KOMÜNİST PARTİ MANİFESTONUN ELEŞTİRİSİ
VE
HAVZA İŞÇİ DEVLETİ BİLDİRİSİ
Karl Marks, Komünist
Parti Bildirisi (Manifesto) ile kurulması istenen, “yapay-ulus-üniter-komünist-işçi sınıfı devletlerinde;” doğal havza
sınırlarını, siyasi sınır: ”doğal devlet sınırı” olarak
belirleyemedi!...
Çünkü kalıtımsal “gen ifadesi” nden, havza sınırından,
havza fanusundan bi haberdi!...
Havzaların
Zenginliklerini, iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini: Katma-değer,
emek-değer ve artı-değerini: ”Hak İade Kuramı”: Gün/Yevmiye-iş gücü ölçeğinde; birey,
aile/hane halkı ve kamunun; ” birim-emek-değer”ini doğru tespit edip; adil-eşit-ortak olarak sahibine iade
edemedi!...
Karl Marks’ın, “Diyalektik Materyalist felsefesi” ile
yeryüzünde ilk kez ulusal, federe/birleşik
“yapay işçi devletleri”
kuruldu; kurulan yapay işçi devletleri yaşamda, uygulamada, hayata geçirme
denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı!...
Kurulanlar yıkıldı,
ayakta kalanlar da can çekişiyor!...
İşlerine gelmediği için
basit bir kural olan “hak iade kuramı”nı yenilikçi fikir
olarak hayatta, gerçek yaşamda uygulayamayan, “yapay-işçi-devletleri” de zaman içinde yıkılacak ve “Havza Devleti” ve ya “Havza İşçi Devletlerine” dönüşeceklerdir.
En başta Rusya ve
Demirperde ülkelerinde: Bulgaristan, Yugoslavya (Tito), Romanya, (Çavuşesko) Çekoslovakya, Doğu Almanya, Arnavutluk (Enver
Hoca), yine uzak-doğu diye tanımlanan: Çin, Vietnam, Kuzey-Kore gibi
yapay işçi devletlerinde de uygulama başarısızlıkla sonuçlandı!...
Küba Adasında, Vietnam,
Kuzey Kore yarımadasında kurulu, işçi devletlerinde de artı-değer sahibine
harcanmadığı için can çekişiyor!...
Gerçek anlamda,
Havzaların Zenginliğine, iktisadi varlıkları ve iktisadi değerlerinin
ortaklığına dayanan; “demokratik-sosyalist-komünist-cumhuriyet” olarak
tanımlanan, sınırları doğada yaratanı tarafından belirlenmiş, havza yaşam-yağış
alanlarında, “doğal işçi devletleri”, “hak
iade kuramının” bilinememesi ve ya görmemezlikten gelinmesi
nedeniyle “havza sakini emekçiler/işçi sınıfı” tarafından yapılandırılamadı!...
Ren havzası sakini fikir
emekçisi, Karl Marks, İnsan ve Toplumilim/Sosyolojide, kendine göre, ispata
muhtaç olmayan, materyalist inançla, yaşam gerçeklerine uyumlu, bazı bilimsel
iktisadi-siyasi tespitler yaptı!...
Şimdi onları sorgulama
zamanıdır ve onlara soruyuorum?
KARL MARKS VE ARDILLARI NERELERDE YANLIŞ
YAPTILAR!...
Karl Marks;
İbn Haldun, John Locke, Adam-Smith,
David Ricardo’ nun, “emek-değer” tanımlamasından esinlenerek;
iş gücü, emek, sermaye, sınıflı toplum, üretim-tüketim, eşya/meta, fiyat,
ücret, kar, faiz, toprak rantı, vergiler den
oluşan iktisadi-siyasi/ekonomi-politik kavramları;
İktisadi değer: “artı-değer” kavramı
üzerinden; “Diyalektik Materyalist
Felsefe” yaparak yeniden tanımladı!...
Toplumsal yapıyı net bir
şekilde sermaye ve işçi sınıfı olarak ikiye ayırdı…
Bu belirlenimleriyle, “emek
değerin” büyük kısmını oluşturan "artı-değerin” sermaye sınıfı
tarafından sömürüldüğünü, su götürmez bir şekilde değerlendirdi ve konuya
açıklık kazandırdı; haklı olarak, öncesinde yapılmış tüm toplum-bilimsel
(sosyolojik) tanımlamaları tahrif etti!...
Bireysel emeği, "birim-iş
gücü, birim-emek" gibi toplumsal/sosyal sabite kavramlarına
dayanarak yeniden tanımladı.
Yeni iktisadi
tanımlamalar, açıklamalar yapıp, " emek-değer" üzerinden, “artı-değeri” belirledi;
çok basit bir kuram olan adil-eşit-ortak
paylaşımı gerçekleştirecek: “Hak İade Kuramı” nı geliştirilemediler!...
Kanaatim odur ki!...
Komün toplumu
oluşturacak liderler, yönetimler, “proletarya
diktatörlüğü” adına “artı-değer”in,
sahibine harcanmasını, sahibine iadesini istemediler!...
Kurulan komünlerde
beşeri buhranlar yaşandı, emekçiler hizmet etmekten vaaz geçtiler!...
Emekçileri sömürdüler,
ezdiler, açlıktan, yokluktan ölümlerine sebep oldular!...
Geçmişte, günümüzde ve
gelecekte, sömürünün gerçek nedenini İnsan ve Toplumbilim/Sosyolojik,
fikri sabitelerle tespit ederek; insani iş gücünü/emeği göz önünde
bulundurarak tüm tarihi dönemlerinin “diyalektik materyalist” felsefesini
yaparak; insanlığın üretim-tüketim ilişkileri tarihinin yeniden yazılmasına,
konuşulmasına ve de bazı havza yaşam-yağış alanlarında, yanlış da olsa “ulusal bazda” uygulanmasına vesile
oldular!...
Sömürü çarkının,
geçmişte, günümüzde ve gelecekte nasıl döndüğünü, sınıfsal çelişki ile
belirleyip, emekçilerin inanç ve güvenini kazanıp, devlet yapılanmalarının,
yanlış da olsa emekçilerin ortak faydasına olacağı zannıyla yeniden inşasına
giriştiler!...
Bireyin, ailenin/hane
halkının ve toplumun/kamunun; mülkiyet hakkının ve mülkiyetin verasetten devir
hakkının ortadan kaldıran “yapay işçi
devleti” yapılanmasının fikri/teorik ve uygulamalı/pratik temellerini
attılar!..
Karl Marks’ın ardılları,
işçi devletinin yapılanmasına girişerek tarih sahnesine çıktılar ve kısmen de
olsa, bazı havzalarda, işçi devletini kurmakta başarılı oldular!...
Karl Marks ve ardılları:
Lenin, Stalin, Mao, Enver Hoca, Ho Chi Minh, Tito, Kastro, Kim ve “Diyalektik Materyalist Felsefe” ile
hareket eden diğer liderler!...
İşçi sınıfı adına
sermaye sınıfının kökten, ortadan kalkmasını; ailenin ve aile/hane halkı ve
kamunun mülkiyet haklarının yeniden tanımlanmasını; mülkiyetin ve mülkiyetin
verasetten intikalinin ve devrinin yeryüzünden silinmesi kuramını benimseyerek
en büyük yanlışı yaptılar!..
Diyalektik idealist felsefe yapanlara karşı; "inanç ispata muhtaçtır" mantığıyla; “yapay-
ulusal-üniter-kapitalist-sermaye-sınıfı
devletlerine” sınıf ayırımı temelinde
itiraz ettiler!...
Diyalektik
Materyalist Felsefe yaparak, “yapay işçi devletleri”nin kurulmasına sebep/vesile oldular!...
Bilindiği üzere idari,
siyasi, iktisadi , askeri ve istihbarı bilimlerde de mutlak tanımlama yoktur!..
Yapay devletlerde,
haksızlıklarla olgulaşan çarpık toplumsal gelişmeler; “hak iade kuramı” gibi
çok basit, yeni kuramların belirlenmesine vesile olurlar!...
Hak İade Kuramı:
*Havzaların Zenginliği:
Toprak-su-hava ve maden/enerji sahası; iktisadi varlıkları ve iktisadi
değerleri: katma değer, emek-değer ve artı-değerin; bireye, aileye/hane
halkına, kamuya/topluma; yani, gerçek sahibine iadesini sağlayacak kuramdır.
*Havzaların
Zenginliğinin, iktisadi varlıklarının ve iktisadi değerlerinin; yani havza “katma-değer””emek-değer”,”artı-değer” inin gerçek
sahibine/havza sakini emekçilere; ortak-adil-eşit paylaşımını
sağlayacak kuram, günümüze kadar belirlenememiş veya belirlenmek
istenmemiştir!...
*Hak İade Kuramının
olmayışı, uygulanmayışı nedeni iledir ki; havza yaşam-yağış alanı sınırları
içerisinde, Havzaların Zenginliği’nin sahibine iadesi gerçekleşememiş; bu
nedenle, tüm havza yaşam-yağış alanlarımızda; istenmeyen idari, siyasi,
iktisadi, askeri, istihbarı, içtimai felaketler, buhranlar, savaşlar olmuş,
iktidar değişimleri yaşanmış, yapay/suni ulus-üniter devletler
oluşturulmuştur!...
Bireyin, Ailenin ve Kamu Mülkiyetinin Korunması:
İşçi devletlerini
kuranlar, fikri bazda, İbn Haldun, Jonn Locke, Adam Smith ve David
Ricardo’nun: ”Emek-değer” ve Karl Marks’ın: “Artı-değer”inden
yola çıkarak; bireyin, ailenin/hane halkının ve toplumun/kamunun; “hak iade
kuramı: gün/yevmiye-işgücü” ölçeğinde; “birim-emek-değeri“ belirlenerek,
sahibine iadesini sağlayamadılar!...
Kişinin ve ailenin/hane
halkının ve toplumun/kamunun; iade kuramı ile belirlenmesi; Havzaların
Zenginliğinin; havza sakini emekçilere, gerçek sahibine ”gün/yevmiye-işgücü ölçeğinde ”birim-emek-değeri”nin
tespiti yapılarak iade edilmesi, havzasal
ve sınıfsal ve ulusal temelde, kalıtımsal “gen
ifadesi” nden kaynaklı olarak yeniden yapılandırılacaktır!...
Birey, aile ve kamu
mülkiyeti ve mülkiyetin devir hakkı; “hak iade kuramı” ile belirlenerek; hakkın gerçek sahiplerine teslim edilmesinin,
mümkün olabileceğini iddia ediyorum!...
Gerçek yaşamda bu
uygulama, ancak ve ancak, kalıtımsal gen ifadesi ile oluşan, havza yaşam-yağış
alanında, havza fanusunda, sınıf temeline dayalı, “Havza Devleti”,” Havza İşçi
Devleti” yapılanması ile mümkün olacaktır.
Havza sakini emekçiler; Havzaların Zenginliğini: katma-değer,
emek-değer, artı-değer iktisadi varlıkları ve iktisadi zenginliklerinin gerçek
sahibine iadesini; adil-eşit-ortak
paylaşımını gerçekleştirebilmek için; sermaye sınıfının sömürge düzenlerini
yıkmak; havza yaşam-yağış alanlarına kök salmış kurum ve kuruluşlarını ortadan
kaldırmak, ayrık otlarını bittikçe, teker teker temizlemek durumundadırlar!...
Günümüz havza sakini
emekçilerin, “Diyalektik Metafizik” felsefe yaparak, kalıtımsal
“gen ifadesi”nden kaynaklı, oluşmuş havza
yaşam-yağış alanında; sınırları doğa tarafından belirlenmiş havzalarda, “Havza
İşçi Devleti” ni yapılanmasını gerçekleştirmeleri gerekmektedir!...
Bu mümkündür diyorum!...
İnsan ve
Toplumbilim/Sosyoloji anlamında, Havza İşçi Devleti gibi “yenilikçi
sosyolojik” açılımlarla; insanlığın, ileriye doğru toplumsal atılımlar
yapması gerekliliği doğmuştur.
Karl Mark ve
ardılları, “diyalektik materyalist felsefe” yaparak, evrensel anlamda;
”BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ
BİRLEŞİN” dediler!...
Mülkiyetin ve mülkiyetin
verasetten intikali hakkının kaldırılmasını; bu hakkın, kurulacak “ulus
işçi devletine” devredilmesini ve ortak kullanılmasını istediler;
bu istem yaşamda, hayatta, uygulamada gerçekleşemedi!...
Bahsini ettiğim bu ÇOK BÜYÜK YANLIŞTAN dolayı!...
Doğum sancıları çeken ulusal-işçi-sınıfı-örgütleri;
idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı anlamda çok iyi örgütlenmiş;
emperyalist-küresel-wahşi-kapitalist-sermaye sınıfı ile çatışarak; birinci ve
ikinci dünya savaşlarının oluşumuna neden oldular ve siyasi, iktisadi ve içtimai
nedenlerin, buhranların, beşeri felaketlerin kapılarını araladılar!...
Denetimsiz, sermaye ve
işçi sınıfı, çatışarak bu savaş kapılarından içeri girdiler ve sınırları net
olarak belirlenemeyen; yapay-ulus-üniter-sermaye sınıfı ve işçi devletlerini kurup;
havzalarımızda soğuk-sıcak savaşlar yaparak biri birlerine yaşama hakkı
tanımadılar!...
Küresel emperyalist
güçler, kurulan ulusal-işçi sınıfı devletlerinin; tüm kurum ve kuruluşlarını:
sendika ve sivil toplum kuruluşlarını, siyasi işçi partilerini kendi çıkarları
doğrultusunda kullandılar!...
Küresel
wahşi-şahsi-kirli sermaye sınıfı, havza sakini emekçilerin, işçi sınıfının, doğal
yaşam alanı, yeryüzünün bütün havzalarında işgal, istila, ilhak, savaş,
soygun, sömürü, talan ve tecavüz ettiler ve de etmeye devam
etmektedirler!...
Özellikle, Amazon,
Uruguay, Mississipi, Kongo, Nijer, İndus,
Ganj, Nil, Tuna, Mezopotamya Havzalarında, kapalı Akdeniz, Karadeniz
Havzalarında; havza sakini emekçilerin, Havzalarının Zenginliğini, iktisadi
varlıklarını, iktisadi değerlerini; mal, can, namus, ırz, nesil, onur,
haysiyet, özgürlük ve tüm insani değerlerini gasp edip ellerinden
aldılar, toplu katliamlar yapıp; kalıtımsal “gen ifadesi”ni bozup, neslinin devamına bile engel oldular.
Tüm havzalarda insan,
hayvan, bitkilerin, tüm canlıların genetiğini bozarak melez ırkların ve
epigenetik mutasyonların oluşumuna neden oldular!...
Sömürüyü daimi kılmak
için havza sakini emekçilerin; cehalet-esaret-fakirlik içleminde/
üçleminde boğulmalarına, örgütsüz kalmalarına ve yok olmalarına neden oldular.
Küresel
wahşi-şahsi-kirli-kapitalist-komünist-sermaye sınıfı; istihbarı anlamda, ortak
paydada/faydada anlaşıp, birlikte hareket ederek; dünyanın tüm havza
yaşam-yağış alanlarında; korona (Covid-19) virüsünü yayarak biyolojik
savaşı başlattılar, ardından, Dinyester, Dinyeper, Purut havzalarında, bölgesel
savaş çıkararak insani kıyımlara, yerleşim bölgelerinde yıkımlara sebep
olmaktadırlar!...
Çözülmüş işçi
devletleri: Çin ve Rusya, iktisadi
anlamda “devlet kapitalizmi” olgusu yarattılar!...
Askeri güçleri ile
birlikte hareket ederek, yeniden siyasi kutuplaşmayı sağlamış ve üçüncü dünya
savaşını evrensel boyutta başlatmışlardır!...
Kapitalist sermeye
sınıfı ve çözülmüş işçi devletlerinin yeni sermaye katmanı/devlet kapitalizminin
emelleri:
Öncelikle emekli yaşlı
nüfusu ortadan kaldırmak, daha sonra ihtiyaç duymadığı, kendisine kuru
kalabalık olarak görünen, emek fazlası/atıl emek-değer sahibi orta yaşlı işçi
sınıfını ortadan kaldırmaktır!...
Bunun için kapalı
kapılar ardında, her iki grubun, askeri ve istihbarı birimleri anlaşıp
saldırıya geçtiler!...
Konvansiyonel, ateşli,
kimyasal, biyolojik (Covid-19) kitle imha silahlarıyla Mezopotamya Havzası' nda olduğu gibi
saldırıya geçtiler!...
Sınırlarını kendilerinin
belirlediği; yapay-ulus-üniter-kapitalist devletler oluşturarak, bunlar
arasında sıcak savaş çıkarıp, havza sakini emekçilerin kitleler halinde
ölümlerine neden oldular!...
Havza sakini
emekçilerin, geleneksel tarımına engel olarak, sınaî tarımı adı altında, insan
sağlığını bozan, insan doğasına aykırı zirai üretimleri-tüketimleri yapmaya
zorladılar!...
Zirai üretim-tüketimi
tamamen kar amaçlı yaparak; havza sakini emekçilerin; havzasal beslenme ve
havzasal sağlığını bozdular!....
Bile isteye, kronik
hastalıklara yakalanmalarına ve daha kısa sürede ölümlerine neden oldular!...
