18 Eylül 2026 Cuma

TÜRKİYE SİVİL ANAYASASI NASIL OLMALI?

 

                                                                                                  

7. HAVZASAL UYGULAMAM (Misyonum)

Devletleri ayakta tutan, kuruluşundan öce kurulmuş, kuruluşu ülkü edinmiş, içtimai yapının idari, siyasi, iktisadi, askeri hücrelerine kadar sızmış istihbarat güçleridir.

Askeri ve istihbarı teşkilatını oluşturamayan, günün şartlarına uygun çalışamayan içtimai kurum ve kuruluşlar, toplumsal, sosyolojik olgular, havza sakini emekçilerin refah ve mutluluğunu sağlayamazlar.

Kurulan teşkilatlarını, bu teşkilatlardan oluşan devletlerini ayakta tutamazlar. Siyasi iktidarlar da iktidarda kalamaz, sömürgecilere karşı mücadele edemezler.

Dünyanın ana ve alt/tali, havza yaşam alanları, sömürgeciler sermaye ve servet sahibi insanlar tarafından; pH’ı ve iç-termodinamiği/ısıl dengesi bozulmakta, ısıl/enerji transferi, aktarımı, yayılımı havzaların kirletilmesinden dolayı, termodinamik dengesi bozulmaktadır.

Tüm dünyada havza sakini emekçiler, havzalarının kirlenmesini, pH’ının ve ısıl dengesini,(Termodinamik dengeyi) korumakla birlikte; havzasal gen-genom, epigenetik, morfogenetik, enformatiğinin, morfik alanın bozulmasına da engel olmalıdır diyorum.

Ana ve tali havza yaşam-yağış alanlarında, yaşayan havza sakini emekçilerin, özgür iradeleri ile “ortak fayda” da anlaşarak, onurlu, “erdemli, onyrlu, ortak ittifaklar” la birleşerek “ Havza İşçi Devleti” yapılanmasını oluşturmaları ve “havzalarında ortak yaşamaları” gerektiğini söylüyorum.

Küresel-Wahşi-şahsi-emperyalist-sermaye-sınıfı ve yerli/yersiz iş birlikçileri; işgal, istila, ilhak, sömürü, soygun, talan ve tecavüzü bilerek, bilinçli olarak, sistemli yapmaktadır.

Havza yaşam alanındaki zenginliklerin, Milletlerin Zenginliğinin, Havzaların Zenginliğinin adaletsiz paylaşımı; olumsuz toplumsal oluş, oluşum ve olgulara/görüngülere sebep olmakta ve bu durum, toplumsal değişimi zorunlu kılmaktadır.

Allah, yeryüzünde rızkı ve rızk kaynaklarını insanlar eşit bir şekilde kullansın diye yarattı. FUSULET/10

Bu eşitliği bozan, zalim düşman net olarak bellidir: 

Küresel-emperyalist-wahşi-şahsi- sermaye-sınıfıdır. 

Çözülmüş emperyalist işçi devletleridir: Çin ve Rusya

Bu emperyal güçler: tüm havzalarımızda, arka kapı diplomasisi ile aralarında anlaşarak zulmediyor; olumsuzluklara, acılara yüreğini kapatmış, havza sakini emekçilerin acılarını, görmezlikten, duymazlıktan geliyor; Havzaların Zenginliğine el koyuyor, mülkiyeti gasp ediyor, adil-ortak-eşit paylaşımı red ediyorlar.

Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.2/193

“Havza İşçi Devleti” ve “Havzada Ortak Yaşam” hayati zorunluluktur!

“Havzaların Zenginliği” tezimi, havzasal zenginliklerin, adil-eşit-ortak paylaşılması ve “Hak İade Kuramı” ile sahibine iade edilmesi için yazdım. Düşman ve zalim olan wahşi “küresel sermaye sınıfı” nın emperyal gücü kırılmalı yok olmalıdır diyorum...

Zenginlerin mallarında yoksulların hakları vardır. MERAİC/24-25

Havza sakini emekçiler, yağmur suyunun ayırım çizgisinin belirlediği, havza yaşam-yağış alanlarında, havzada ortak yaşamı başarmak zorundadırlar.

Bir yağmur damlasının peşine düştüm ve bu tezi yazdım.

Hiçbir insanın aklına gelmeyen adil devlet sınırlarını, “Havza İşçi Devleti” sınırlarını, yağmur damlaları ile belirledim.

Kirlenen havzalarımız, havza fanusumuz toplumsal, fiziksel anlamda yağmur suyu ile temizlenecek, güneş sürekli enerjisi ile ısıl dengeyi/havza termodinamiğini koruyacaktır diyorum.

