ile devam edecektir diyorum.

Bu yüzyılda, tüm havzalarda, Kilasik ve Kuantum Fiziğin bilimsel, ilimsel sabiteleri keşfedildikçe “Havza İşçi Devletleri”ni göreceğiz diyorum.

Havzaların sırları, havza canlılarının, havza ve hayvan ve bitkilerinin özünde/geninde “gen ifadesi” olarak saklıdır.

Moleküler Biyologlar, genetikçiler, astrologlar, teknolojilerini kullanarak, doğal oluşumları bozmadan, elleşmeden; bu sırrı mikroskop ve teleskop odak noktasına düşürüp, objektiflerinde gözlemleyip, deney imleyerek, gün yüzüne çıkarmalıdırlar artık!...

Şunu demek istiyorum!...

Hücre sınırı ne ise havza sınırı da odur ve hücre fanusu ne ise havza fanusu da odur. Dünyamızın atmosfer fanusu da odur.

Aynı holografik yapıya, üçlü boyuta, aynı hayati mikro ve makro işlevlere: Harekat, solunum, uyarılara tepki, büyüme, üreme, boşaltım, beslenme işlevi vardır.

Havzalar, kendi sınırları içerisinde, havza fanusunda, lineer, holistik, helezonik, konik, fragtal şekle sahiptirler: Havzanın her zerresinin, mikro ve makro her canlısının, havzanın bütününden haberi vardır, duyarlıdır, farkındanlığını hep birlikte yaşıyorlar diyorum.

Atom ve atom altı dünyası bir bütündür parçalanamaz. Samet’tir.

Uzaydan, dünyayı gözlemler isek, havza sınırları, havza fanusu içerisinde; canlı, doğal hayatın holografisinin var olduğunu gözlemleyebiliriz.

Havza ve hücre sınırlar içerisinde, çekirdeğinde can vardır, canlar vardır canlılar vardır; canların taşıdığı, fizik, metafizik  ruhlar vardır!...

Ben-benlik-Ruh vardır. Ruh-zihi-beden üçleminin bütünsel işlevi vardır.

Can, ben, benlik: Nesnel; Ruh ve zaman: Özneldir.

Hegel: “ Ne ki gerçektir, akılsaldır; ne ki akılsaldır, gerçektir.”

Benim anladığım: “Us da olan-biten gerçektir, gerçek de olan-biten ussaldır.”

Us kaybolmaz, beden kaybolsa da us kaybolmaz diyorum.

Yazıya döküldü müydü, sanat eseri olarak yapıldı mıydı hiç kaybolmaz!…

Manyetik alanda şekillenmiş, boşluğa salınmış; us, id, ide, idea, psişiklerimiz  “Morfik alanda”,”morfogenetik alanda”; 

Tanrı’nın gölgesi olarak saklı kalır.

Tüm öznel ve nesnel değerler/psişikler; zahiri/maddi/fiziki/görünür âlemden;  batini/uhrevi metafizik/görünmez aleme geçişin elektro-manyetik olarak şekillenmiş hakikatleridir. Kaybolmaz değerlerdir. Hesap gününde, iyi-kötü amellerimiz,  psişiklerimiz bir bir önümüze çıkacaktır.

Düşünsel öz-TİN dir.

Düşünsel TÖZ: Tanrısal özdür.

{“Düşünce-fikir/ Nesne-Özne/Tin-TÖZ/ İd-ide-idea/Ruh- Zihin-Beden/” }TÖZ, “ batı aydınlanması”nın düşünce farı olmuştur. Düşünürer TÖZ’e kafa yormuştur.

Havza Morfik alanlarında,“Geçmişin Tini” ve “Çağın Tini”vardır diyorum çözümlenmesi gerekiyor.

C.G.Jung’un tanımladığı: Ben, benlik, kişisel bilinç, kişisel bilinçdışılık, kolektif bilinçdışılık ve...

Rebert Shaldrake’nın “Morfik Alan” teorisi örtüşüyor diyorum.

Hegel, Büyük Mantık, Sayfa-590:” Düşünce, tin, özbilinç ideanın belirlenimleridir,” der.

Hegelden etkilenen; Carl Gustav Jung: “Bireysel bililnçdışılık ve kollektif bilinçdışılıktan”bahisle;

Yine, Hegel’den ve Jung’dan etkilenen Rubert Shaldrek’in: “Morfik Alan” tanımlamasından bahisle; havza morfik alanı/havza fanusunda bahis edilebilir diyorum...

Havza fanusu içerisinde vukubulan; havza sakini mikro-makro yaratılmışların nöronlarında olgulaşan; bireysel bilinç, bilinçdışılıktan, grupsal görünüm, görüngü/ olgularda “Havzasal/ortak bilinçdışılıkdan” ve” “ulusal bilinci” de kapsayan ” Havza aidiyet Bilincinden” bahsedilmelidir diyorum, havzasl sırrı deşifre ediyorum…

Bilincin, beden dışında varlığı, teoride dillendirilmeye başlanmış, “havza aidiyet bilinci" ni neden dillendirmeyeyim dedim?!...