Havza sakini
emekçilerin, tanımlanmamış ve tanısı konulmamış, kronik hastalıklara
yakalanmasına sebep olarak, ciddi sağlık sorunları yaşamalarına neden
oldular!...
Tüm havza yaşam-yağış
alanlarında, kalıtımsal “gen ifadesi”nden kaynaklı tezahür eden, olgulaşan:
İnsan ve Toplumbilimsel/Sosyolojik yapılanmayı, doğal gelişim sürecini,
gelişmeyi, dumura uğrattılar, diyalektik zincirin halkalarını kopardılar!...
Başarılı olmuş, yapay-ulusal-işçi-devletleri
de maalesef, küresel wahşi-şahsi-kirli-kapitalist-sermaye-sınıfı karşısında;
ulusal bütünlük sağlayamadığı gibi, bir bir çözülüp dağıttılar!...
Bütün ülkelerin
işçileri, evrensel işçi birliğini, bütünlüğünü sağlayamadıklar!...
Kurulan yapay devletlerde
de bozguncu (revizyonist) işçi kuruluşları, sermaye sınıfının denetiminde
olduğu için ulusal birliğin sağlanmasına engel oldular!...
Küresel wahşi-şahsi
sermaye sınıfının hükümran olduğu “yapay-ulus-üniter-kapitalist-sermaye-sınıfı-devletleri" ve
onlarla sidik yarışına giren; “yapay-ulus-komünist-işçi-devletleri;” ulusal
istihbarı birimlerini kurup; kendi aralarında, çıkar ilişkisine dayalı; kendi
iktidarlarının ayakta kalmasını sağlayan; "soğuk savaş lakırdısı" ile
günümüze kadar sahte siyasi rekabet yaparak geldiler!...
Karl Marks’ın ardılları,
19. ve 20. yüzyılı iktisadi ve siyasi
yanlışlar yaparak geçirdiler!...
Ama!...
21. Yüzyıl, havza sakini
emekçilerinin, devlet yapılanmalarını, havza yaşam-yağış alanı sınırları
içerisinde, diyalektik metafizik felsefe
yaparak, kendi havza sınırları içerisinde kuracakları, “Havza Devleti”,“Havza İşçi
Devleti" olarak
gerçekleşecektir!...
Yapay-ulus-üniter-devletlerin,
Ulusal zenginliklerini, Milletlerin Zenginliğini gasp eden küresel Kapitalist
ve komünist sermaye (Komünist Devlet Kapitalizmi) sınıfıdır!...
Küresel iki kutuplu,
kapitalist ve komünist sermaye sınıfı, denetimlerinde ki, istihbarı
birlikleri birlikte hareket edip; Havzaların Zenginlikleri/Milletlerin
Zenginlikleri’ni sömürüp; iki dünya savaşına ve dahi siyasi, iktisadi ve
içtimai buhranlara sebep olmuşlardır!...
Son olarak, çözülmüş
işçi devletinin, komünist sermaye sınıfı, ÇİN devlet kapitalizminin, COVİD-19 virüsü ile havza sakini emekçileri,
havza yaşam-yağış alanlarında ortadan kaldırmak için biyolojik savaşı
başlatarak saldırıya geçtiler, ölenlerin sayısı da yedi milyon kişiyi geçti!...
Çözülmüş işçi devleti,
komünist sermaye sınıfı, Rus devlet kapitalizminin, Dinyeper, dinyester, Purut
Havza yaşam-yağış alanlarını/Ukrayna’yı işgali, kapitalist sermaye sınıfını
ürkütmüş, NATO’yu yeniden toparlamaya, güçlendirmeye başlamıştır!...
Sözde eğitimli, sınıf bilinci var kabul edilen:
Sen, Ren, Elbe, Vistül, Tuna, Dinyeper, Dinyester, Purut havzası sakini emekçiler, biyolojik/genetik
ve sıcak savaş saldırısının şaşkınlığı içerisinde kalarak ne yapacaklarını
şaşırmışlardır!...
Küresel
wahşi-şahsi-kirli-sermaye-sınıfı ve uzman akademisyen işbirlikçilerinin
denetiminde sevk ve idare olunan; Dünya sağlık örgütü ve NATO yapay devletlerin
sağlık ve askeri kuruluşları, aniden karşılaştıkları bu biyolojik/genetik saldırılara
hazırlıksız yakalandılar!...
Tüm havza yaşam-yağış
alanlarında, havza sakini emekçiler, atıl emek, yetersiz kalan, ihtiyaca cevap
veremeyen sağlık ve askeri kuruluşlarında, kendi "ölüm sırasını" beklemektedirler!...
“Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor- komünizm
hayaleti.”
Mark ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say: 115
Kuramsal eleştirim:
*Bu söz, ham hayal/tamamen
ütopya idi ve hayalden öteye de geçemedi; sadece maddi değerlerle,
materyallerle, fiziki sabitelerle yola çıkılmaz; yarı yolda kalmamak için
manevi değerlere, metafiziksel sabitelere de ihtiyaç vardır.
*Ruh-zihin-beden yapımızın,
bir bütünlük içinde oluştuğunu inkâr edemeyiz; bu kavramları klasik fizik
sabiteler ve kuantum fizik sabiteleri, kalıtımsal “gen ifadesi” yok saymıyor;
manevi kavramlarımızı, manevi varlığımızı, değerlerimizi, metafizik
sabitelerimizi temelden, kökten yok sayamayız.
*Beynimizin, tüm
hücrelerimizle olan iletişimini ve hücrelerimizin beyinle ve diğer hücrelerle
olan genetik iletişimini; yine beynimizin "holografik " yapısını;"limbik
sistemi", bağırsaklarımızın merkezi sinir sistemiyle ilişkisini
sağlayan ”Enterik Sinir Sistemini” bedenimizde kablosuz
iletişim ve hormonal dengeyi sağlayan, “endokrin
bezlerini” bir kenara koyamayız.
*Komünizm hayaleti,
şimdilerde; Loire, Sen, Ren, Veser, Elbe, Oder, Vistül, Davgava, Ural, Volga,
Dinyeper, Dinyestır, Purut, Tuna, Po, Tajo ….. havza yaşam alanlarında;
Avrupa Birliği (AB) hayaleti olarak dolaşıyor.Lakin AB, hayalden öteye
geçemedi!..
Don, Volga, Dvina, Obi,
İrtiş, Pinega, Mezen, Peçora, Ural, Yenisey, Hatanda, Olenyok, Lena, İndiairka,
Kolima Anadır, Amur havza yaşam alanlarında; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği'nin (SSCB) ardılı: çözülmüş
işçi devleti "Rusya
Federasyonu"nda doksan yılın denenmişliğinin ayıbıyla; başarısızlıkla
ve utanç içerisinde, şaşkın, ezik hayalet olarak dolaşmıyor artık!...
Sir-i Derya, Amu Derya
nehirleri arasında, Maveraünnehir Havzasında; ana ve tali havza yaşam alanları
üzerinde; umutları kırılmış, yoksulluktan beli bükülmüş; havzasında aylık 200
$’a iş bulamayan emekçilerin hayallerini süslemiyor artık!...
Yang-çe, Hoang-ho,
Sigyang, Amur havzası yaşam-yağış alanlarında, çözülmüş işçi devletlerinde, Çin
Komünist Partisi hayaleti olarak dolaşmıyor artık!...
Mekong, Menam, İravadi,
havza yaşam-yağış alanlarında, umudu kırılmış, havza sakini emekçilerin,
Viatnam, Laos, Kamboçya, Tayland emekçilerinin hayallerini süslemiyor artık!...
Küba adası, “hak iade kuramım” ndan habersiz;
hala “artı-değerin sahibine iadesinin” nasıl
gerçekleştiririmin şaşkınlığı içinde debelenip duruyor !...
Dünyanın tüm havza
yaşam-yağış alanlarında, havza fanuslarında, gerçek anlamada toplumsal
ortaklık, havza sakini emekçilerin hayallerini süslüyor ama ham hayal olarak
süslüyor!...
Bu hayalet;
Tuna, Volga, Obi,
Yenisey, Lena, Amur, Hong Ho, Yang-çe, Mekong, Ganj, İndus, Fırat-Dicle, Nil,
Zambezi, Oranj, Kongo, Nijer, Amazon, Paraguay, Parana, Orinoko, Mississipi,
Mackenzie, Yukon havza yaşam-yağış alanlarında ve de tüm dünya havza
yaşam-yağış alanlarında hayalet olarak dolaşmıyor artık!...
Bu hayalet, sınırları
doğada belirlenmiş, yaşam alanlarımız havzalarımızda; kalıtımsal “gen
ifadesi”nden kaynaklı doğal yaşam zinciri üzerinde, hayalet olmaktan çıkıp, “havzada ortak yaşam”,”Havza İşçi Devleti”
sosyolojisi gerçeğine dönüşmesi yakındır artık!...
Yaşamın en küçük
varlıkları, sınırları belirli, bitkisel ve hayvansal hücreler; çekirdek-DNA-RNA,
genler ve sitoplâzmasındaki organ eller: mitokondri, koful, ribozom, sentrom,
entroplazmik retikulum, golgi aygıtı hücre zarı sınırları içinde; güneşten
aldığı enerji ile kendi enerjisini (ATP) üreterek varlığını, canlılığını,
koruduğunu, oluşturduğunu biliyoruz artık!...
Hücrelerimizin, kendi
sınırları içerisinde birbiriyle yan yana olan uyumu, hücre zarıyla sınırları
belirlenmiş alana hâkim genlerimiz; kendi içinde denetimli enerji üretimi
yaptığını, kendinin ve beden-zihin-ruh bütünlüğümüzü korumak
adına; yaşamını idame ettirmek, devam ettirmek için uyum içinde çalıştığını;
bilimsel sabitelerle anlamış buluyoruz artık!..
Denetime uymak
istemeyen, doğasına isyan etmiş, bayrak açmış katil, hızla çoğalan radikal
hücreler; kendi başına buyruk, özgürlüğü (liberalizmi) yaşam biçimi
olarak benimsemiş, kendini koruma adına, denetimden çıkmış, yetersiz enerji ile
bütünü yok eden, oksijensiz ortamda hızla üreyen denetimsiz radikal
hücrelerin/kanser hücrelerinin, en sonunda, beden bütünlüğümüzü yok ettiğini de
biliyoruz artık!...
Kalıtımsal “gen
ifadesi”nden kaynaklı, hem hücresel, organsal, bireysel beden bütünlüğü, hem de
havzasal anlamda denetimin kendi elimizde, “havz aidiyet bilinci ile çarenin
bizde, kendimizde, bedenimizde ve havza yaşam-yağış alanımızda, havza fanusunda
olduğunun bilincinde olmalıyız artık!...
"Havza aidiyet
şuuru/bilinci” ve “bedenimizin aidiyet şuuru/bilinci" ile denetimli gücümüzün farkında lığında,
üst ve alt bilincimizi birlikte kullanarak hareket etmeliyiz artık!...
Kalıtımsal
“gen ifadesi”nden kaynaklı, beden
bütünlüğümüzü, havza mikrobiyomumuzu-mikrobiyatamızı; havza yaşam-yağış
alanını, havza doğal ortamını; havza habitatını, yetişen hayvanlarının,
bitkilerinin, tüm genetik yapılarını; hava yaşam-yağış alanının toprak-su-hava
sahasının pH’ını temizliğini ve ısıl/enerji transferini/termodinamiğini koruyup
korumalıyız artık!...
Havzalarımızın
makrobiyotasını ve makrobiyomunu korumamız; öncelikle, havza
akar-durgun suyunun pH'ının ve havza
yaşam alanının ısıl/enereji
transferinin, (iç termodinamiği) ardışık, döngüsel, sıralı, devinimsel,
dönemsel hareketliliğinin korunması havza yaşam-yağış alanlarımızın, havza
fanusunun korunması anlamına geldiğinin bilincinde olmalıyız artık!...
Havzada
yaşam, havza canlılığının, habitatının korunması, havza sakini insanlar ve
diğer canlılar arasında hayatta kalmak için verilen çetin yaşam savaşı, "havza
aidiyet bilincini" oluşturur!...
Kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı oluşan:
“Havza Aidiyet Bilinci”: Soyut olduğu kadar somut değer olarak; hayatta
kalma, yaşama tutunma, yaratılanların havzasında özgürce yaşama bilinci
olduğunun farkına varmalıyız artık!...
Havza aidiyet bilinci: En büyük yaşam kaynağımız havzalarımızın,
bütünlüğünü bozan, havza aidiyet bilincimizi yok sayan işgal, istila, ilhak, sömürge, soygun, savaş, talan, tecavüzde sınır
tanımayan: “küresel-wahşi-şahsi-kapitalist-komünist-sermaye-sınıfı ve yerli
işbirlikçileri“ ne karşı mücadele bilinci olduğunun farkına varmalıyız
artık!...
Havza sakini
emekçilerin, “Havza aidiyet bilinci,”
ve kalıtımsak “gen ifadesi” ile
vücut bulan,” ulusal aidiyet bilinci”ni
de kapsamı alanı içerisine aldığının bilincinde olmalıdr; havza ve sınıf
temelli “siyasi stratejiler”
geliştirmesi gerektiğinin bilincinde olmadır…
Küresel wahşiler,
sınırsız, süresiz, denetimsiz, wahşi-şahsi hareketleri ve ürettiği yetersiz
enerji ile havza yaşam-yağış alanlarımızda; varlığımızı, havza aidiyet
bilincimizi radikal kanser hücreleri gibi bütünüyle yok etmek amacı, gayreti
içindedirler.
Dünya nüfusu: 7.8
milyarı aştı!...
Küresel wahş-şahsi
sermaye ve yerli işbirlikçisi, çanak yalayıcıları, en abartılı rakamla: Bir
milyon kişi olarak kabul edersek; bu zavallı küçük adamlar,(!) tüm havza
yaşam-yağış alanlarını sürekli olarak, ilelebet, hoyratça kullanabileceklerini
mi zannediyorlar acaba!?...
Bu duruma, hücresel, bedensel
ve havzasal bütünlüğümüzü korumak adına; havzasal beslenmemizi ve havzasal
sağlığımızı korumak adına; doğamız müsaade etmeyeceği gibi havza sakini
emekçiler de müsaade etmeyecek ve günü geldiğinde çok güzel cevap
vereceklerdir.
Havza sakini emekçiler,
kendi adına, enerji kaynağımız güneşten aldıkları sürekli, tükenmez, sonsuz (!)
enerji ile doğal ortamlarını, havza yaşam-yağış alanlarını kendi pH’ını ve ısıl
enerjisini,” Havzaların Zenginliğini”,
“hak iade kuramı” ile koruyacağı muhakkaktır!...
Nasıl ki, vücudumuzda ki
tüm hücreler, organel ve organlar, damarlarımızda akan kanın pH değerini
7,35-7,45 aralığın da tutmak ve vücudumuzun ısıl dengesini korumak için gayret
ediyor ve de bizi yaşatmaya çabalıyorsa;
Havza sakini
emekçilerde, havza akarsularının pH’ını
korumak ve havza ısıl dengesini (iç
termodinamiğini) ardışık, sıralı mevsimsel döngüsünü korumak, doğal
gelişimlerin bozulmasına engel olmak adına ceht/cihat ederek çaba gösterecekleri
zaman gelmiştir artık!...
Batı aydınlanması, (!)
bilimi suiistimal ederek, tüm insani değerler Gazze’de yok ederek, “sermaye
sınıfı” nın çıkarlarını; idari,
siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı anlamda; tüm havza yaşam-yağış
alanlarında koruduğu; sermaye sınıfını dünyaya hükümran kıldığı bilinmelidir
artık!..
Şunu demek istiyorum:
Son peygamber gönderildi
ve son uyarı yapıldı. İnsanlığın, kendi kendini idame edebilmesi,
yönetebilmesi; “diyalektik metafizik felsefe” yapması; klasik
ve kuantum fiziği, metafizik sabiteler ile ileriye doğru, aklını ve bilgisini
kullanması; kendi çabası ile yürümesi gerektiğini bilmem belirtmeme gerek var
mı?...
Diyalektik Fizik-Metafizik
Emek: Tanrısal “Mutlak
Emek” ve O’nun,
Allah’ın denetiminde ki “insan
emeği”dir.
Ruh-zihin-beden içleminde, bütünlüğünde; ürettiğimiz her ürün,
mal ve hizmet; iktisadi değer; fizik ve metafizik bütünsel emeğimizin ürünüdür;
anahtar kelimemiz “denetimdir.”
Diyalektik
metafizik: Metafizik âlemde, külli/toplam
sabit zamanda; fizik âlemde sınırlı süreli, değişken cüzi/kısmi
zamanda; oluş, oluşum olguların; denetimli, saklı ve
görüngü düzenin bilimsel/ilimsel olgusudur!... (Fenomenoloji)
Görünür görünmez
olgular: Sınırlı, süreli,
serbest, oluş, oluşum, olgu/görüngü, ardışık, sıralı, devinim; döngüsel olarak
yaratıcısının denetiminde meydana gelirler!...
Küresel wahşi-burjuva ve
proleterler, kendi çıkarları doğrultusunda; yapay-ulus-üniter devletleri, yapay
sosyolojileri yenilikçi demokratik yapılar (!) olarak tanımladılar;
Kendi hukuklarını yazıp,
kendi mülkiyet kanunlarını, kendi geçilmez gümrük duvarlarını inşa ettiler;
İşgal ettikleri yarı
kapalı havza yaşam-yağış alanlarını; Filistin-Gazze’de olduğu gibi açık ve
kapalı hapishaneye çevirdiler ve yaşamı havza sakini emekçilere zindan
ettiler!...
Bu
yapay-ulus-üniter-sermaye ve işçi sınıfı devletlerinde; kurdukları sözde
cumhuriyetci, demokratik, sosyal
demokrat-sosyalist-komünist partiler ile yürütme, yargı, askeri ve istihbarı
gücü ele geçirip hükümranlıklarını devam ettirdiler!...
Burjuva partileri gibi,
komünist partileri de, Havzaların Zenginliğini, Milletlerin Zenginliğini,
İktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerinin: emek-değer, artı-değer ve katma değerlerinin sahibine iadesini
sağlamayı akıllarının ucundan dahi geçirmediler!...
Emperyalist sömürge
düzeninin devamı için işçi sınıfına her türlü wahşeti yaşattılar, yaşatmaya da
devam ediyorlar!...
1-WAHŞİ-ŞAHSİ BURJUVA VE PROLETERLERE
Küresel
wahşi-şahsi-sermaye-sınıfı ve wahşi-işçi-sınıfı-devletleri; kaynağını “Alman Felsefesi”, “İngiliz Ekonomi
Politiği” ve “Fransız
Sosyalizminden” alır derler!...
Lenin, Mao, Ho Che Mınh,
Todor Jivkof, Enver Hoca, Tito, Çavuşesku, Kim, Kastro gibi samimi ulusal devrimci
liderlerin, deneyimleri ile yeryüzünde yaşayan, yaşatılan diyalektik
materyalizm: uzay-zaman-mekanda, maddeyi, maddesel
ısıl/enerjiyi (termodinamiği) insani düşünce ve fiziki hareketini;
emek-değerini, artı-değerini, katma-değerini baz olarak almakta; anahtar kelime
olarak da “değişimi” temel esas kabul etmektedirler!...
”Burjuvazi, tarihte, son derece devrimci bir rol
oynadı.”
Marks ve Engels,
Komünist Parti Manifestosu. Say: 119
Kuramsal eleştirim:
*Wahşi-şahsi burjuva ve
proleterler, değişimde devrimci (!)rol oynadılar ama devrimci, demokrat/ortaklaşacı
bir rol oynayamadılar, Havzaların Zenginliklerini, emek-değerini paylaşmadılar;
nedense hep kendilerine taraf yonttular!...
*Milletlerin Zenginliğini,
ulusal iktisadi varlıkları, ulusal iktisadi değerleri; uluslarının refahı,
ortak faydası için harcamak şöyle dursun; birinci ve ikinci dünya savaşlarına
sebep olup; itaatsizlik eden uluslara karşı atom bombası kullandılar; mazlum
ulusları da atom bombasıyla tehdit ettiler, tüm havza yaşam-yağış alanlarını
ilhak, işgal,istila etmeye de devam ediyorlar!...
*Sayısız siyasi ve
iktisadi buhranlar yaratıp, sınırları kendi çıkarlarınca belirlenen
yapay-ulus-üniter-devletler kurarak sömürgeci düzenlerini devam ettirdiler!...
*Burjuvazi, tarihte, son derece yıkıcı bir rol oynadı. Wahşi
sermaye sınıfının Yahudi ARMATÖRLERİ … ”Akebe-Gazze Kanal
Projesini” hayata geçirmek için
emeği ile geçinen insanları, çoluk çocuklarını, insanlığın gözleri önünde
öldürdüler. “Filistin-Gazze Katliamını”
yaptılar ve de yapmaya devam ediyorlar…
*Havza yaşam-yağış
alanlarının, ph’ını ve iç-dış
termodinamiğini, ardışık, döngüsel, sıralı, devinimsel iklim yapısını
bozarak, kalıtımsal “gen ifadesi”ni
bile mutat mutasyonlara zorlayarak, “epigenetik” olgular oluşturdular; havza yaşam-yağış
alanını, havza sakini emekçilerin başlarına yıktılar, yıkmaya da devam
ediyorlar!...
“Burjuvazi, yani sermaye, hangi oranda
gelişiyorsa, proletarya da modern işçi sınıfı da aynı oranda gelişiyor.”
Marks ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say: 123
Kuramsal eleştirim:
*Wahşi-şahsi burjuva ve
proleterler, aynı imkânlardan yararlanamadıkları için aynı oranda gelişim
gösteremediler.
*Milletlerin Zenginliği,
ulusal iktisadi varlıklar ve ulusal iktisadi değerler; sermaye sınıfının ve
işçi devletlerinin komünist partilerinin hükümran olduğu yapay-ulusal-üniter
devletlerde, sermayenin tek elde birikmesine neden oldular!...
*Cumhuriyet ve demokrasi
ile yönetilen yapay devletlerde; krallık, hanedanlık, emirlik, diktatörlük,
zengin ailelerin şirket kasalarında büyüyerek, sermayenin hızla birikmesine
neden oldular!...
*Ulusal savunma için
alınan silahlar, yapay ulusal sınır anlaşmazlıkları yaratılarak, etnik ve
mezhepsel ayrılıklar kullanılarak ulusal işçi sınıflarının mahvına sebep
oldular.
*İnsani düşünce
kaynağının ilk, orta, yeni, yakın çağ filozoflarının düşünce birikimlerinin;
Havzaların Zenginliğinin, iktisadi varlıklarının, iktisadi değerlerinin sahibin
iadesi belirlenemediği gibi, derin sınıfsal ayrılıklar oluşturdular.
*Fizik ve metafizik
fikr-i sabitelerinin; insanlığı getirdiği son nokta, doğal halka: Diyalektik
materyalizm insanlığın kurtuluş, umudu olarak görülmüştü ama olmadığı, kurulan
işçi devletleri bir bir yıkılırken anlaşıldı artık!...
*Berlin’i ayıran duvarın
yıkılması ile “yapay işçi devletleri”nin
iflası ilan edilmiş; toplumsal kurtuluş için insanlık yeni devlet yapılanması
arayışına girme fikr-i becerisini gösterememiştir!...
*Arayışlarım sonunda,
çok basit olan “hak iade kuramı” ile havzada ortak yaşamın sağlanarak, sınıfsal
ayrılıklara son verileceği gerçeği; “Havza İşçi Devleti” yenilikçi devlet
yapılanması olarak belirlenmiş olacak, bilimsel yenilikçi: İnsan ve
Toplumbilim/Sosyolojik yapı kendini gösterecektir!...
“Proletarya çeşitli gelişim aşamasından
geçer. Burjuvaziye karşı savaşımı var oluşu ile birlikte başlar.”
Marks ve Engels, Komünist Parti Manifestosu, say: 125
Kuramsal eleştirim:
*Mark'sın, “sermaye
ve işçi sınıfı “ belirlenimi ile “artı-değer” belirlenimi; doğru
siyasi ve iktisadi kavram olup doğru içtimai sabitelerdir.
* Yanlış olan, Karl
Marks’ın, Tanrı’yı toplumsal yaşamdan dışlamasıdır; bu yanlışı nedeniyle, ne
İsa’ya, ne de Musa’ya yaranmış; toplumsal yaşamdan dışlanan;
2026-1883= 133 yıl sonra da olsa kendisi olmuştur. En büyük yanlışlarından biri
de budur!...
*Onun bu kavramları
nedeni ile wahşi-şahsi burjuva ve proleterler sınıflar kendine gelmiştir.
*Bu kavramlar,
proletaryadan ziyade, küresel wahşi-şahsi sermayenin ve komünist parti yöneticilerinin
işine yaramıştır. Komünist “devlet
sermayesi/devlet kapitalizmi” birikimine neden olmuştur!...
“Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her
şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın
zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır.
Marks-Engels,
Komünist Parti Manifestosu, say:130
Kuramsal eleştirim:
*Havzaların
Zenginliği, ”hak iade kuramı“ ile belirlenmeden; havza
yaşam-yağış alanlarında; havza sakini emekçiler tarafından; “Havza İşçi
Devleti” yapılanması gerçekleşmeden; küresel wahşi-şahsi sermaye
sınıfı ve wahşi-proleterlerin mezar kazıcılığı gerçekleşmeyecek, defin işlemi
yapılamayacaktır!...
*Havza sakini
emekçilerin zafere ulaşması; “Havza İşçi
Devleti” yapılanmasını gerçekleştirmeden mümkün değildir!...
* Kurulan ilk işçi
devleti: SSCB’nin ve diğer yapay-ulus-üniter devletlerin, 1990 lı yıllardan
başlayarak, yıkılışına, değişimine, kapitalist sisteme geçişine (entegre)
oluşuna hep birlikte şahit olduk!...
*Wahşi-şahsi-semaye-sınıfı
ve işbirlikçisi proleterler; yapay-ulus-üniter-kapitalist devletlerde; wahşi-proleterler, yapay-ulus-üniter-komünist-işçi-devletlerinde; hükümranlıklarını
devam ettiriyorlar, mezara girmeye de hiç mi hiç niyetleri yoktur!...
*Dünya iktisadi
değerini: 100 koyun; Dünya nüfusunu:100 kişi kabul edersek; 1 koyun: 99 kişiye,
99 koyun bir kişiye düşmektedir. Sömürü oranı=1/99 olmuştur!...
*Havza sakini
emekçilerin sömürgeci işgalcilere karşı meşru haklarını kullanma zamanı
gelmiştir!...
*Hükümran güçler, tüm
havza yaşam-yağış alanlarında; Havzaların Zenginliğini gasp ederek; iktisadi
varlıklarını, sorumsuzca artırmaya devam etmekte ve kendi mezarını, kendi
kuyusunu kendisi kazmaktadır…
*Hükümran güçler,
sınırları doğa tarafından belirlenmiş, tüm havza yaşam-yağış alanlarının; pH ve iç termodinamiğini bozarak; havza
sakini emekçilerin, havzasal beslenmesine engel olup, havzasal sağlığını
bozmuş; cehalet-esaret-yoksulluk üçleminde
savunmasız bırakmışlardır.
2-WAHŞİ-ŞAHSİ PROLETERYA / KOMÜNİSTLERE
”Komünistlerin bir bütün
olarak proleterler karşısındaki tutumu nedir?”
“Komünistler, öteki işçi
sınıfı partilerine karşı ayrı bir parti oluşturamazlar.”
“Bir bütün olarak
proletaryanın çıkarlarının dışında ayrı çıkarlara sahip değiller.”
“Proleter hareketi
biçimlendirmek ve kalıba sokmak üzere kendilerine özgü hiçbir sekter (ayrı)
ilke getiremez.
” Marks ve Engels:
Komünist Parti Manifestosu. Say:131
Kuramsal eleştirim:
*Havza İşçi Devleti’nin,
idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı kurum ve kuruluşların; havza
sakini emekçilerin, birlikteliği korumakla birlikte; tek parti despotluğunu
yaşanmaması için çok partili demokratik yapının oluşturulması gereği vardır.
*Havzaların Zenginliği,
iktisadi varlıkları, iktisadi değerlerinin:
emek-değer, artı-değer ve katma-değerin; “hak iade kuramı” ile sahibine iade edilmesi için; çok partili
demokratik siyasi yaşamın devamlılığının sağlaması, korunması zorunluluğu
vardır.
*Bu ilkenin, alt havza
birimlerinde, yerelde, “havzada ortak
yaşamın”,”havzasal içtimai yaşamın”, “havzasal demokratik yaşamın” tesis
edilmesinin ve daimiliğinin, korunmasının zorunluluğu vardır.
*Havza sakini emekçiler,havza
yaşam-yağış alanı, havza fanusu içerisinde kalan havzanın pH’ını, ısıl/enerjisinin, (iç termodinamiği) gen-genomunu, epigenetiğini,
morfogenetiğini, enformatiğini, morfik alanını, korıma zorunluluğu
vardır diyorum…
*Havzaların
Zenginliğinin, iktisadi varlıklarının, iktisadi değerlerini korumak ve hak iade
kuramı ile sahibine iadesini gerçekleştirmek için; tali havza yaşam alanlarında
bağımsız örgütlenmeye gitmek, “ana havza yaşam-yağış alanı bütünlüğünde”,”özerk-bağımsız” ayrı ayrı örgütlenmeler gitmek; kooperatifler, partiler, sivil toplum örgütleri kurmak ve
siyasi rekabeti/yarışmayı yaşatmak zorunluluğu vardır diyorum.
*Ana havza yaşam alanı sınırları
içerisinde, tali havzaların ortak faydalarda anlaşarak; “birleşik” toplumsal
yapıları gerçekleştirmek; refah ve mutluluğu yakalamak, sağlıklı” temiz havza toplumu”
adına, siyasi birliktelik sağlanarak; “havza işçi devleti” yapılanmasını
gerçekleştirmek zorunluluğu vardır.
*Havza işçi devleti
yapılanması, bir bütün olarak havza sakini emekçilerin çıkarlarını korumak,
Havzaların Zenginliğini gasp eden sermaye sınıfının çıkar ilişkilerini;
öncelikle barışçıl yollarla, şartlara bağlı olarak da zaman içerisinde, siyasi
manevralarla ortadan kaldırmak zorunluluğu vardır.
*İdari bilimlerde kesin
ve katı hükümler, kötü sonuçlar doğurur; esneklik her zaman için iyi sonuçlar
doğurur. Hükmün olabilmesi için her şartta masada bulunma zorunluluğu vardır
diyorum…
*Nitekim, masada
olamayan havza sakini emekçilerin hakları; 18. 19. 20. 21. yüzyıllarda,
diyalektik idealist, diyalektik materyalist felsefe kuramlarıyla kurulan,
sınırları belirsiz; üç yüzyılı aşan sürede oluşan “yapay-ulus-üniter-sermaye-sınıfı
ve işçi sınıfı devletlerinde,” esnek davranılmayıp, sömürgeci” kapitalist ve komünistlerin” katı
kuralları/hukuki normları/demir leblebileri ile yönetildiği için beşeri
felaketlerin yaşanmasına neden olunmuştur.
*Havza yaşam-yağış
alanlarında kurulan yapay devletlerin, doğuş-yaşayış-yıkılış olgusunu,
tarihi çizgi üzerinde, hep birlikte gözlemledik ve şahit olduk,
şahit olacağız…
*Havza İşçi Devleti
yapılandırılırken, “diyalektik materyalist felsefenin” işçi sınıfı
ve art-değer kuramı ile “diyalektik metafizik felsefenin”, “hak iade kuramı” toplum bilimsel sabite olarak belirlenecektir.
*Tüm ana ve tali havza yaşam-yağış alanlarında; bireyin,
ailenin/hane halkının ve kamunun/ toplumun; toplumsal kültürel farklılıkların
da birlikteliği; ortak faydalarda anlaşarak, havzada ortak yaşam sağlanarak; yenilikçi-temiz-refah toplumu
yapılanmasına gidilebilir.
*Yaşam içerisinde,
yenilikçi teknolojilere paralel olarak, başka yenilikçi içtimai ilkeler hukukçular
tarafından belirlenebilir…
*Havza sınırları
içerisinde, toplumsal fayda sağlayan kurallar, kuramlar, kurumlar
geliştirilerek, yaşam gerçeklerine uygun kurallar/kanunlar belirlenebilir ve
ileri sürülebilir diyorum…
*Hak iade kuramım: gün/yevmiye-işgücü ölçeğinde; birim-emek-değer
tespiti yapılarak; Havzaların Zenginliği, iktisadi varlıkları, iktisadi
değerleri: katma-değer, emek-değer ve
artı değerin sahibine iadesi gerçekleşecektir. Hak iade kuramım
yenilikçi ama termodinamiğin sıfırıncı yasası gibi, sonradan belirlenmiş çok
basit iktisadi kuramdır.
* İktisdi Bilimin kabul
görmesi gereken, bu sıfırıncı yasası: “Hak
İade Kuramı,” sermaye sınıfının pek hoşuna gitmese de iktisadi yaşamda
uygulanma zorunluluğu vardır.
*Hakiade kuramım
ile birey, aile/hane halkı ve toplum/kamu kurum ve kuruluşlarının
“birim-emek-değeri” korunacak; bu nedenle Havza İşçi Devletin yapılanması; bu
yenilikçi kuramım ile havza yaşam-yağış alanlarında idari, siyasi,
iktisadi, askeri ve istihbarı anlamda içtimai bütünlük sağlanacaktır diyorum.
“Bu anlamda,
komünistlerin teorisi tek bir tümcede özetlenebilir: özel mülkiyetin
kaldırılması.”
Marks ve Engels, Komünist Parti Manifestosu. Say:132
Kuramsal eleştirim:
*Havza yaşam-yağış alanı
sınırları içerisinde yapılandırılacak, Havza İşçi Devleti’nde; hak iade kuramı
ile bireyin, ailenin/hane halkının ve
kamu mülkiyetinin belirlenmesine ve havza sınırları içerisinde; sınırlı-serbest-denetimli-özel mülkiyete ve
mülkiyetin verasetten devir hakkı yasal
normlarla tanınacaktır.
*Birey, aile/hane halkı
ve kamunun; hak iade kuramı ile tespiti yapılmış, sınırlı “özel mülkiyet” hakkı tanınacaktır.
*Kapitalist sistemim
sınırsız mülkiyet edinme ve edinilen mülkiyetin verasetten intikalini sağlayan “demir
yasalar” hükümsüz sayılmalıdır,
sömürgeciliğin asıl sebebi, “demir leblebi” diye tanımlanan bu türden yasal
normlardır!...
*İktisadi
değerler: Emek-değer, artı değer ve
katma-değer; yani mutlak-emek-değer; Bir şey/eşya/meta
oluşturur; yani, mal ve hizmet/iş olarak somut değere/kuvvete dönüşerek yol
alır diyorum… Emek (Labour)/İnsani-işgücü;
İş = Kuvvet x Yol
*Uygun kuvvetle
(bedensel veya mekanik, elektrik veya elektronik), sınırlı sürede/belirli
zamanda üretilen ürünü; iktisadi varlığı, iktisadi değeri, mal ve hizmeti;
istenilen yere kadar götürmek, (ÜRETİM-TÜKETİM-ULAŞIM-İLETİŞİM-TİCARET) “iş
yapmak/işi bitirmek/işi kotarmak” anlamına gelir; bu hal iktisadi
yaşamda varlık, canlılık, somut-değer
–iş üretmek demektir diyorum.
*Kullanım ve değişim
değeri olan her eşya, emek ürünüdür, değer arz eder.
*Havza işçi devletinde,
bireyin “birim üretimi”,””birim-emek-değerinin”, tespiti
yapılıp, bireyin hakkı gözetilerek, ”artı-değerin sahibine iadesi
kuramı”/”hak iade kuramı” ile iktisadın sıfırıncı yasası ile belirlenebilir
diyorum.
*Havza İşçi Devletinin Tanımlanması:
Yaratıcısı tarafından,
sınırları doğada belirlenmiş, havza yaşam alanlarında, havza fanusunda; havza
sakini emekçilerin, havza sınırları içerisinde, kalıtımsal “Gen İfadesi”n den kaynaklı, genetik, morfogenetik, enformatik
yaşamın sağladığı “Havza Yaşam-Yağış Morfik
Alanında”; “havza aidiyet bilinci”
ile ” havza ve sınıf temeline”
dayalı olarak; ” Havzaların Zenginliğini”,
“ Hak İade Kuramım” ile ortaklaşa paylaşarak; iktisadi varlıkların ve
iktisadi değerlerin sahibine iadesini
gerçekleştirilerek, yapılandırılacağı bir işçi devleti yapılanması olarak
belirlenmeli ve tanımlanmalıdır diyorum…
*Havza İşçi Devletinin temel/esas kaynağı:
Havza yaşam-yağış alanı,
havza fanusu, Havzaların Zenginliği, havzaların fizik ve metafizik sabiteleri
ve bu sabiteleri denetimli olarak yaratan, bahşeden mülkün mutlak sahibi: Allah’tır.
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Yaşatan ve öldüren O'dur.
Sizin, Allah'tan başka bir veli ve bir yardımcınız yoktur. - İnnallahe lehu
mulkus semavati ... Tevbe suresi 116. ayet
Havza
sakinleri gibi, tüm yaratılanlar; su bölüm çizgisinin belirlediği; doğal havza
sınırlar içerisinde; havza aidiyet şuuru ile yaşar, pH ve ısıl/enerji
transferi, (iç-dış termodinamiği) kendi
düzensizliğinde, (entropisinde) kalıtımsal “gen fadesi “ ile kendi diyalektiğinde; önceden
tanımlanmış,kromozomlarına işlenmiş genetik, morfogenetik, enformatik
bilgileri kapsamında, kendi doğal ortamlarında. Görünür/fizik/zahiri ve
görünmez/metafizik/ batini alemde ve atom altı hareketliliğinde, % 99,5
kabul edilen vakum boşlukta yaşarlar.
Havza
yaşam-yağış alanında, mikro ve makro düzeyde yaşayan tüm
yaratılmışlar; Havzasını doğal yaşam alanı olarak benimser, hayatiyetini
bu çizilmiş sınırları içinde, kendi habitatında, doğal ortamında, yaşamını
idame ettirme, yaşamda kalma mücadelesi verirler.
Hayat,
yaşam, canlılık: "Fizik ve metafizik sabite"lerin;
Nizam-ı Alem de, atomların ve atom altı parçacıkların; (-) elektronlar, (+) proton
yükler sayesinde oluş, oluşum ve olgulaşır diyorum!...
Kendi
sınırları içerisinde belirlenmiş, denetimli şarz ve deşarj olarak lepton, kuark
ve fotonların hareketliliği kendi sınırsızlığı üzerinden denetimli olarak
devam eder!...
Dünya/havzasal
yaşam: Güneş'ten aldığı enerji ile yaratanının denetiminde; kontrollü, ardışık, döngüsel, sıralı, devinerek
ve kendi ritminde, foto-sentez ve foto-analiz yaparak akar.
Yaratılmışlar,
tüm canlı varlıklar, enerji üretip (ATP) oksijen yakarak, pH ve
iç-termodinamiğini/ısıl dengesini, gen ifadesini, havza aidiyet bilincini
koruyarak kendi havzasında varlığını idame ettirirler!...
*Metafizik sabiteler:
Allah’ın ayetleri,
öğütleridir. İnsanın, “beden-zihin-ruh” içleminde,
bütünlüğünde; insan anlığında, soyut kavramların harmanlandığı, enerji
boyutunda oluşan, insan aklının;
Zihinsel, düşünsel,
ruhsal, tin’sel faaliyetlerdir; zihinsel-düşünsel kavramlar: id, ide, idealar;
Yapılan tüm soyut ve
somutlaşmış tırılmış hesaplar;
Oluş,
oluşum, olgulaşmış dil, lehçe, kelime, yargı cümleleri, sanat, yenilikçi
fikirler, yenilikçi düşüns
Uzaydan, dünyayı gözlemler isek, havza sınırları, havza fanusu içerisinde;
canlı, doğal hayatın holografisinin var olduğunu gözlemleyebiliriz.
Havza ve
hücre sınırlar içerisinde, çekirdeğinde can vardır, canlar vardır canlılar
vardır; canların taşıdığı, fizik, metafizik değerle, ruhlar vardır!...
Ben-benlik-Ruh vardır. Ruh-zihi-beden üçleminin bütünsel
işlevi vardır.
Can, ben, benlik: Nesnel; Ruh ve zaman:Özneldir.
Hegel: “ Ne ki gerçektir,
akılsaldır; ne ki akılsaldır, gerçektir.”
Benim anladığım: “Us da olan-biten gerçektir, gerçek de olan-biten ussaldır.”
Us kaybolmaz, beden kaybolsa da us kaybolmaz
diyorum.
Yazıya döküldü müydü, sınaat eseri olarak
yapıldı mıydı hiç kaybolmaz…
Manyetik alanda şekillenmiş, boşluğa salınmışolan
us “Morfik
alanda”,”morfogenetik alanda”,Tanrı’nın gölgesi olarak saklı kalır.
Tüm öznel ve nesnel değerler/psişikler;
zahiri/maddi/fiziki/görünür âlemden;
batini/uhrevi/metafizik/görünmez aleme geçişin elektro-manyetik olarak
şekillenmiş hakikatleridir. Us’lar kaybolmaz değerlerdir. Hesap gününde,
iyi-kötü amellerimiz, psişiklerimiz bir
bir önümüze çıkacaktır.
Düşünsel
öz-TİN dir.
Düşünsel
TÖZ: Tanrısal özdür.
{“Düşünce-fikir/
Nesne-Özne/Tin-TÖZ/ İd-ide-idea/Ruh- Zihin-Beden/” }TÖZ, “ Batı
Aydınlanması”nın düşünce farı olmuştur. Düşünürler TÖZ’e kafa yormuştur.
Havza Morfik alanlarında,“Geçmişin Tini” ve “Çağın Tini” vardır ve
çözümlenmesi gerekir diyorum…
C.G.Jung’un
tanımladığı: Ben, benlik, kişisel
bilinç, kişisel bilinçdışılık, kolektif bilinçdışılık ve;
Rebert Shaldrake’nın “Morfik Alan” teorisi örtüşüyor
diyorum.
Hegel,
Büyük Mantık, Sayfa-590:” Düşünce, tin,
özbilinç ideanın belirlenimleridir,” der.
Hegelden
etkilenen; Carl Gustav Jung: “Bireysel
bililnçdışılık ve kollektif bilinçdışılıktan”bahisle;
Yine,
Hegel’den ve Jung’dan etkilenen Rubert Shaldrek’in: “Morfik Alan” tanımlamasından bahisle; havza morfik alanından/havza fanusundan bahis edilebilir diyorum...
Havza
fanusu içerisinde vuku bulan; havza sakini mikro-makro yaratılmışların
nöronlarında olgulaşan; bireysel bilinç, bilinçdışılıktan, grupsal görünüm,
görüngü/ olgularda “Havzasal/ortak
bilinçdışılıkdan” ve” “ulusal bilinci” de kapsayan ” Havza aidiyet Bilincinden” bahsedilmelidir diyorum, havzasal
sırrı deşifre ediyorum…
Bilincin, beden dışında ki varlığı,
teoride dillendirilmeye başlanmış, “havza
aidiyet bilinci" ni neden dillendirmeyeyim ki?!...
Sosyologların tanımladığı: “Ulusal bilinç, ulusal bilinçdışılık,
“ulusal aidiyet bilinci.” Yine, ulusal aidiyet bilincini de kapsayan,Kalıtımsal
“gen
ifadesin”n
den kaynaklı: “ havza aidiyet bilinci”
neden tanımlanmasın diyorum?...
“Ulusal aidiyet bilinç“; “Havza Morfik alanı”,”
Havzada Ortak Bilinç”, “Havzada Ortak Bilinçdışılık”, “Havza Aidiyet
Bilinci”,”Havzada Ortak Yaşam” teoremim ile bu teorilerle örtüşüyor
diyorum...
Tüm bu olguların kökeninde havza
genom-gen ifadesi olduğunu, Bio-Genetikçiler, Moleküler Biyologlar fizik
olarak, deneyimlemiş ve belirlemişler zaten.
Geçmişte, günümüzde ve gelecekte
Havzada ortak yaşayan mikro ve makro varlıkların tinleri, psişikleri havza
morfik alanında, nesillerinin devamı için kendi varlıklarını, biyo kültürel
değerlerini korumalıydı.
Yok, olan havzasal canlılık ölse bile;
geçmişin tinleri, havza morfik alanında
varlığını koruduğu, birikimi olduğu düşünülmelidir artık diyorum.
Sanrılarımız, ayanlarımız,
istemlerimiz, ilhamlarımızı tetikleyen, otantik değerlerimizi saklayan, sezgilerimizle
bu değerlere ulaşma yeteneğimiz, kalıtımsal olarak genlerimiz vasıtasıyla,
hücre morfik alanında şekillenmekte ve varlığını korumakta ve geleceğe
aktarılmaktadır.
Enerjik olarak kodlanmış, şekillenmiş,
var olan hiçbir tinsel değer kaybolmaz. Enerjinin sakınımı prensibindendolayı
kaybolmaz. Tinsel değerler, psişik değerler, nesnel ve öznel değerler arasında
geçişi, iletişimi sağlayan, kalıtımsal “gen ifadesi”n
den kaynaklı duyum ve duyularla şekillendirilmiş/formel morfik enerjik değerler
kaybolmaz diyorum...
Genetikçiler, moleküler biyologlar,
genlerin izomerlerinde şekillenmiş, “morfik alan”
izomerik dizilimlerini doğru okumalıdırlar.
Enerji kaybolmaz, Çünkü: Termodinamiğin
birinci yasasına aykırıdır: ” Hiçbir
ısıl enerji yoktan var, vardan yok olmaz.”
Konuşulmuş her sözcük varlığını koruyor
diyorum. Sözü kullananın varlığı dağılır, toprağa karışır ama biçimlendirilmiş
sözcükler kaybolmaz.
Havza morfik alanında toplaşır, ortak
değere: Kollektif bilinçdışı,
ulusalbilinçdışı, havzasal bilinçdışılığa dönüşür.
İlim insanları, biçimlenmiş, enerji
temelli bu sözcükleri, psişiklerin tezahürü kelimeleri, tümceleri,” havza morfik alanı”nda
geri topladıklarında, gerçek tarih o zaman yazılacak. Ak mı? Kara mı? O zaman
göreceğiz.
*Fizik Sabiteler:
Tabiat, tabiat
bilimleri, doğa yasaları, kuralları, kanunları: Fizik, kimya, matematik,
geometri formülleri ve uygulamalarıdır;
Uzay, astronomi,
gezegenler galaksiler, kainar ve kainatın ardışık, sıralı, döngüsel, fragtal,
holistik, devinimi, ışık hızı;
Suyun: sıvı hali,
kaynaması, buharlaşması, donması; doğanın pH’ı, termodinamiği;
Madde, kuark, foton,
nötron, elektron, atom, element, moleküller, hücreler, hücre organelleri,
sıvısı, sınırı; amino asitler, hidrokarbonlar, yağlar, minareler, vitaminler;
Bileşik ve karışık
maddeler, genler, gen ifadeleri, genetik
nitelik ve nicelikler, morfogenetik ve enformatik oluş oluşum, olgular;
Virüsler, bakteriler,
mantarlar, bilinen bilinmeyen mikro organizmalar ve bunların havzasal bazda
olgulaşmış ”morfik/morfogenetik alanları”
fizik sabiteler olarak tanımlanmalıdır diyorum!...
*Doğal ışık, sezgi:
Doğal ışık/sezgi: İnsan anlığında, tanımlanmış fizik sabitelerin,
tanımlanmış metafizik sabitelerle anlık etkileşimidir!...
Zihinsel, düşünsel anlık
bilgi belirlenimi; aklın, zihnin, duyum ve düşünüm yeteneğidir!...
Yenilikçi: id, ide, idea,
tümcelerin, paragrafların keşfidir!...
Yeni idelerin eski
idelerle çarpıştırılarak, şuur ışığında yeni sözcüklerin oluş, oluşum,
olgusu/görüngüsü, yenilikçi fikirlerdir!...
Sezgiler, soyut olarak
bilsek de, gerçek anlamda, manyetik alanlarımızda, manyetik gerçeklik olarak
şifrelenmiş tezahürlerini, şekilleri, morfik/morfogenetik alanlarda,
kaybolmadan kayda geçerler!…
Belleklerimizdeki
düşünsel devinim, hem belelklerimizde, hem sanaat, eserlerimizde; Mağara
duvarlarındaki resimler, kayadan oyulmuş heykeller; kâğıda yazılmış, dillere
dolanmış şarkı, türkü, şiir, edebi ve ebedi eserler olarak…
Nesilden nesile,
insandan insana bedenlerde bilinç; beden dışında bilinçdışılık: ardışık,
döngüsel, sıralı, devinen, şifrelenmiş, kodlanmış “formel
manyetik gerçeklik” olarak, gerçek anlamda, morfik/morfogenetik alanlarda,
varlığını koruyarak kalıtımsal “gen
ifadesi” üzerinden enformatiği ve kalıtımsal epigenetik mutasyonları var
olacak, havzasal yaşamda/morfik alanında, havza konyaklarında varlığını
koruyacaktır…
Ve düşünüyorum o halde
varım’ da düşünmek için var olmak gerektiğini çok açık görmem dışında, hakikati dile getirdiğime beni temin eden hiç
bir şey bulunmadığının farkına vararak, çok açıkça ve çok seçikçe kavradığımız
şeylerin dosdoğru olduğunu genel bir kural edinebileceğime; ama sadece, seçikçe kavradığımız şeylerin hangileri
olduğuna dikkat göstermede bir sıkıntı
bulunduğuna hükmettim.
Rene Descardes, Metot
Üzerine Konuşma, Say:47
Kuramsal açıklamam:
*Fizik âlem ve insan bedeni, sonludur; Metafizik âlem ve insan ruhu/tözü sonsuzdur.
*İnsanın, ruh-zihin-bedeni; Allah’ın doksan dokuz
sıfatı ile yaratılmış olup, yeryüzündeki
denetleyicisi, vekili, yolcusu, halifesidir.
*Gerçek/Hak/hakikat/realite: Fizik ve metafizik doğal atom üstü ve atom
altı hareketliliğin; meydana getirdiği, denetimli, oluş, oluşum,
olgulardır/görüngülerdir.
*Görünür ve görünmez
alemin hareketliliğine, teknik özelliklerini geliştirdiğimiz, teleskop ve
mikroskopun odak noktasına düşen nesnsl değerleri görürüz.
*Atom altı vakum
boşlukta “öznel-nesnel” özellikler
gösteren şifrelenmiş, manyetik bazda, enerjik değerlerimizin/varlığımızın, ruh-zihin-beden üçleminin, bireyin ve
toplumun bedeninde, bilincinde, bilinçdışılığında içlemik geçişlerin olduğunu,
bunların genlerimiz üzerinden nasnal ve morfik alanlarda öznel kalıtımının
olduğu, ve bu kalıtımın Yaratıcısı tarafından koruduğunu ya artık biliyoruz…
*Rene Descardes,
anlığındaki kavramlarına hükmetmede, bir sıkıntı
olduğu hakikatinin farkına varmış;
*Kavramların sıralı
diziliminde bir sıkıntı olduğunu fark etmiş, kavramlarını özgür iradesi ile
belirlemesine rağmen, id, ide, idea,
tümce-lerini, bir denetleyenin olduğunun, farkına varmış, O’nun hükmüne
inanmıştır.
“İradenin insan aklını
aşması, duyuların insan aklını aşmasıdır.”- Hegel
*Duyuların insan aklını
aşması, metafizik sabite olan ruhun, olgulara/görüngülere, denetimli olarak,
zuhur ettirmesi, meydana çıkarması, olgulaştırması, dünyevileştirmesi, batını
ve zahiri birleştirmesi, fizik ve metafizik gelişimini ilerletmesi, ruh-zihin-bedenin tekâmülü/gelişimi
anlamına gelir diyorum.
*İnsani algı, denetimli,
düşünsel özgür bir faaliyettir; doğal/diyalektik metafizik halkaların
gelişimine uygun birleşimi; bize, tarihi toplumsal materyalist ve metafizik
gelişimin, doğrusal çizgisi üzerinde birleştirilmiş doğal/diyalektik oluş,
oluşum, olguların halkalarını belirleyecektir.
“Burjuva toplumda,
canlı emek, birikmiş emeği artırma aracından başka bir şey değildir. Komünist
toplumda ise, birikmiş emek, emekçinin varoluşunu genişletme, zenginleştirme,
geliştirme aracından başka bir şey değildir.”
Marks ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say:134
Kuramsal eleştirim:
*Yapay-ulus-üniter
sermaye sınıfı ve işçi sınıfı devletlerinin her ikisinde de Havzaların
Zenginliği, Milletlerin/ulusların zenginliği iktisadi varlıkları ve iktisadi
değerleri;
*Yapay toplulukların “ortak
menfaatleri” için değil; çok büyük oranda, küresel wahşi-şahsi
sermayenin ve wahşi-şahsi komünist parti yöneticilerinin menfaatleri
doğrultusunda harcanmıştır.
*Ana ve tali havza
sakini emekçilerin, gerçekleştirecekleri;”
havzada ortak yaşam”;” Havza İşçi Devleti’nin”,” ortak faydas”ı için
harcanacaktır.
*Tarih boyunca hükümran
güçler etnik, dini ve mezhebi ayrılıkları kullanmıştır!...
*Küresel
wahşi-şahsilerin belirlediği, yapay devlet sınırları üzerinden; yapay
anlaşmazlıklar yaratılarak, havza sakini emekçilerin savaştırılmasına neden
oluşturulmuştur!...
*Havzaların
Zenginlikleri barış için değil, savaş için harcanmıştır.
*Bu nedenle, tüm havza
sakini emekçiler canlarından, mallarından, sağlıklarından, havzasal yaşamdan
olmuştur.
“Özel mülkiyetin
kaldırılmasıyla her türlü çalışmanın duracağı ve genel bir tembelliğin
yayılacağı ileri sürülüyor.
Marks ve Engels,
Komünist Parti Manifestosu. Say:136
Kuramsal eleştirim:
*Özel mülkiyetin tamamen
kaldırıldığı “yapay-ulus-üniter-işçi-devletlerinde”
emekçileri tembel davranacağı; komünist parti üyelerini hiç çalışmayacağı,
toplumun sırtından geçineceği yaşam içinde 20. Yüzyılda doğrulandı.
*Doğu Avrupa Sosyalist
Cumhuriyetleri ve SSCB bu kambur büyüdüğü için yıkıldı.
*Havza İşçi Devleti’nde,
Havzaların Zenginliği; “hak iade kuramım”
belirlenip, sahibine iade edilecektir!...
*Mülkiyet edinme hakkı; “birim-emek-değeri” kadar olacağından; hak
iade kuramım üzerinden belirlenen: (Emek (Labour) /İnsani-iş gücü = İş (Work) = Kuvvet x
Yol) fizik çok basit olan, iktisadın sıfırıncı yasası bu formül ile
belirlenecektir!...
*Gün/yevmiye-işgücü ile bireyin, ailenin/hane halkının“birim-emek-değerini
”ve” ailenin-işgücü” ölçüsünde; mülkiyet ve mülkiyetin verasetten intikali
hakkının, hukuki normları belirlenerek sağlanacaktır.
“Ailenin
kaldırılması! En radikal kişiler bile, komünistlerin bu utanç verici niyeti
karşısında parlayıveriyorlar.”
Marks ve Engels,
Komünist Parti Manifestosu. Say:136
Kuramsal eleştirim:
*Havza İşçi Devleti
yapılanmasını gerçek manada, en küçük toplumsal birimini/toplumun hücresi: havza
sakini emekçi ailelerin; aile mülkiyeti ve mülkiyetin verasetten intikalinin
devrinin; “birim-emek-değeri”nin,
korunması olgusu oluşturur.
*Havza İşçi Devleti
yapılanmasında, vahiy ile bildirilen, Âdem-Havva ailesin den
beridir; doğal ortamlarda, doğal olarak oluşmuş; anne-baba ve çocuklardan
müteşekkil, ”kutsal aile” kavramı yapısını benimsenmelidir…
*Küresel wahşi-şahsi
sermaye sınıfının ve küresel wahşi-şahsi komünist işçi sınıfının aile konusunda
ki belirlenimleri anlatımları yapaydır, ahlaki (etik) değildir!... Bu durum,
aile yapısının bozulması, emperyalist güçlerin yıkımına sebep olacaktır…
*Adam Smith’in “Ahlaki Duygular Teorisi” yapaydır.
Tamamen parasaldır…
*Bu konuda belirlenimde
bulunanların, biri birlerini yermeleri, eleştirmeleri kendilerini bağlar ve de
yanlıştır!...
* Toplumun kurtuluşu
aile bağlarının kuvvetleştirilmesi, kutsal-çekirdek
aile yapısının ve etik değerlerinin korunmasına bağlıdır, gerisi lafügüzaf/boş
laftır, langırtıdır!...
*İlk çağların aile
(gens) komün toplumsal oluş, oluşum olgusu/görüngüsü bile kutsal-çekirdek aile yapısını çözemedi!...
*Antik çağın,
etkin-aile, edilgen-köleci toplumsal oluş, oluşum, olgusu/görüngüsü biie
kutsal-çekirdek aile yapısını çözemedi!...
*Feodalite
derebeyi-aşiret-ağalık oluş, oluşum, olgusu/görüngüsü bile kutsal-çekirdek aile
yapısını çözemedi!...
*Orta-yeni-yakın çağın
işçi-sermaye sınıfı çelişkisi de kutsal-çekirdek aile yapısını çözemedi!...
*Küresel wahşi-şahsi
sermaye kutsanmış, kutsal-çekirdek
ailenin oluş, oluşum, olgusunu/görüngüsünü bozma yönünde, zorlamış olmakla
beraber, kutsal-çekirdek aile yapısını çözemedi!...
*Yaratıcısının öğütleri
ile insanlığın oluşturduğu sağlam ahlaki (etik) değerleri, insanoğlu ortadan
kaldıramaz ve yapay sermaye-işçi sınıfının buna gücü de yetmez!...
*Küresel wahş-şahsi
sermayenin aile şirketleri geleneksel ve hukuksal aile yapıları ve gümrük
duvarları yaratarak, şirketleşmeye gitmiş; kendi haklarını koruyarak,
şirketlerinin sermayesini büyütmüş; yapay devletler içerisinde
hükümranlıklarını yürütmüşlerdir!...
*Aile mülkiyetinin
verasetten devri, intikali sömürgeci sermaye birikimine neden olmamalı, yeni
nesil de artı-değer üreterek kendi mülkiyetini, helal kazançla genişletmeli,
iktisadi yaşam bu şekilde gelişerek, genişleyerek ileriye doğru atılım yapmalı,
büyümelidir.
*Dünyayı yöneten küresel
wahşi-şahsi sermaye sınıfının, aydınlanmış aileleri ve işbirlikçi
aileler: Rothschild, Rockefeler, Astor, Kennedey, Lee, Dupont, Onassis,
Bundy, Freeman, Collins, Reynolds, Russel, MC Donald Hanedanlığı ve
bilinmeyen diğerleri olarak söylenmekte ve dillendirilmektedir!...
*Kendine münhasır
kuralları olan bu küresel kapitalist sistemim wahşi-şahsi ailelerinin; ahlaki
kurallarını, uluslar-üstü hukukunu (!), sermaye büyüklüklerini, sermaye
akışını, akış hızını kendilerinden başka, hiçbir kurum, kuruluş ve
iktisadi birimler tarafından bilinememekte ve sır olarak gizlenmektedir…
*Tek rakipleri: Çözülmüş
ve çözülmemiş işçi devletleridir; içinde bulunduğumuz 3. Dünya savaşı bu iki
cephede netleşerek devam etmektedir.
* Günümüzde yanilikçi “İnsan ve Toplumbilim/ Sosyolojik”
olgulaşma bu yönde tezahür edecek ve bu içtimai olgulaşma, havza sakini
emekçiler eliyle 21. Yüzyılda “havzada
ortak yaşama” meyledecektir…
“Komünistler,
ayrıca, vatan ve milliyeti kaldırmayı istemekle suçlanıyorlar. İşçilerin vatanı
yoktur. Onlardan sahip olmadıkları bir şeyi alamayız. Proletarya her şeyden
önce siyasal gücü ele geçirmek, ulusal önder sınıfı durumuna gelmek, kendisini
ulus olarak oluşturmak zorunda olduğuna göre, kendisi, bu ölçüde, ulusaldır,
ama sözcüğün burjuva anlamında değil.”
Mark ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say:138
Kuramsal eleştirim:
*İşçilerin vatanı
vardır, hem de bu vatanın sınırları doğa tarafından belirlenmiştir. Emekçilerin
vatanı gerçek sahibi oldukları, kalıtımsal “gen ifadesi”ni de koruyan, “ana
ve tali havza yaşam alanlarıdır.”
*Yapay-ulus-üniter
sermaye sınıfı ve işçi sınıfı devletlerinde; kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı olgulaşan ulusalcılık, burjuva sınıfı
tarafından sömürü aracı olarak kullanılmıştır.
*Küresel
wahşi-komünist-sermaye-sınıfı-işçi-devletlerinde; hâkim ulusal komünist
partisi; kalıtımsal “gen ifadesi” nden
kaynaklı olgulaşan ulusalcılığı sömürü aracı olarak kullanmıştır.
*Tüm havza yaşam
alanlarında, hükümran güçler, ulusalcılığı etnik ve dini değerleri kullanarak
sömürü aracı olarak kullanarak hükümranlığını korumuştur.
*Havza sakini emekçiler,
Havzaların Zenginliğini; iktisadi varlıklarını, “ulusal aidiyet şuurunu”,” ulusal değerlerini”; kalıtımsal ” gen ifadesi” nden kaynaklı: “havza
aidiyet şuuru” kapsamında; kültürel, etnik ve dini farklılık
gözetmeden; yerelde ve genelde; ana ve
tali havza yaşam alanlarında; “Havza İşçi Devleti” kapsamında
koruyarak gerçekleştireceklerdir!...
“Düşünce tarihi,
zihinsel üretimin, maddi üretimin değişmesiyle birlikte değiştiğinden başka
neyi tanıtlar ki?”
…..
“Kuşkusuz ki,” denecek,
“dinsel, ahlaksal, felsefi ve hukuksal düşünceler tarihsel gelişimin akışı
içerisinde değişmişlerdir. Ama din, ahlak, felsefe, siyaset ve hukuk, bu
değişmeler içerisinde hep ayakta kalmışlardır.”
Mark ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say:139
Kuramsal eleştirim:
*İnsan ve Toplumbilim/Sosyoloji, tüm insanlık tarihi, ezilen ve ezen
sınıfların, sınıfsal çeliksisi üzerinden; isyanlar, buhranlar, devrimleri,
beşeri afetler, toplumsal/içtimai/sosyolojik değişiklikle oluş, oluşum
olgulaşmıştır.
*Bu olgulaşma,
kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı havzasal bazda olgulaştı ve de olgulaşma
devam edecektir.
* Toplumsal diyalektik
doğal halkaların tezahürünü belirleyen, toplumsal değişimlerin etkilendiği
önemli tarihi şahsiyetleri ve biri birleri ile ilintilenmesini şu şekilde
tarihi sıraya göre belirlemek istiyorum:
İbn-i Haldun
Umranı: Medeniyet, uygarlık, kalifiye emeğin
kurduğu bayındır yapı diye belirlemiş!...
*Bedevilik, hadarilik ve
asabilik kavramları ile de doğal halkaları birleştirerek “ilm-i umran/Sosyoloji” kavramını açıklamıştır!...
*Emeğin “değer” olduğunun
bahsini, ilk defa, kâğıda kaydederek, yazıya dökerek belirlemiş,
meşrulaştırmış, açıklık kazandırmıştır!... İlm-i değerleri ile Avrupa’yı
aydınlatmıştır!...
Adam Smith
*Bu İskoç koçu,
denetimsiz, sınırsız, süresiz, serbest pazarı evrensel alanda belirlemiş;
başka “Milletlerin Zenginliğini” umursamamış; İngiliz
sömürgeciliğini savunmuş, evrensel anlamda sömürgeciliği meşrulaştırmıştır!...
*Ahlaki Duygular
Teorisini neden yazmış? Hala anlamış değilim!...
*Anlayan bana da
anlatsın bi zahmet!...
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
*Yapay, hayalci, yanlış
felsefi görüşü, “diyalektik idealizmi,” yapay-ulus-üniter-sermaye
ve işçi sınıfı devletlerin doğuşuna, olgulaşmasına sebep olmuştur..
*Mantık ilmini
tanımlayarak kendince, “mantıki” zemin hazırlamıştır!...
*Zor anlaşılır fikr-i
yenilikleri; kapitalizmin, faşizme ve emperyalizme dönüşmesine neden
olmuştur!...
*Faşizm gibi, sapkın
toplumsal fikirleri, evrensel anlamda, meşrulaştırmış;
yapay-ulus-üniter-sermaye-sınıfı ve işçi sınıfı devletlerin yapılanmasına ışık
tutmuş, müsebbibi olmuştur!...
*Yine de Allah bilir ya
çok büyük günahların, insanlık suçlarının işlenmesine vesile olmuş, kendi
asrının salgın hastalığına/vebasına kurban gitmiştir!...
Karl Mark nerede yanlış yaptı?
*Hegel’den etkilenerek,
yapay, hayalci “diyalektik materyalist felsefesi;” yapay-ulus-üniter-işçi-devletlerin
kurulumuna neden olmuş; komünist-sosyalist toplumu oluş, oluşum, olgulaştırmış,
meşrulaştırmıştır!...
*Yapay-ulus-üniter
sermaye ve işçi devletlerini, diyalektik tarihi materyalizmini belirlemiş, işçi
devletlerinin kurulmasına kapı aralamıştır!...
*Kalıtımsal “gen
ifadesi”nden bi haber , “Diyalektik tarihi metafiziğin” doğal halkalarını
birleştiremeyen veya birleştirmek istemeyen Karl Marks, insan emeğine kafa
yormuş ama “Tanrı’nın Emeğini”
görmezden gelmiştir!...
*Tanrıyı toplumsal
yaşamdan dışlayan, sadece “insan emeği”
üzerinden hesap yapan maddeci zihniyetin siyasi, iktisadi ve içtimai
yapılanmalarının doğuşuna neden olmuştur!...
*Küresel wahşi-
şahsi-sermaye-sınıfının; küresel finans oligarşinin, hükümran ailelerin,
hükümran olduğu; yapay-ulusal-üniter-devletlerin miadı/son kullanma tarihi
dolmuştur.
*Sınırları
belirlenemeyen yapay-ulus-üniter-kapitalist ve işçi-devletler;
iktisadi değerlerin: katma-değer,
emek-değerin, artı-değerin; “hak iade
kuramı” ile sahibine iadesini belirleyememiş ve bu nedenle “emek-değer” in
sahibine iadesi gerçekleşememiştir!...
*Sermayenin tek elde
birikmesi nedeni ile küresel sermayenin belirlediği; uluslar arası hukuk
çerçevesinde, gayr-ı meşru devletler yapay devletler oluşmuştur!...
*Gayr-ı meşru yapay
devletler toplumsal sıkıntılara, bunalımlara, buhranlara, sınıfsal çelişkilere
çözüm bulamadıkları için yıkılmıştır ve tek tek yıkılmaya devam
edeceklerdir!...
*Yıkılmaya mahkûm,
yapay-ulus-üniter sermaye ve işçi sınıfı devletlerin; İnsan Toplum Bilimsel/Ssosyolojik
yenilikçi son diyalektik halkası: Meşru ”Havza İşçi Devleti” yapılanması
olacaktır.
3-WAHŞİ-ŞAHSİ PROLETERLERE UYARI
“Başlangıçta bu,
doğal olarak, mülkiyet hakkına ve burjuva üretim ilişkilerine despotik
müdahaleler olmadan; dolayısıyla iktisadi bakımdan yetersiz ve savunulamaz gibi
görünen, ama hareketin akışı içerisinde kendisini aşan, eski toplum düzenine
daha başka müdahaleleri zorunlu kılan ve üretim tarzını tamamıyla alt üst
etmenin bir aracı olması bakımından kaçınılmaz olan önlemeler olmadan
gerçekleştirilemez.
Bu önlemler farklı
ülkelerde farklı olacaktır. Bununla birlikte, şu aşağıdakiler, en ileri
ülkelerde oldukça genel bir uygulanabilirliğe sahip olacaktır.
”Marks ve Engels,
Komünist Parti Manifestosu. Say:140-141
On madde için kuramsal eleştirim:
Wahşi-şahsi
proleterlerin, toplumsal doğal gelişime olan baskıcı/despotik müdahalelerine
açıklama getirmek, itiraz etmek istiyorum:
1. “Toprak
mülkiyetinin kaldırılması ve bütün toprak rant larının kamu yararına
kullanılması.”
Cevap:
*Havza İşçi Devleti’nde;
*Toprak mülkiyeti
kaldırılmayacak, sermaye sınıfının, işgal ettiği, sınırsız-süresiz kiraladığı
topraklar, önceki sahiplerine “ hak iade
kuramı” ile geri verilecektir. Bu minvalde toprak reformu yapılacaktır.
*Birey, aile/hane halkı
ve kamusal alan mülkiyeti; “hak iade
kuramı” ile belirlenecek sahibine iade edilecektir.
*Havza yaşam-yağış
alanında, havza fanusunda, toprak-su-hava sahasında; Havzaların Zenginliği;
havza sakini emekçilere geri iadesi sağlanarak; havzasal yaşam, havzasal
ziraat, havzasal beslenme, havzasal sağlık yaşamsal hale getirilecektir.
*Zirai faaliyet
gerçekleştiren aileler, ister aileleri adına; isterse aile ortaklıkları
adına; kendi havza yaşam-yağış alanlarında; ürün bazında, “zirai birlik
işletmeleri, kooperatifler: üretim-tüketim birlikleri kurarak faaliyete
gösterebileceklerdir.
*Havza yaşam-yağış
alanı, toprak-su-hava sahansın; devlet adına kamulaştırılması, devlet adına
zirai üretim yapılması, gerçek yaşamda mümkün olamadı.
*Hak iade kuramı
uygulanmadan, gerçekleşen iktisadi faaliyetler, sömürge faaliyetlerdir; bu
durum, bireyin, ailenin/hane halkının ve kamunun çalışma azmini zayıflatır;
zaman içinde yok eder, devlette ayrıcalıklı bir sınıf oluşturur, kamu yararı
yok olur, “ortak fayda” sağlanamaz.
*Çalışmayan, yönetim
erkini ele geçirmiş, uyanık bireylerin, wahşi-şahsi ploretelerin, kayırılmık
bireylerin, ailenin, kamunun baskıcı şirket yönetimlerinin oluşumuna, merkezi
devlet kapitalizmine neden olur.
*Çözülmüş işçi
devletleri: ÇİN ve RUSYA’da bu tür
sapkın oluş oluşum ve olgulaşmaları, canlı tarih olarak, yaşayarak gördük!...
2. Ağır
bir artan oranlı ya da kademeli gelir vergisi.
Cevap:
*Bireylerin, ailenin ve
kamunun, iade kuramı ile belirlenmiş; iktisadi varlıkları ve iktisadi değerleri
ile uyumlu, denetimli, artan oranlı; Havza İşçi Devletinin gelir-giderini
karşılayan; gelir vergisi, ihtiyaçları karşılayacak oranda makul seviyede
alınmalı ve kamu yararına ” toplumsal
ortak fayda” için kullanılmalıdır.
*Havza işçi devleti
gelir-gider bütçesinin, her yıl, dönemsel olarak, Havza İşçi Devleti danışma
meclislerinde aklanmak üzere “denetim müzekkeresi” yapılmalı
aklanmalıdır.
3. Bütün
miras haklarının kaldırılması.
Cevap:
*Bireyin, ailenin/hane
halkının ve kamunun; helal “emek-değeri”
ile elde edilmiş; “iktisadi kazanımları” ve bu iktisadi
kazanımlardan doğan “miras hakkı” ve bu hakkın, varislere, verasetten
intikali hakkı kaldırılamaz.
*Birey, aile/hane halkı
ve kamunun iktisadi varlıkları, iktisadi değerleri “hak iade kuramı” ile belirlenen “birim-emek-değerinin” haklarının
kaldırılması bir yana, sahibine iadesi sağlanmalıdır.
*Havza işçi devletinde
bireyin ve ailenin/hane halkının ve kamunun; “helal-iktisadi
kazanımları” ile yapılandırılmış miras hakkı kaldırılamaz; tam
aksine, “hak iade kuramı” ile sahibine teslim edilir.
4. Bütün
mültecilerin ve asilerin mülklerine el koyması.
Cevap:
*Küresel wahşi- şahsi
sermaye sınıfının ve işçi sınıfının wahşi proleterleri; dünyanın tüm havza
yaşam alanlarında; havza sakini emekçilerin insani haklarına, mal, ırz,
namus, mülkiyet, nesil ve neslinin devamına engel olmuş; siyasi, iktisadi ve
içtimai haklarını gasp etmiştir.
*Geçmişte, günümüzde
engellenemez, mülteci sorunu yaratmış; gelecekte de havza sakini emekçilerin
asileşmesine, şakileşmesine/teröristleşmesine neden olmuştur.
*Havza sakini
emekçilerin, tüm insani değerlerini yok sayılması ve mülklerine el konulması;
günümüzde da önlenemez göç ve çözümü müşkül “mülteci sorunu” yaratmış
ve yaratmaya da devam ediyor.
* Tuna, Fırat-Dicle,
Ganj Havza yaşam-yağış alanlarında; Amerika ve Afrika havza yaşam-yağış
alanlarında, havza toprak-su-hava-enerji sahaları işgal edilmiş; Havzaların
Zenginliğine el konulmuştur.
*Mülkleri ellerinden
alınan; havza sakini emekçilerin; kırsaldan, büyük şehirlere (Metropollere)
akmış; geri kalmış yapay ülkelerden, gelişmiş yapay ülkelere doğru göç etmeye
başlamıştır.
*Mülteciler, hukuki ve
fiziki engelleri, yapay sınırları tanımıyor. Her türlü engeller aşılarak göç
devam ediyor. Yapay sınırlar içerisinde kurulu devletlerin, demografik yapıları
hızla bozuluyor.
*Mülteci sorunu,
yapay-ulus-üniter-sermaye-sınıfı ve yapay-ulus-üniter-işçi-sınıfı-devletlerinde;
beşeri sorunlar artarak, sorunlar yaratarak, insan hakları çiğnenerek devam
ediyor, engellenemiyor, sömürge düzenlerde engellenemez de!...
5. Sermayesi
devletin olan ve tam bir tekele sahip bulunan bir ulusal banka aracılığıyla
kredinin devlet elinden merkezileştirilmesi.
Cevap:
*Havza İşçi Devletinde,
öncelikle, Ana havzalar paralarını kendileri basmalı, tali havzalarıda kapsayan
alanda, para değişim aracı olarak kullanmalı, faiz sıfırlanmalı, paradan para
kazanma faslı bitmeli, tarih olmalıdır; havza sakini emekçiler alış-verişlerini
kendi paraları ile yapmalıdır!...
*Sermayesini, ana ve
tali havza sakini emekçilerin oluşturduğu, Havza İşçi Devleti içerisinde, görev
ve sorumluluk alanı sınırlarını, havza sınırları içinde oluşan iktisadi
tasarrufların; güvende olması için “Havza Tasarruf Birlikleri” (Kamu
Bankalar) kurulmalı, nakit yönlendirilmelidir.
*Tasarruf Birlikleri
aracılığı ile bireyin, ailenin/hane halkının ve kamunun iktisadi değerlerini
güvenle korumak; sahibine iadesini sağlamak ve iktisadi anlamda değerlendirmek,
harcama yapmak için kullanılmasını sağlayan tasarruf birliklere ihtiyaç
olacaktır.
*Bireysel bankacılığa,
paradan para kazanmaya, para sömürüsüne, karşılıksız para basarak, havadan para
kazanmaya son verilmelidir.
*Kâğıt ve metal paralar,
gerçek işlevinde; “emek-değeri”
belirleyen, meta/eşya alımında-satımında; yevmiye belirlenmesinde, değişim
aracı olarak kullanılmalıdır.
*Ana havza kapsamında
merkezileştirilerek, tali havza kapsamında yerelleştirilerek; idari, siyasi,
iktisadi, askeri ve istihbarı harcamaların karşılanması amacıyla; bağımsız
yönetimler tarafından “havza tasarruf birlikleri” yapılandırılmalıdır.
*Havza Tasarruf Birlikleri, fikr-i yenilik olup irdelenmelidir.
Denetimi, havza halk danışma meclislerinde, dönemsel, yıllık olarak
yapılmalıdır.
6. Devlet
tarafından sahip olunan fabrikaların ve üretim araçlarının, artırılması; boş
toprakların ekime açılması ve genel olarak toprağın, ortak bir plan uyarınca
iyileştirilmesi.
Cevap:
*Alt ve Ana Havza İşçi
Devleti yapılanmasında, tarım arazilerinin ve yerelde kurulmuş devlet
fabrikalarının; havza sakini emekçilerin zorunlu hayati
ihtiyaçlarını, yeterince ve kararında karşılamak üzere
değerlendirilip yapılandırılmalıdır.
*Havza sakini emekçiler
tarafından üretilen, sahip olunan, üretim-tüketim araçları ait olduğu havza
yaşam-yağış alanının gerçek sahiplerine ait olup; havza sakini emekçiler
tarafından kullanılmalı,
çalıştırılmalıdır.
*Toprağın işlevsel
olarak kullanılması, tarım arazilerinin bütünüyle değerlendirilmesi, kararında
ve zamanında, nizam, intizam içinde doğal havzasal tarımın yapılması, havzasal
beslenmenin ve havzasal sağlığın olgulaşması açısından elzem/zorunlu hale
gelmiştir.
7. Herkes
için eşit çalışma yükümlülüğü. Sanayi orduları kurulması, özellikle tarım için.
Cevap:
*Tali ve ana havza yaşam
alanlarında oluşturulacak “sanayi birliklerin,” görev ve
sorumluluk alanı, “ortak-faydası” havza yaşam-yağış alanı
sınırları içerisinde kalmak kaydıyla oluşturulur.
*Sanayi, zirai, ticari,
ulaşım-iletişim-bilişim birlikleri havza sakini emekçiler tarafından, emekçilerin, “ortak
faydasına” yarayan, kendi özgür iradeleri ile ihtiyaca göre havza
yaşam-yağış alanı sınırları içerisinde yapılandırılır.
8. Tarımın
imalat sanayileri ile birleştirilmesi; kent ile kır alanındaki ayırımın,
nüfusun ülke yüzeyine daha eşit bir biçimde dağılmasıyla yavaş yavaş
kaldırılması.
Cevap:
*Sanayi, zirai, ticari ve ulaşım-iletişim
birlikleri; havza sakini emekçiler tarafından, alt ve ana havza yaşam
alanlarında, ihtiyaca göre denetimli olarak yapılandırılmak kaydıyla yeniden
düzenlenmelidir.
*Havza İşçi Devleti
yapılanması, tali havzalardan başlayarak, ana işçi havza devleti
yapılanmasına gidileceğinden; kırsaldan, büyük şehirlere, yapay-yoksul
ülkelerden yapay-varlıklı ülkelere nüfus kaymasını göçü önleyecektir.
9. Bütün
çocuklar için devlet okullarında parasız eğitim. Bugünküi biçimi içerisinde
çocukların fabrikalarda çalıştırılmalarına son verilmesi. Eğitimin sınaî
üretimle birleştirilmesi.
Cevap:
*Havza sakini
emekçilerinin, kendilerinin ve çocuklarının temel eğitiminin, kendi dillerinde,
kendi kültürlerinde, kendi alfabetik harfleriyle yapma zorunluluğu vardır; bu
zorunluluk bilimsel verileri yabancı dillerde öğrenmeye engel değildir.
*Çocukların ruh ve beden
sağlığı korunarak, havza sakini emekçilerin ihtiyaçlarına cevap verecek
çerçevede; kararında ve zamanında eğitilmesi; yeteneğine göre mesleki eğitime
yönlendirilmesinin, kalıtımsal “gen ifadesin”nde kaynaklı, “havza aidiyet
bilinci” kapsamında bilimsel zorunluluğu vardır.
10. “Sınıflarıyla
ve sınıf karşıtlıklarıyla birlikte eski burjuva toplumunun yerini, her birinin
özgür gelişiminin, herkesin özgür gelişiminin koşulu olduğu bir birlik
olacaktır.”
Mark ve Engels, Komünist
Parti Manifestosu. Say:142
Cevap:
Kuramsal eleştirim:
*Bireyin, ailenin ve
kamunun Havzaların Zenginliği, iktisadi varlıkları ve iktisadi değerlerinin
korunması ülküsüne dayanan; Havza İşçi Devleti yapılanması, sınıfsal toplumu
ortadan kaldıracak; havza zenginliklerini, “hak
iade kuramı” ile havza sakini emekçilere ortak-adil-eşit şekilde paylaştıracak ve havzadaşların “ortak
faydasına” sunacaktır.
*Marks’ın “diyalektik
materyalist” felsefesi ile yapılandırılan yapay-ulus-üniter-işçi
devletleri; emekçilerin, toplumsal
hapishanesine dönüşmüştür; diyalektik materyalist yapay devlet yönetimler, ailenin
temeline bomba koymasına rağmen, “doğal-çekirdek-kutsal-aile
yapısını” bozamamıştır.
*Havza İşçi Devleti,
ailenin ve mülkiyetinin, iktisadi-değerinin; Marks’ın artı-değer ve sermaye
sınıfı ve işçi sınıfı belirlenimi üzerinden; havza yaşam alanı sınırları
içerisinde korunumu ile gerçekleşecektir. Nasıl mı? Buyurun izah
ediyorum!...
Havza İşçi Devleti Kavramı:
*Sınırları, su ayırım
çizgisi ile belirlenen, havza sakini emekçilerin yapılandıracağı doğal havza
işçi devletleri;” havza yaşam-yağış
alanlarında”,” havza sakini emekçilerin”, kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı, oluşan “havza aidiyet bilinci” ile “
havza ve sınıf temeline” dayalı; idari, siyasi, iktisadı, askeri ve
istihbarı anlamda örgütlenmiş, “demokratik
havza işçi devleti” yapılanması olacaktır…
*Havza işçi devleti,
uygulamada, sevk ve yönetim de; denetimlerde, hükümranlık hakkı kendi sınırları
içerisinde, kendi içinden seçilmiş iktidar erki tarafından,
sınırlı-süreli-denetimli olmalıdır.
*Denetimli uygulamayı,
savaşta ve barışta, havza sakini emekçilerin; zora dayalı “demokratik
diktatörlükle” değil; rızaya dayalı kurumsallaşmış, havza sakini
emekçilerden oluşan, öz asabiyet güçleri yapılandırmalıdır.
*Alt havzadan
başlayarak; ana havza iktisadi yapısının bütününde; denetimli, sınırlı,
süreli, serbest pazarın, iktisadi yapıda olmalıdır.
*Havzaların Zenginliği,
iktisadi varlıkları, iktisadi değerleri; birey,
aile ve kamu hakkı, hak iade kuramı ile denetimli olarak belirlenmelidir.
Bireyin, ailenin/hane halkının, kamunun; yaşamı boyunca ürettiği ve “hak iade kuramı” ile belirlenen; “birim-emek-değeri” mülkiyet
hakkı olarak belirlenmeli ve mülkiyetin verasetten intikali halinde baz/esas/
temel olarak ele alınmalıdır.
*Küresel wahşi-şahsi
sermayenin, wahşi-şahsi komünist parti yöneticilerinin verasetten intikalinden
doğan mülkiyet hakkı; haklı ve helal kazanç olmadığı gibi, hukuki de
değildir, mülkiyet hakkı “kak iade kuramı” ile belirlenmelidir diyorum…
*Wahşi-şahsilerin,
kendilerine göre şekillendirdikleri, belirledikleri evrensel ve ulusal hukuk
normları hükümsüzdür.
*Havza sakini
emekçileri, küresel wahşi-şahsi-sermaye-sınıfının; evrensel ve ulusal hukuku
bağlamaz, hükümsüzdür.
*Havza yaşam
alanlarında, havza sakini emekçiler tarafından belirlenen; serbest Pazar
alanı/pazar yeri; kendi iktisadi şartlarında, “hak iade kuramı” çerçevesinde, kendi
denetiminde doğal olarak oluşur.
*Denetimde maksat, havza
yaşam-yağış alanında, havza fanusunda yaşayan, havza sakini emekçilerin, ;
Havzaların Zenginliği, iktisadi varlıkları, iktisadi değerlerinin; hak iade
kuramı ile sahibine iadesini, adil-eşit-ortak
dağılımını, “havzada ortak yaşamı”
sağlamak, herkes için “ortak-faydayı” geçerli kılmaktır.
*Doğal halkaları bulup,
birleştirmek, değişimin önündeki engelleri kaldırmak, umrana/bayındırlığa yol
açmak; sömürüye engel olmamak, havza sakini emekçilerin kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı doğan doğal
görevi olmalıdır.
4-HAVZA İŞÇİ DEVLETİNİN SOSYOLOJİK
YAPILANMASI
*Havza sakini
emekçilerin, yenilikçi: “ İnsan ve Toplumbilin/Sosyolojisi”,“havzada ortak
yaşama” ameliyesi demektir.
*Havza sakini
emekçilerin cehalet-esaret-fakirlik ve sömürüden kurtuluşu demektir.
*Ulus, dil, din,
mezhep ayırımı gözetmeden adil-eşit-ortak,
insanca yaşama hakkına ulaşması demektir.
Marks/Engels; “İşçi
sınıfını kurtuluşu işçi sınıfının kendi eseri olmalıdır.”
*Benzer deyişle; Havza İşçi Devleti’nin kuruluşu, havza sakini
emekçilerin kurtuluşu, havza sakini emekçilerin kendi eseri olmalıdır…
*Hangi zamanda/tarih
de/derinlikte; hangi coğrafyada/mekânda/koordinatta; hangi güçler tarafından
yapılandırıldığını; nasıl faaliyet gösterildiği, tarihi doğal sıralamaya uyarak
havza sınırları kapsamında belirlenmelidir.
* Kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı, “havza aidiyeti bilinci” ile
oluşturulacak, “Havza işçi devleti”
yapılanması, tüm havza sakini emekçilere anlaşılır, yalın dil ile izah edilerek
sivil toplum kuruluşları: Sendikalar, meslek örgütleri, sınai ve zirai
kooperatifler ile örgütlendirilmelidir…
*Keşif edilen, kalıtımsal
“gen ifadesi” nden kaynaklı siyasi,
iktisadi ve içtimai oluş, oluşum olguların, diyalektik/doğal halkaların; tarihi
doğrusal ardışık sıralaması, devinimi keşfedilip, havza sakini emekçilere
yalın, münasip bir lisanla açıklanmalıdır.
*Sınırlarını yağmur
suyunu ayırım çizgisinin belirlediği alan içerisindeki, toplumsal nirengi
noktalarının ve doğal halkaları tespit edilip, nicelik ve nitelikleri ; İnsan
ve Toplumbilimsel/ sosyolojik olgular belirlenip, havza sakini emekçiler
bilgisine sunulmalıdır.
*Havzalarda, doğal
çevrede mücadele belirlenimi Allah’ın öğütleri ile olmalıdır!...
Öğüt: HAK ve ADALET için el birlik olmayı, “cihat/cehd " etmeyi gerektirir!...
Müslüman
coğrafyalarında, havza ve sınıf temeline dayalı, Havza İşçi Devleti’ni kurmak CİHAT etmek anlamını taşır.
Havzada sürekli cihat:
Havza ve sınıf temeline dayalı, sınırlı, süreli,
serbest, oluş, oluşum, olgu/görüngü, ardışık, sıralı devinim, değişim ve
döngüler sonucu meydana gelecek “HAVZA İŞÇİ DEVLETİ” yapılanması
için cihat sürekli olmalıdır.
İnşirah Suresi:
7- Feizâ ferağte fensab. - O halde
mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim işe sarıl.
8- Ve ila Rabbike ferğab. Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip
yalvar!
Tüm zamanlarda/tarihte
ve tüm mekânlarda/coğrafyada idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı
yapıları; havza düzleminde ve diyalektik materyalist-metafizik tarihi
derinliğinde; geçmişin, bugünün doğru değerlendirilmesiyle alenen, açık biçimde
geleceğin kuramı: “hak iade kuramı”
belirlenip “SÜREKLİ CİHAT” yapılmalıdır.
Tali havzalarda, doğası
gereği, kalıtımsal “gen ifadesi”
nden kaynaklı oluşan “havza aidiyet
bilinci “ ile “Adem-i Merkeziyet”/yerinden yönetim/öz yönetim/self
determinasyon/ kanton olma gereği vardır…
Ana havzalarda, doğası
gereği, kalıtımsal “gen ifadesi”
nden kaynaklı oluşan “havza aidiyet
bilinci “ ile ana havza sınırları içerisinde bulunan tali havzaların “ortak
faydasını”,”ortak paydasını” sağlayan “onurlu birlik”/“erdemli
ittifak” ile kurulacak federasyon olma gereği vardır…
Tali havzalar “tekil-tikel
demokrasi” ile ana havzalar “tikel-tümel cumhuriyet” ile
yönetilir.
Demokrasi: Yerelde/tali
havzada “tekil-tikel” halk
ortaklığıdır.
Cumhuriyet: Genelde/ ana havzada “tikel-tümel” halkların otaklığıdır.
İnsani zorunlu ihtiyaçlar:
*Besleme, barınma, güvenlik, sağlık,
eğitim;
*Toprak, su, hava,
ateş (enerji);
*Can, mal, ırz, neslinin
korunması ve devamının sağlanması;
*Havza yaşam alanının
Havzasal Zenginliğin, “hak iade kuramı” ile korunması talebi olarak belirlenir.
*Dönencelerin, dünyanın
ayarını, (balansını) sağladığını, dünyamızın güneşten aldığı enerji ile makro
ve mikro düzeyde pH değerlerini ve termodinamiğini koruduğunu biliyoruz.
*Dünyamızın iklim
kuşaklarının, siklon/alçak/sıcak ve antisiklon/yüksek/soğuk hava
hareketlerinin; havza yaşam-yağış alanlarını, mikro ve makro düzeyde; ardışık sıralı,
döngüsel, devinerek, doğrudan (direkt) etkilendiğini biliyoruz.
* Bu fiziki olayların
idari, iktisadi, siyasi, askeri ve
istihbarı toplumsal yapılanmalar üzerindeki; siyasi, iktisadi ve içtimai
etkileri; havza yaşam-yağış alanlarında; havza sakini emekçiler tarafından
belirlenmeli; tabii ve insani afetlerde, bilimin ışığında, önceden tedbirleri
alınmalı acılar yaşanmamalıdır.
*Havza akarsuyunun pH’ının ve havza iç-termodinamiğinin, kalıtımsal “gen ifadesi” nin korunması: Havza İşçi Devleti’nin esas amacı
olacaktır.
*Üretim-tüketim
aletlerinin mülkiyet hakkı ve mülkiyetinin verasetten devir hakkı;
üretim-tüketim ilişkilerinin belirlenmesi anlamında “hak iade kuramı” uygulanmasını hayati zorunluluk olarak öne
çıkmaktadır.
5-HAVZA İŞÇİ DEVLET NASIL OLUŞACAK?
Birincisi: Devrimci
teori olmadan, devrimci hareket olmaz.
V.İ.Lenin, Ne Yapmalı,
Say:31
Kuramsal eleştirim:
*Havza işçi devleti
kuramı olmadan, havza sakini emekçi aile ve bireylerinin, kalıtımsal “gen ifadesi” nin bilimsel
belirlenimiyle kuracağı yenilikçi ”Havza İşçi Devleti” yapılanması
gerçekleşemez.
*Emek (Labour) insani-iş
gücü = İş (Work) = Kuvvet x Yol
*Fizik formülü ile
belirlenen; hak iade kuramı, gün/yevmiye-işgücü
ölçeğnde; bireyin, ailenin/hane halkının, kamunun; “birim-emek-değerini
” ve ” bireyin-ailenin-kamunun toplam-işgücü” ölçüsünde; mülkiyetin
edinilmesi ve mülkiyetin verasetten intikali hakkının, hukuki normları
belirlenerek sağlanacaktır.
*Bireyin, ailenin/hane
halkının, kamunun; “iade kuramı: gün/yevmiye-işgücü” ölçeğinde; “birim-emek-değeri“ belirlenerek,
sahibine iadesi sağlanacaktır.
*Sermaye sınıfının
görmemezlikten geldiği ”hak iade kuramım” ile bireyin,
ailenin/hane halkının ve kamunun hakkı; işçi sınıfının hakkı; ortak-adil-eşit olarak, sahibine teslim
edilecektir.
İkincisi, sosyal
demokrat hareket, özünde, uluslar arası bir harekettir.
V.İ.Lenin, Ne Yapmalı,
Say:32
Kuramsal eleştirim:
*Kapitalist ve komünist
sistemin, başarılı olmuş faşist ve komünist partileri, demokrasi/ ortaklık
kavramını perdelemek adına, her dönemde ve günümüzde; kendilerini “sosyal demokrat” olarak
belirlenmişlerdir!...
*Emeği ile geçinen kitleleri
kandırmak için belirlenen bu isim verilirken, sosyal demokrasi kavramının içi
boşaltılmıştır!...
*Demokrasi: idari,
siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı anlamda, yerelde “halk ortaklığı” olarak tanımlanmalıdır.
*Sosyal
demokrasi:
Sosyal Demokrasi: Yerelde ve genelde toplumsal ”emeğin ortaklığı” olarak belirlenmeli ve tanımlanmalıdır!...
*Faşist ve komünist toplumsal
siyasi hareketler, toplumun, hükümranlığı ele geçirdikten sonra
demokrasiyı/ortaklığı rafa kaldırırlar…
* Hükümran güçler,
iktidarında Havzaların Zenginliğini, iktisadi varlıklarını, iktisadi
değerlerini gasp etmek için demokrasinin içini boşaltır. Toplum, emperyalist,
sömürgeci, ahlaksız, acımasız savaş sanayine yönlendirilirler...
*Almanya da Hitler'in,
faşist; Japonya’da kralın dospot idaresi; Rusya’da komünist diktatörlük,
Stalin’in baskıcı yönetimleri; “Milletlerin Zenginliğini/Havzaların
Zenginliğini” gasp ederek; emperyalist wahşi-şahsi, siyasi, iktisadi ve içtimai olguları ile ikinci
dünya savaşını yapmış; havza ve ada sakini emekçilerin, işçilerin kitlesel
kıyımına neden olmuşlardır.
*Havza İşçi Devleti
iktidarında, “hak iade kuramı” ile
Havzaların Zenginliğini sahibine iade edecek; “birim-emek-değer” belirlenecek; bireyin, ailenin/hane halkının, kamunun emek-değeri’ni, mülkiyet hakkını sahibine teslim edecektir.
*Havza İşçi Devleti
hareketi; özünde, kalıtımsal “gen
ifadesi” nden kaynaklı oluşan “havza
aidiyet bilinci “ ile “havzada ortak
yaşamı”,” toplumsal ortaklığı”,” sosyal
demokrasi” yi sağlayan; havza sakini emekçilerin, “havza aidiyet duygusu” ile olgulaştıdıkları, havzalar arası birlik
ve dayanışmasını gerçekleştirecek; tekil, tikel ve tümel/bireysel,
yerel ve evrensel bir harekettir.
Üçüncüsü: Rus sosyal
demokrasisinin ulusal görevleri, dünyada başka hiçbir sosyalist partinin daha
önce karşılaşmadığı türdendir.
V.İ.Lenin, Ne
Yapmalı, Say:32
Kuramsal eleştirim:
*Demokrasi: Yerelde İdari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı
ortaklıktır. Bu tanımın içi boşaltılmamalıdır. Hâkim ulusun sosyal demokrat
partileri, sınıflı ve sınıfsız toplumlarda “despotik, baskıcı, eşkıya
(terörist) iktidarların doğumuna neden olmuştur.
*İlk işçi devleti:
SSCB’nin kurulumunu geçekleştiren, yenilikten ve ortaklıktan yana olan samimi
Bolşevikler; demokrasiyi, gerçek anlamında ortaklık olduğunu inanarak, bu
inançla 1917 devrimini yapmışlardır.
*Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetleri Birliği, (SSCB) kurulduktan sonra, sadece hâkim ulusun değil,
esir uluslarında emekçilerinin; birim-emek-değerlerini
gasp etmiş; işgali altındaki havza yaşam alanlarında; siyasi, iktisadi ve
içtimai anlamda; havzasal-ulusal toplumsal bunalımlara, beşeri felaketlere
sebep olmuştur.
*Oysa Havza İşçi Devleti
alt/tali havza alanlarından başlayarak; üst/ana havza alanlarına, “ortak-fayda/erdemli ittifak/onurlu
birliktelik” sağlanarak büyüyen; havzalar arası birleşik toplumsal
yapılardan oluşan, kalıtımsal “gen
ifadesi” nden kaynaklı evrensel bir harekettir.
*Lenin’in “dünyada
başka hiçbir sosyalist partinin daha önce karşılaşmadığı türdendi,” deyişi
doğrudur, Rus sosyal demokrat partisi, diğer uluslara, ulusal önderlik
yapamamıştır, ilk olduğu içindir ki kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı ulusal içgüdüyü doğru kullanamamış ve büyük
ulusal yanlışlar yapmıştır.
İdari Yapı:
*Havza işçi devlet idari
yapılanması, havza sakini emekçilerin, kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı, “havzada
ortak yaşamak” amacıyla, havza işçi devletinin idari yapısını oluşturmaları
anlamına gelir.
*Havza işçi devleti
idari yapılanması, alt havza birimlerinden başlayarak, tabandan tavana üst
havza birimine doğru ana havza sınırları içinde yapılandırılmalıdır.
*Havza sakini
emekçilerin, havza işçi devleti talebi, kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı oluşan “havza aidiyet bilinci “ ile meşru ve doğal bir talebidir; varoluş
hakkından, dünyaya geliş hakkından kaynaklanan müktesep bir haktır. Gasp
edilemez.
*Dünyanın, büyük havza
yaşam alanları sınırları kapsamında, toplumsal yapılanma/ devlet yapılanması,
oluşturulması mümkün müdür?
*Kongo, Nil, Amazon gibi
yarı kapalı; Karadeniz, Akdeniz, Hazar, Aral gibi kapalı havza yaşam
alanlarında özerk ve birleşik devlet yapılanmaları mümkün müdür?
* Kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı oluşan “havza aidiyet bilinci “ ile mümkün
olduğunu iddia ediyorum, insanlık bu soruya cevap aramalıdır, “Havza İşçi Devleti” ve” Hak İade Tezim” ile bu soruya cevap
vermiş bulunuyorum.
Siyasi Yapı:
*Havza işçi devlet
siyasi yapılanması havza sakini emekçilerinin kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı oluşturacağı, siyasi partilerle,
çoğulcu demokrasi/ortaklık ile yaşama geçirilir. Tek partili işçi devletleri
hüsranla bitti; havza ve sınıf temelli çok partili işçi devletlerinin
yapılandırılma zamanı gelmiştir diyorum…
*Bunun için, en evvela,
sınırsız mülkiyet edinme ve mülkiyetin verasetten devir hakkını sağlayan, “demir
yasalar” iptal edilmelidir diyorum.
*Siyasetçi, bürokrat ve yerli-yersiz sermaye ile
büyük demir leblebi: küresel wahşi-şahsi sermaye sınıfının, havza yaşam-yağış
alanlarından tasfiye edilmesi gerekmektedir.
*Sermaye sınıfının,
havza hükümranlığını sona erdirilmesi ve istihbarı birimlerinin sağladığı,
aralarındaki, gayri-hukuki işbirliğini engellenmesi gerekmektedir diyorum…
*Üç maymunu oynayan, duymayan
görmeyen, sömürene dokunmayan; her konuda uzman işbirlikçilere engel olunmalı; havza
yaşam-yağış alanlarında, meydana gelen işgal,
istila, ilhak, soygun, sömürü, savaş, talan
ve tecavüz engellenmelidir.
İktisadi yapı:
*Havza işçi devletinde,
havza sakini emekçilerin oluşturacağı iktisadi yapının temel taşları: Havza
yaşam-yağış alanı içerisinde, havza sakini emekçiler tarafından, hak iade kuramı ile denetimli-serbest
yapıda, birim-emek-değer ölçeğinde
oluşturulacaktır.
* Havzaların Zenginliği,
bireysel ve toplumsal anlamda,“hak iade
kuramı” ile “ortak-adil-eşit” paylaştırılacaktır.
*Havzaların Zenginliği, iktisadi varlıkları, iktisadi değerleri;
havza yaşam-yağış alanı sınırları içerisinde, görev ve sorumluluk alanları belirlenen
kurum ve kuruluşlar eliyle; denetimli-sınırlı-süreli-serbest iktisadi pazar
yapılanması olgulaşacaktır.
*Havzaların idari
yapısını korumak, havzanın hidrojen gücü (pH) ve ısıl/enerji transferini (iç
termodinamiği); kalıtımsal “gen ifadesi”
nden kaynaklı: gen, genom, epigenetik, morfogenetik, enformatik alanlarını,
değerlerini korumak; Havzaların Zenginliğini, iktisadi varlıklarını, emek-değerini
korumak anlamına gelir.
* Küresel wahşi-şahsi
sermeye düzenine, “kanlı sömürge
düzenine” son verilmeli, Havzaları Zenginliği, havza sakini emekçilere
devredilmelidir.
*Küreselleşme: Sadece
mal ve hizmetlere hükmedenlerin, küresel anlamda dolaşımı, dağılımı değil;
insanların, tüm havza yaşam-yağış alanlarında, serbest dolaşımı anlamına da
gelmelidir.
Askeri yapı:
*Havza işçi devlet
askeri yapılanması, görev ve sorumluluk sınırı, ana ve tali havza yaşam alanı
sınırı olarak belirlenmiş; havza sakini emekçilerden müteşekkil, havza sakini
emekçilerden kurulu, "mücahit ve mücahide"lerinden
müteşekkil bireylerden oluşur.
*Mücadele her hal ve
şartta alenen, göstere gösterek, açıktan, şeffaf olarak, bile-göre, havzanın
idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı (kendi içinde saklı) anlamda tam
bağımsızlığı için "sürekli cihatla" edilerek
yapılır.
Havza sakini emekçiler ne yapmalı?
” Her ülkenin özerkliği
ve birliği sağlanmadıkça, proletaryanın uluslararası birliğini ya da bu
ulusların ortak amaçlara doğru barışçı ve kalıcı bir işbirliği gerçekleştirmek
olanaksız olacaktır.”
Karl
Marks-F.Engels/Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. Say: 83
Kuramsal Eleştirim:
*Devlet sınırları
belirlenemeyen uluslar, barışçı ve kalıcı birlik oluşturamazlar; Ulusların
devlet sınırları, kalıtımsal “gen
ifadesi” nden kaynaklı olarak tali ve ana havza yaşam-yağış alanı su ayırım
çizgisi olarak belirlenmelidir.
*Alt/tali havza
birimlerinde sağlanan özerklik; ortak fayda da anlaşan, ana havza birliğini;
ana havza birlikleri de, daha büyük kapalı havza birliklerini ve ileri aşamada kalıtımsal
“gen ifadesi” nden kaynaklı olarak evrensel
birliğin de kurulmasını sağlar.
* Hegel’in, tekil, tikel
ve tümel/evrensel mantık bilimi çerçevesinde; toplumsal anlamda; ancak küçük
tali havza yaşam alanlarında sağlanacak “tekil-tikel özerklik” ve
büyük ana havzalarda “ortak faydalarda” sağlanacak,
birleşik “ tikel-tümel özerklik” ile daha ileri
aşamalarda “tümel/evrensel/uzaysal birlik “ sağlanacaktır.
* Bütün ülkelerin
işçilerini, tavandan gelen örgütlenme ile birleştirmek; uluslara sınır
belirlemeden, ulusal birliğe gitmek, hayalden öteye geçmez, mümkün değildir,
bunu insanlık yaşayarak öğrendi.
*Havza sakini emekçiler kalıtımsal
“gen ifadesi” nden kaynaklı, havza
aidiyet bilinci ile cehillik-esaret-fakirlik içleminde,
kıskacından çıkıp; öncelikle bağımsızlık için hak ve adalet mücadelesi vermesi
gerekir ki; selamete çıksın, barış ve refah toplumunu oluştursun, asr-ı saadet
dönemini yeniden yaşasın.
*Havzanın Diyalektik
Materyalist-Metafizik Tarihi: Ana ve tali havza coğrafyası sınırları içinde kalınarak; gerçek
belge ve bulguya dayalı; kalıtımsal “gen
ifadesi” nden kaynaklı oluşan “havza
aidiyet bilinci “ ile yenilikçi “Havza İşçi Devleti” toplumsal ulusal yapılanmalarını; havza bazında, havza tarihi derinliğinde; ana
ve tali havza sınırları içinde ele alınmalı ve yeniden belirlenmelidir diyorum.
6-WAHŞİ-ŞAHSİ PROLETER VE KOMÜNİST YAZIN
“Fransız sosyalist ve
komünist yazını böylece tamamıyla iğdiş edilmiş oldu.”
K.Marks-F. Engels:
Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. Say: 148
Kuramsal eleştirim:
*O dönemde, iğdiş edilen,
evrensel sosyalist yazın, günümüzde de küresel wahşi-şahsi sermaye ve
wahşi-şahsi sözde işçi sınıfı temsilcileri; güdümlü ve denetimli, her meslekten
uzman, fonlanmış kalemşorları tarafından; iğdiş edilmeye devam edilmekte ve
bozulmuş şekliyle kullanılmaktadır!...
*Havza sakini
emekçiler “zombi” leştirilerek, hımbıl-laştırılarak, cahil-esir-fakir bırakılmaktadırlar.
*Avrupa Birliği
Parlamentosu’nda, (AB) seçilmiş sözde sosyalist vekiller; Havzaların
Zenginliğinin/ Milletlerin Zenginliğinin/Ulusların Zenginliğinin sahibine
iadesini istememektedirler.
*İade kuramı ile
sağlanacağını bilememektedirler. Bu sosyalist siyasiler, küresel wahşilerin
elinde oyuncak olarak kullanılmaktadırlar.
*Havza sakini
emekçilerin iğdiş edilmemesi ve zombi-leştirilmemeleri için kültürel anlamda
yapılması gereken havza yaşam-yağış alanında; kültürel yapı, rakam,
harf, dil, lehçe/diyalektin; korunması ve kullanılması gerekmektedir.
* Umranı, medeni birliği
oluşturmak için yapılacak anlatımlar; yeterli düzeyde, yeterli derinlikte,
yalın ve net olmalıdır.
*Tüm havzasal/ulusal
diller, kendi harflerini,
rakamlarını, kendi kelimelerini gerçek anlamları ile kullanmalı, imalı
anlatımdan kaçınılmalıdır. Anlığımızda belirlenmiş sözcükler, imler, ideler,
herkesin anlayacağı düzeyde, anlaşılır derinlikte olmalıdır.
*Kendi dilimizde kesin
yargı ifade eden cümleler kurulmalı, dil bilgisi kuralları belirlenmeli ve
uygulanmalıdır. Günlük konuşmalarımızda, yaşayan terimler kullanılmalıdır.
*Anlatım ve
belirlenimlerin de, havza sakini emekçilerin, halkın/avamın, kullandığı
kelimeler tercih edilmelidir.
*Anlatılar Yunus Emre,
Ahmet Yasevi tarzında, halkın anlayacağı türde olmalıdır; Mevlana tarzında
olursa aracı bir eğitimci gerekir.
“Burjuva sosyalizmi
uygun ifadesini ancak ve ancak salt bir mecaz haline geldiği zaman buluyor.
Serbest ticaret: İşçi
sınıfı çıkarı için. Koruyucu gümrükler; işçi sınıfının çıkarı için cezaevi
reformu: İşçi sınıfının çıkarı için. Burjuva sosyalizminin son sözü ve ciddi
olarak söylediği tek söz işte budur.
Burjuva sosyalizmi şu
sözlerle özetleniyor: Burjuva bir burjuvadır-işçi sınıfının çıkarı için.”
K.Marks-F. Engels:
Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. Say: 152
Kuramsal eleştirim:
*“Burjuva bir
burjuvadır” ama tarihin hiç bir döneminde “işçi sınıfının çıkarı için”
adım atmamıştır. İktisadi değerlerin gaspı için ne gerekiyorsa
onu yapmıştır!...
*Birinci ve ikinci dünya
savaşlarının ve yakın dönemin idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı
olgularının temelinde; yapay-ulus-üniter-devletlerin yıkılışı ve yapay-ulus-üniter-işçi
devletlerinin tarih sahnesine çıkışının sıkıntısı vardır!...
*Avrupa Birliği’nin
temel işlevi: Kendi havza yaşam-yağış alanlarında ve sömürge ülkelerde
oluşturdukları yapay devletlerde; sömürge düzeni korumak; tüm insani değerleri,
sosyalist ağız yaparak çiğnemek; sömürüyü tüm havza yaşam-yağış alanlarında
devam ettirmektir!...
* Hegel gibi; zaman ve
mekânda; tekil, tikel ve tümel/evrensel olanı; öznel, nesnel, karmaşalığına
değil; net ussal düşünsel açıklıkta olmalı; bilincin bilimi, mantık bilimi
arkasına sığınıp; o günün hükümran gücünün, sakalına göre, tıraş
yapılmamalıdır!...
*Feuerbach (Fayorbah)
gibi sarayda bir türlü, kulübesinde başka türlü, akademide bam başka türlü
düşünülmemelidir.
*Marks’ın ardılları:
Lenin, Mao, Ho Chi Minh, Kastro ulusal bağımsızlık hareketlerinin bu
samimi liderleri; “birim-emek-değerin” sahibine iadesini
sağlayacak “hak iade kuramı”nı
geliştiremedikleri için samimi sosyalist olmalarına rağmen; kurdukları işçi
devletlerinde; uygulamada, yaşamda başarılı olamadılar, ortak-adil-eşit paylaşımı gerçekleştiremediler.
*Kurulan bu işçi sınıfı
devletleri, yönetim erki, iktisadi değerleri, ortak-adil-eşit paylaşamadıkları için; yeni baştan kapitalist
sisteme entegre olmaya, birim-emek-değeri yeniden, sil baştan sömürmeye
başladılar.
*Karl Mark ve ardılları
işte tam olarak da burada yanlış yaptılar!... Mülkiyet hakkının, tamamının
“kömün devlete” devri yanlıştı… Komünist Partiler ve yönetimleri bu hakkı ,
emekçilerin “ortak” faydası” için kullanamadılar…
*Rüşvet, iltimas,
irtikap, bireysel-ailesel çıkar “kapitalist
ve komün sistemi” çökertti, sonunu getirecek…
“Eleştirel-ütopik
sosyalizmin ve komünizmin önemi, tarihsel gelişmeyle ters orantılıdır. Modern
sınıf savaşımının gelişmesi ve belirli bir biçim alması oranında savaşımdan bu
düşsel ayrı kalış, ona yapılan bu düşsel saldırılar, bütün pratik değerlerini
ve bütün teorik haklılığını yitiriyor. Dolayısıyla bu sistemlerin kurucularının
birçok bakımdan devrimci olmalarına karşın, bunların öğretileri, her kesimde,
gerici tarikatlar kurmuşlardır.”
K.Marks-F. Engels:
Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. Say: 154-155
Kuramsal eleştirim:
*İçtimai yaşam, Marks’ın
yapılanmasını istediği “işçi devletlerinin” de hayâlı olduğu
gerçeğini açığa çıkarmıştır.
*”Hak İade Kuramını” gerçekleştiremeyen hiçbir işçi devleti
yapılanmasının ayakta kalması mümkün değildir.
*Devlet olmanın üç
şartı vardır: İnsan, sınır ve toprak. Ancak, “Ulusal aidiyet bilinci”ni de kapsayan, kalıtımsal
“gen ifadesi” nden kaynaklı “havza aidiyet bilinci” ile “ortak
fayda” da anlaşarak yapılandırılan, havza işçi devleti yapılanmaları ayakta
kalma şansına sahiptir diyorum…
*Yapay-ulus-üniter-sermaye
ve işçi sınıfı devletleri: Yapay sınırlar ve hükümran ulusların asabiyeti
altında kuruldular.
*Hükümran ulusların,
esir uluslara baskıları neticesinde yapılandırıldılar ve yıkıldılar.
7-WAHŞİ-ŞAHSİ PROLETER VE KOMÜNİSTLERİN MUHALEFET
PARTİLERİ KARŞISINDAKİ KONUMLARI
Kısacası komünistler,
her yerde, mevcut toplumsal ve siyasal düzene karşı olan her devrimci hareketi
desteklerler.
Bütün bu hareketlerde o
andaki gelişme derecesi ne olursa olsun, mülkiyet sorununu o hareketin esas sorunu
olarak ön plana çıkarırlar.
Son olarak her yerde,
bütün ülkelerin demokratik partileri arasında birlik ve anlaşma sağlaması için
çalışırlar.
Komünistler kendi
görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezle. Hedefine ancak tüm mevcut
toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla ulaşabileceğimi açıkça ilan ederler.
Varsın egemen sınıflar
bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka
kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Kazanacakları dünya vardır.
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ
BİRLEŞİN…!
K.Marks-F. Engels:
Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. Say: 157-158
Kuramsal eleştirim:
*Kısacası havza sakini
emekçiler kendi havza yaşam alanı sınırları içerisindeki her devrimci,
yenilikçi hareketi desteklerler; birey, aile/hane halkı ve kamu mülkiyetinin
korunması sorunu havza sakini emekçilerin, siyasi, iktisadi ve içtimai anlamda
temel sorunu olacaktır.
*Ana ve tali havza
sakini emekçiler; aynı amaçla hareket eden komşu havza sakini emekçilerle;
idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı dayanışmayı kabul eder ortak
faydada anlaşarak anlaşma yapabilirler.
* Bütün pis işler gizli
yapıldığı için havza sakini emekçilerin, idari, siyasi, iktisadi, askeri ve
istihbarı (!) kuruluşları; aleni olacak ve göstere göster iktidara
geleceklerdir.
*Varsın küresel
wahşi-şahsi sermaye ve wahşi-şahsi komünist parti yöneticileri “Havza
İşçi Devleti” korkusuyla titresinler.
* Kalıtımsal “gen ifadesi” nden kaynaklı, “havza aidiyet bilinci” ile “sürekli
cihad” eden havza sakini emekçilerin de zincirlerinden başka kaybedecekleri hiç
bir şeyleri yoktur, kazanacakları kendi havza yaşam-yağış alanları vardır.
BÜTÜN HAVZALARIN
İŞÇİLERİ!...
ÖNCE TALİ, SONRA ANA
HAVZA YAŞAM ALANLARINDA BİRLEŞİN!...
*Tümcesi hayali değil, kalıtımsal
“gen ifadesi” nden kaynaklı” havza aidiyet bilinci” ile “havzada ortak yaşamı” sağlayacak;
İnsan ve Toplumbilim/Sosyolojik bilimse bir yenilik ve doğal
toplumsal yapılanmanın son diyalektik/doğal halkasıdır.
*Tali havza yaşam
alanlarında, tekil, tikel anlamada oluşturulacak “ özerk havza işçi
devletinin” çözülmesi daha zor olur…
*Tali havza yönetimleri
ile yerelde bu idari zorluğu aşmak daha kolay olacaktır…
*Evrensel anlamada bir
bütünü korumak, birleşik hareket etmek zordur; tümel/evrensel toplumsal
oluşumların çözülmesi daha kolay olur.
*Ana havza yönetimleri
ile genelde bu zorluğu aşmak kolay olmayacaktır…
*Havzasal yaşamın bütünlüğünü
oluşturup, korumak; ana havza yaşam alanlarında; birkaç ana havzayı da içinde
barındıran kapalı havza yaşam-yağış alanlarında; “birleşik ana havza
işçi devletini”,” evrensel birleşik havza işçi devletini” yapılandırmak ve
korumak ciddi emek ve kalıtımsal “gen
ifadesin” den kaynaklı “havza
aidiyet bilinci” gerektirir…
Son olarak:
*
Yapay-ulus-üniter-sermaye ve işçi sınıfı devletleri; “ulusal aidiyet
bilincinden “ kaynaklı doğal hukuk devletidir anca sınırları yapaydır. Bu
nedenledir ki yapay hukuk devletidirler!...
*Hele hele!...
İngiltere, Suudi Arabistan gibi krallıklar hukuk devleti değildirler.
*”Doğal Hukuk Devleti” terimi fikr-i yenilik olup, hukukçular
tarafından yeniden irdelenmeli, belirlenmeli ve tanımlanmalıdır.
*Yapay devletlere
hükümran olan güçler; kanunlarını, hukuki normlarını; havzaların zenginliğini;
iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini; mülkiyet edinip, geleceğe devrini
sağlamak için; kendi çıkarları doğrultusunda, kendilerini korumak ve ellerinde
tutmak, için yaparlar.
*“Havza işçi devleti” gerçek
anlamada, İnsan ve Toplumbilimsel/Sosyolojik anlamda son halka olup, gerçek
anlamda laik-hukuk devleti yapılanması olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır!...
*Bilindiği üzere idari
bilimlerde mutlak tanım yoktur; idari bilimlerde, bilimsel kabul gören her
tarif, aynı zamanda bir tahriftir.
*Havza İşçi Devleti Tanımlanması:
*Sınırları, su ayırım çizgisi ile belirlenen doğal havza işçi
devletleri; havza yaşam alanlarında, havza sakini emekçilerin, kalıtımsal “gen ifadesin” den kaynaklı “havza
aidiyet bilinci” ile “havza ve sınıf temeline” dayalı; idari, siyasi, iktisadı, askeri ve
istihbarı kurum ve kuruluşlardan oluşan toplumsal yapılanmadır.
*Havzada ortak yaşamdır.
*Bu yenilikçi tanımlama, diğer İnsan ve
Toplumbilimsel/Sosyolojik bilimsel “devlet” tanımlamalarını
tahrif etmiştir!...
* İnsanlık tarafından
yeni bir kuram belirlene kadar, yeni bir felsefi açılım belirlenene kadar;
İnsan ve Toplumbilim/Sosyoloji bilimsel olgu olarak belirlediğim "iktisadi-siyasi
(Ekonomi-politik) kavramlarım, belirlenimler im geçerliğini koruyacaktır.
*Havza İşçi Devleti
yapılanması, güneşten aldığımız ısıl enerji ile kalıtımsal “gen ifadesin” den kaynaklı “havza aidiyet bilinci” havza yaşam-yağış
alanlarımızda, havza fanusunda oluşan; ardışık, döngüsel, sıraslı, devinimsel
doğal hayatı korumak, kollamak, sağlamak, sağlamlaştırmak, sağlıklı yaşamak
amacı taşır.
* ”Havza İşçi
Devleti”nin sürekliğini sağlayacak, ilkelerini savunacak, anti-emperyalist,
havza alan koruculuğunun, kuruculuğunun
kaynağı, havza sakini genç mücahid-mücahide emekçiler olacaktır.
SON
T.C.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL
BELGES
Doğrulama Kodu : 7a61a8b3-b08c-4ac3-ad8c-9b4bdaab4883
Kayıt-Tescil No: 2021-5453
Kayıt-Tescil Tarihi:28.09.2021
r.keklikci23@gmail.com ; havzaiscidevleti.blogspot.com ; @Havza_Devleti