Bu tezim: Bir hayal değildir, toplumsal yaşamda karşılık bulacaktır.

Bu savım: Doğal, İnsan ve Toplumbilim/Sosyoloji anlamında net bir gerçekliktir diyorum.

Bu gerçeklik, mazlumları, ezilenleri, havza sakini emekçileri ayağa kaldıracaktır.

İnsanlığın tabii mizacına, havzalarına dönmesi, havzalarına sahip çıkması, talanı engellemesi an meselesidir, buna hiçbir küresel güç engel olamaz.

Günümüze değin kavimlerin/ulusların/halkların yaşam alanları, havzasal anlamda belirlenmemiştir. Bu belirsizlik toplumsal karışıklıklara/savaşlara neden olmuştur.

Günümüzdeki savaşların en önemli üç nedeni:

a) Sömürge güçlerin, kapitalist emperyalist ve çözülmüş emperyalist işçi devletlerinin; işgal, istila, ilhak, sömürü, soygun, savaş, talan ve tecavüzü bile-isteye, sistemli bir şekilde hayata geçirmesi, cihana hükmetmek istemesi ve yapay devlet sınırlarını çizmesidir diyorum.

b) Sömürge güçlerin, “Ticari Deniz Taşımacılığı”na, limanlara ve stratejik boğaz geçişlerine: Hürmüz, Babül Mendep, Malakka, Bering,  İstanbul, Çanakkale, Cebelitarık Boğazları, Panama,  Süveş Kanalına hükmetmek istemesidir diyorum.

c)“İçme ve kullanım suyu”,” stratejik madenleri” nin kaynağını ele geçirmek istemesi için çıkardığı savaşlardır diyorum.

Küresel-wahşi-şahsi-sermeye-sınıfı, bu baskılarından, baskın isteklerinden hiçbir zaman vaaz geçmeyecektir…

Bu azgın sınıf yok olmadıkça azgınlıklarından, taşımacılıktan ve su kullanımından doğan çelişkileri kendi menfaati için kullanacaktır.

Tüm havzaların barış yurdu olmasını etnik ve mezhebi ayrılıklar, yapay sınır anlaşmazlıkları kullanarak kaos/buhran yaratmaya devam edecektir.

Ak Parti’nin, Yeni Türkiye Sözleşmesi:

Madde 1:“Her siyasal düşünce ve düzen, insana hitap etmek ve belli bir mekâna ve zamana dayanmak zorundadır. İnsana hitap etmeyen, zaman ve mekânın gereklerini gözetmeyen hiçbir siyasal düzen kalıcı olamaz.”

Kuramsal eleştiriye katkı:

*Sınırları doğal olarak, belirlenmemiş alanları, mekân/coğrafya olarak kabul edemeyiz. Doğal mekân olarak ancak ve ancak doğal havza yaşam-yağış alanlarını/Havza Fanusunu sınır olarak bilimsel anlamda kabul edebiliriz.

*İnsanlarımızı, doğal yapımıza hitap etmeyen, küresel-wahşi-şahsi-sermaye-sınıfının, Lozan’da çizdiği bu mekâna hapis edemeyiz. Bu düşünce ilelebet devam edemez...

*Mekânımız/coğrafyamız,  küresel wahşi-şahsi-sermaye-sınıfının  idari, iktisadi, siyasi, askeri ve istihbarı askeri güçlerinin amaçlarına göre belirlenmiştir.

*Güney sınırlarımızın yeniden belirlenmesi süreci yaşıyoruz. “Havza aidiyet duygusu” ile Türk, Arap, Acem, Kürt halkları “ortak ve onurlu ittifaklar” kurmalıdırlar.

*Mezopotamya Havzası’nda ve Akdeniz, Karadeniz Kapalı Havzalarında;  küresel-wahşi-şahsi-sermaye-sınıfı tarafından çizilen mavi, yeşil ve kahverengi çizgileri kabul edip, mevcut yapay sınırlar içine hapsolunamayız.

*Birinci madde de tanımlanan: Zaman, mekân tanımlamaları; mekânın gereklerin gözetmeyen bir siyasal yapı; Ak Parti’nin oluşturacağı düzen; sosyoloji, içtimai yapı, toplumsal düzen: 2053 ve 2071 hedeflerimiz için yeterli değildir.

*Yeni içtimai yapılanmamız, havza bazında, havza sınırları kapsamında ele alınmalıdır diyorum. 

*Gen-genom, epigenetik, morfogenetik, enformatik kalıtımsal “gen ifadesi” ile olgulaşan, “havza morfik alanı”cnda, “Havzasal Yaşamın Sırları”na vakıf olarak, ulusal aidiyet bilincini de kapsama alanına alan, “Havza aidiyet şuuru/bilinci” ile yapılandırılmalıdır diyorum.

*Havza aidiyet şuuru, daha kapsayıcıdır. Sadece Türk “Ulusal aidiyet şuuru” ile yapılandırılacak olan yeni anayasa; kapsayıcı ve kalıcı olamayacağı için stratejik hedeflere ulaşımı da sağlayamaz.

*Yeni sosyolojik/toplumsal/içtimai buhranlara da sebep olabilir diyorum.

*Havza aidiyet şuuru ile tüm halkların/milletlerin/ulusların “hükümranlık hakkı”  olduğu düşünülüp, ortak kabul edilerek, değerlendirilmesi gerekir.

*Halkların, hükümranlık hakları eşit olarak düşünülmeden, varoluştan doğan insani hakları tanınmadan yapılandırılacak “Yeni Sivil Anayasamız” güdük kalacaktır!

Dolayısıyla;

Ak Parti’nin; Yeni Türkiye Sözleşmesi “havza ve sınıf temelli” olmadığı için eksiktir.

Stratejisini: İstiklal Marşı mesajlarından, şuurundan oluşturan  RTE/Ak Parti; Milli Şairimiz: Mehmet Akif Ersoy’un vermek istediği mesajları tam olarak algılamış, anlamış, uygulamış değildir!...

Mehmet Akif Ersoy; “Faiz/riba”,“ Lehül Mülk” ve” İnfak” kavramlarında samimi idi; Ak Parti’de samimi olmalıdır!?…

Tek dişi kalmış, wahşi sermaye sınıfından kurtulmanın yolu, denetimsiz, kapitalist, sömürgeci, serbest, sınırsız, piyasa ekonomisine ayak uydurmak, uyum sağlamak değildir!?...

Emperyalistlere karşı, cihad ehli ile tevhidi birlik sağlanarak hep birlikte“diklenerek dik durmakdır.”

Asıl olan: Sınırlı-süreli, sınırlı-sorumlu, sınırlı-denetimli, havza sınırları kapsamında serbest pazar iktisadi yapısıdır.

Ak Parti, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, serbest piyasa ekonomisi ile iktidar olanlar, kendi “iktidar zenginleri” ni yaratır ve iktidar zenginleri de, kazanç da aç gözlülük ederek kendi iktidarı değiştirir.

“Anadolu Kaplanları,” yeni yetme zenginler, TÜSİAD ayarına geldikçe, sermaye tek elde biriktikçe şerit/kulvar değiştirir, makas çekerek ilerler ve kazaya sebebiyet verirler.

Ve bu zengin bireyler partiyi içeriden yıkar, bir zaman sonra, Ak Parti’nin de sonunu getirirler!...

Son seçim de ikinci parti durumuna düşmesinin nedeni: Palazlanan, Anadolu Parsı/Kaplanları’ nın, açgözlü yeni zenginlerinin saf değiştirmesi değil midir?...

Basiretsiz, beceriksiz, anti-demokrat, liyakatsiz siyasilerin, altılı masa’da ciddi, güvenilir, tutarlı bir başkan “başkan adayı” gösterememesidir.

Liderlik vasfı, herkes tarafından kabul edilen, retoriği çok iyi olan: Türkiye’nin:  emek-değer, katma-değer, artı-değerini; Türkiye Halklarına harcayan: Tayyip Başkan’ın yeniden kazanmasına neden olmuştur.

Ak Parti, siyasi iktidarının devamı yeni zenginler yaratarak değil, “Havzaların Zenginliği”ni adil-eşit-ortak paylaştıracak; “Hak İade Kuramına” sahip çıkarak sağlayabilir!...

Milletlerin Zenginliğini değil, Havzaların Zenginliğini adil-eşit-ortak paylaştırarak, sahibine iadesini sağlayarak, havza ve sınıf temelli siyaset üreterek sağlayabilir…

Evrensel değerler özgürlük, eşitlik, kardeşlik; sömürgeci batının (kapitalistlerin) tekelinde değildir, bu değerleri en çok suiistimal eden de onlardır, batılı emperyalistlerdir!...

Yaşanan olaylar gerçek, yaşanan olaylar hakkında hakkın da düşünülenler, söylenenler hikâyedir. Yaşanılana, ana, olguya bakmak gerekir. Gerçek anlamda “sosyolojik tahlil”de bu değil midir zaten?..

Konfüçyüs gibi gerçekleri, olgularda aramak gerekir.

Siyasi yaşam son derece basittir: “Sermaye”ve “işçi” sınıfı.

Karl Marks’ın belirlediği bu iktisadi çelişki, günümüzde de hala devam ediyor. Görmezlikten gelemeyiz!...

Türkiye Cumhuriyeti: Savunduğum,”Havza İşçi Devleti” ve “Havzada Ortak Yaşam” savımla havza ve sınıf temelline dayalı “Türkiye Birleşik (Federe) Havza İşçi Devleti” olarak yeniden tanımlamalıdır diyorum.file:

///C:/Users/w7/Documents/H%C4%B0D-SON/turkiye-akarsu-havzalari-haritasi.webp

Ya da kısaca: TÜRKİYE HAVZA DEVLETİ olarak yapılandırılmalıdır diyorum!...

Aynı düşüncelerle:

Komşumuz Suriye: Asi ve Fırat nehir havzası üzerinde;  SURİYE HAVZA DEVLETİ olarak yapılandırılmalıdır diyorum!...

Mezopotamya ve Asi Havzasında “onurlu-ortak siyasi ittifaklar”  kurulmalıdır diyorum.

Havza yaşam alanı “sınırı” ,“pH’ı değer aralığı” ve ısıl/enerji transferi, yayılımı, yansıması, aktarımı “iç- termodinamik denge”,” gen-genom, epigenetiği, morfogenetiği, enformatiği”,”morfik alanı”  belirlenmeli ve“gen ifadesi” ile kalıtımsal olarak “havza yaşam-yağış alanı”,“havza fanusu” içerisinde, kendi içinde korunmalıdır.

Toplumsal yapılanmaların sorumluluk alanları belirlenmez ise çıkar çatışmaları başlar, sınır ihlalleri çatışmalara ve kargaşaya neden olur. Havzaların Zenginliğini adil paylaşımı zorlaşır.

Toplumsal yapılanmalarımızı, sınırları belli mekân/coğrafya içinde, geçmişin/tarihin olumlu oluşumlarından yararlanılarak, şimdilerde ne yapacağımıza ortak karar vererek, yapılandırmalıyız.

*Toplumsal yapılanma konusunda geleceğe dair öngörülerimizi de ayrıca hesaplayarak, geleceğe dair yapılandırmalarımızı da belirtmemiz gerekir.

*Toplumsal barış: Emek-Sermaye barışı ile sağlanır. Emekçilerin sömürüldüğü yerde toplumsal barış olmaz diyorum.

*Sınırlarını, yağmur suyunu ayırım çizgisinin belirlediği havzalarımız mekanlarımızdır. Havzalarımızın zamanı; havzaların tarihi gerçekliğidir.  Toplumsal yapılanmamız, ana ve tali havza sınırları içinde olmalıdır.

*Toplumsal Siyasetimiz: Toplumsal ortaklık (Sosyal Demokrasi) olmalıdır.

*Havzada ortak yaşam, sosyal demokrasi, toplumsal ortaklık siyaseti uygulanmadıktan sonra 2053-2071 hedeflerine ulaşamayız. Ulaşmak hayal olur.

*Havza ve sınıf temelli olmadığı için, Ak Partinin yeni vizyonu: “Türkiye Yüzyılı” siyasi hamlesi başarıya ulaşamayacaktır diyorum.

*Ak Parti, iktidarında, Uluslar arası siyasette; Mezopotamya, Nil, Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizi Havzalarında, öz çıkarlarımızı korumakla birlikte; yeni olumsuz oluş, oluşum, olgu/görüngülere neden olunmuştur!...

*Bu durum siyasetini havza ve sınıf temelli yapamamasından ve havzaların zenginliğini koruyamamasından kaynaklanmaktadır!...

*** Ez cümle:Ak Parti, ülkem artı-değerini, ülkem insanının, insani temel ihtiyaçlarına harcadığı için gelmiş geçmiş en başarılı “anti-emperyalist,” kapitalist sisteme entegre olmuş siyasi muhafazakar demokrat partidir diyorum!...


KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 

İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGES

Doğrulama Kodu : 7a61a8b3-b08c-4ac3-ad8c-9b4bdaab4883

Kayıt-Tescil No: 2021-5453

Kayıt-Tescil Tarihi:28.09.2021

r.keklikci23@gmail.com ;   havzaiscidevleti.blogspot.com  ;  @Havza_Devleti