Sosyologların tanımladığı: “Ulusal bilinç, ulusal bilinçdışılık, “ulusal aidiyet bilinci.” Yine, ulusal aidiyet bilincini de kapsayan, havza aidiyet bilinci neden tanımlanmasın diyorum?...

“Ulusal aidiyet bilinç“; “Havza Morfik alanı”,” Havzada Ortak Bilinç”, “Havzada Ortak Bilinç-dışılık”, “Havza Aidiyet Bilinci”,”Havzada Ortak Yaşam”teoremim ile bu teorilerle örtüşüyordu.

Tüm bu olguların kökeninde havza genom-gen ifadesi olduğunu Bio-Genetikçiler, Moleküler Biyologlar fizik olarak, deneyimlemiş ve belirlemiş zaten.

Geçmişte, günümüzde ve gelecekte Havzada ortak yaşayan mikro ve makro varlıkların tinleri, psişikleri havza morfik alanında, nesillerinin devamı için kendi varlıklarını, biyo kültürel değerlerini korumalıydı.

Yok, olan havzasal canlılık ölse bile; geçmişin tinleri, havza morfik alanda varlığını koruduğu, birikimi olduğu düşünülmelidir artık.

Sanrılarımız, ayanlarımız, istemlerimiz, ilhamlarımızı tetikleyen, otantik değerlerimizi saklayan, sezgilerimizle bu değerlere ulaşma yeteneğimiz, kalıtımsal olarak genlerimiz vasıtasıyla, hücre morfik alanında şekillenmekte ve varlığını korumakta ve geleceğe aktarılmaktadır.

Enerjik olarak kodlanmış, şekillenmiş, var olan hiçbir tinsel değer kaybolmaz. Tinsel değerler, psişik değerler, nesnel ve öznel değerler arasında geçişi, iletişimi sağlayan, kalıtımsal “gen ifadesi”n den kaynaklı duyum ve duyularla şekillendirilmiş/formel morfik enerjik değerlerdir.

Genetikçiler, moleküler biyologlar, genlerin izomerlerinde şekillenmiş, morfik alan izomerik dizilimlerini doğru okumalıdırlar.

Enerji kaybolmaz, Çünkü: Termodinamiğin birinci yasasına aykırıdır: ” Hiçbir ısıl enerji yoktan var, vardan yok olmaz.”

Konuşulmuş her sözcük varlığını koruyor diyorum. Sözü kullananın varlığı dağılır, toprağa karışır ama biçimlendirilmiş sözcükler kaybolmaz.

Havza morfik alanında toplaşır, ortak değere: Kollektif bilinçdışı, ulusalbilinçdışı, havzasal bilinçdışılığa dönüşür.

İlim insanları, biçimlenmiş, enerji temelli bu sözcükleri, psişikleri, havza morfik alanında geri topladıklarında, gerçek tarih o zaman yazılacak. Ak mı? Kara mı? O zaman göreceğiz.

Hücre ve havza sınırlarında, gerçekte var olan her iki sınırın ve yaşam alanlarının, morfik alanlarının da biri birlerine benzer, ardışık, döngüsel, sıralı, geçirgen, yaşamsal/hayati, enerjik  işlevleri aynıdır, yerin çekim kuvveti kanunu bu alanlarda da geçerlidir diyorum?!...

Çekim kuvvetini hiç ama hiç aklımızdan bir nono saniye bile çıkarmadan; birini mikroskop ile diğerini teleskop/dürbün ile çok iyi gözlemlemeliyiz!...

Canlılardan alınan parçaları, lama üzerine kor, gözlem yaparsın ama havzaları lama üzerine koyamazsınız!...

Bu nedenle hücreyi mikro, havzayı makro boyutta hiç bitmeyecek olan gözlemlememiz ile havzasal yaşamın sırlarını, sınırlarını deney ve gözleme dayalı olarak açığa çıkarmamız, deşifre etmemiz gerekmektedir. 

Havzasal Yaşamın sırlarını:

Havzasal yaşamın ardışık döngüsel, sıralamasında;

Havzanın hava-su-toprak-enerjisinin pH değeri ve termo-dinamiği/ısıl dengesi etkisinde;

Havzanın, yerel ardışık, döngüsel, sıralı atmosferik olaylar ile havza holografisinde/bütünlüğünde, enerjisinde;

Büyük havza hücre fanusunun sitoplâzmasında, mitokondrisinde, kofulunda, çekirdeğinde havza akar suyunda, durgun suyunda, gölünde, denizinde, akiferinde/derinliklerinde, yer altı su kaynaklarında, okyanusunda aramak gerekmektedir.

Havza sal yaşamın sırları, havza canlılarının genlerinde, kalıtımsal gen ifadesinde, gen diziliminde, mukadderatında, alın yazgısında, atom altı kuantik dünyasında saklıdır. Atom altı dünyasında aranmalıdır diyorum.

Havzasal yaşamı, yaşanır, kalıtımsal olarak canlı kılan; havza canlılarının genlerinde ki mevcut gen ifadeleridir, genetik şifreleridir, alın yazılımlarıdır.

Levh-i Mahfuz’da kayıtlı olan bu yazılımlar, havza sakini emekçilerin kaderidir.

“Havza yaşam-yağış alanı” yaşayan bir organizma, canlı gibidir; havzada ardışık, döngüsel, sırlı bir yaşam, hareket vardır; bu hareket pH ve termo-dinamiği ve gen ifadesinden kaynaklıdır, havza sınırları koruyucu olmakla birlikte hücre sınırları gibi geçirgendir, çünkü canlıdır!?...

Havzanın kendine münhasır solunan havası kliması, ardışık, döngüsel, sıralı tezahür eden iklimal yapısı, siklon ve antisiklon hava hareketleri vardır.

Havzalar sürekli olarak, komşu havzalarla hareket halindedir, onlarla canlı kanlı teması, geçirken sınırları vardır.

Havza canlılarının, akar suyunun: pH değerinden ve termo-dinamiğinden kaynaklı gelişme, büyüme, üreme, boşaltım ve beslenme düzenleri, sesi-soluğu, tüm bu olguların havzalara münhasır, hücresel yaşam gibi öznel-nesnel sırları vardır.

Nasıl ki!... Yanan muma parmağımızı tuttuğumuzda, yanacağına inanıyorsak, buna “inanç” diyorsak eğer; bu inancımızı koruma, canlı tutma düşüncemize de “iman” diyoruz demektir. Havzaların sırrına iman ettim diyorum. Bu sırrın kefiliyim artık diyorum.

Havzalara münhasır sırlar:

Yaşam, yer kabuğu üzerinde, yerin çekim kuvvetinin belirlediği, çizili ana ve tali havza yaşam-yağış alanın sınır ve üzerindeki atmosfer katmanının belirlediği, atmosfer katmanları sınırını da kapsayan bir devasa hücre içerisinde tekamüle uğrayarak, kendi fanusunda akar gider diyorum!?...

Yaşamın, hücre, havza ve evren fanusu içerisinde; üç boyutlu, bütünsel, hologrofik olarak teşekkül ettiğine “inanç” ve “iman”ım tamdır.

Hayat, sınırı belli hücre, havza fanusu ve sınırı tayayyül dahi edilemeyen sınırsız (!) evren/kâinat fanusu içerisinde var olur yaşam bulur; varlıklar, Allah’ın emrinde, denetiminde titreşerek, kendi frekansınde, kendi rezonansında akar gider  diyorum!?...

Havza akarsuyunda, durgunsuyunda, karada, havada rezonansa/ temasa girerek; iki komşu fanusun; hücre, havza ve evren fanusunun atom altı ve atom üstü dünyasında; oluşan frekanslar rezonansa girerek, sınırsız varsayılan evren içerisinde, sır olan havza fanunsunu, doğal atmosfer sınırını oluştururlar diyorum.

Hücre, havza ve evrenin çekim alanında, fanus içerisinde ki atmosfer katmanlarında; hücre, havza ve evrene münhasır, kendi sınırları içerisinde pH’ını, termodinamiğini, gen, genom, morfogenetiği, epigenetiğini “morfik alanını,” havzasal yaşam şartlarını oluşturur diyorum.

Hücre, Havza, Dünya, Güneş, Galaksi ve Evrenin enerjisinin izdüşümü, pH değerleri, iç-dış termodinamiği, “yer çekim kuvveti”ile fizik evrenin kendine münhasır maddesel şekillerini, yaşamını oluşturur...

Yer çekim kuvveti atom altı, kuantik alanda be fizik alanda, kendi sınırlarıiçerisinde “hücresel, havzasal ve evrensel yaşamın sırlarını”oluşturur, olgulaştırırlar diyorum...

Bu sırrı elimden geldiğince, aklım el verdiğince, mesleki bilgi ve birikimlerimi kullanarak, bir Maden Topografı ve İktisatçı olarak deşifre etmeye, çözmeye çalışacağım.

Tezim ile “bilişim teknoloji”sinin yapılandırdığı yeni sosyoloji: X, Y, Z, Alfa kuşağının; “Baby Boom/bebek patlaması” dediği yaşlı, devrimci anti-emperyalist: 68 kuşağı ile kopan bağları yeniden birleştirilecek; tüm havzalarda, “sınıf bilinci”havza sakini emekçiler tarafından tesis edilecek, doğal diyalektik halkalar birleştirilerek bağlantı yeniden sağlanacaktır...

Delulu (delisuonal/sanrısal) olmadan, gerçeklikten kopmadan, genler üzerinden yürüyerek, hücresel, havza-sal ve evrensel bazda mutlak olarak amaca varılacaktır...

Haydi Bismillah!...

Bu sırra vakıf olan/olmayan Moleküler Biyologlar, Bio-Genetikçiler kusura kalmasınlar.

 


T.C.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 

İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGES

Doğrulama Kodu : 7a61a8b3-b08c-4ac3-ad8c-9b4bdaab4883

Kayıt-Tescil No: 2021-5453

Kayıt-Tescil Tarihi:28.09.2021

r.keklikci23@gmail.com ;   havzaiscidevleti.blogspot.com  ;  @Havza_Devleti


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder