Adam Smith: (1723-1790) “Milletlerin
Zenginliği” eserinde;
milletlerin/ulusların zenginliğini iktisadi varlıklarını, iktisadi değerleri:
katma-değer, emek-değer ve artı-değeri (ücret, kar, faiz, rant) iktisadi
kavramları ile yoğurarak anlatılır!…
“Havzaların Zenginliği”ni,
iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini: katma-değer, emek-değer ve artı-değerini
(ücret, kar, faiz, rant) nasıl sömürüldüğünü, havza sakini emekçilere
anlatmanın zamanı geldi sanıyorum!..
Öncelikle, havza toplumu, havza insanı ve
toplumbilimi/sosyolojisi, havza bazında, havza yaşam-yağış alanı, havza fanusu
içerisinde, havzanın doğal sınırları esas alınıp; “havza ve sınıf temelli“ ,”havzada ortak yaşam” olarak yapılandırılması
ve yönetilmesi gerektiğini belirtmeliyim!...
Havza sakini insanların, emekçilerin idari, siyasi,
iktisadi, askeri ve istihbarı yapılanmalarını, insan ve
toplumbilimi/sosyolojisini havza bazında yazmak,çerçevesini çizmek, anlatmak,
belirlemek istedim!...
Havza sakini emekçilerin, cehalet-esaret-fakirlik üçleminden kurtulmaları için, havza
bazında, olgunlaştırıp, olgulaştırdığım “ yenilikçi fikirlerim var!...
İlanen duyurulur!...
Havza sakini emekçilerin, artık, “Milletlerin Zenginliği”ni değil, onun
yerine, “Havzaların Zenginliği” ni
paylaşma zamanı gelmiştir diyorum!...
Mevcut zaman ve zemin bu adil-eşit-ortak paylaşımın yapılması, gerektiğini söylüyor, bunu
belirlemek isterim!...
Havzaların Zenginliği: toprak-su-hava-maden/enerjisi;
iktisadi varlıkları, iktisadi değerlerinin; “hak iade kuramı” ile “gün/yevmiye-işgücü
ölçeğinde”,“ birim-emek-değerinin” tespiti yapılabilir diyorum!...
Kur’an emeğin sömürüsünü, arka arkaya vahiy
olunan dört ayet ile reddeder!...
Birinin yükü (vizr) başkasına yüklenmez.
Necm-38
İnsan için emeğinden (sa’y) başkası yoktur.
Necm 39
Emeğinin karşılığını mutlaka görecektir.
Necm-40
Hiç bir şey karşılıksız bırakılmayacaktır.
Necm -41
Çalışmadan başkasının yükünü hafifletemeyiz, çalışmazsak başkalarına yük
oluruz diyorum!..
İnsanın kendisi, ailesi ve kamu için ürettiği mal ve hizmette kullanım
hakkı vardır diyorum!...
Başkalarının, sömürgecilerin çalışmadan,
oturup keyif çatarak, keyif yaparak, bu mal ve hizmetleri sömürmeye hakkı
yoktur!...
Bireyin ürettiği mal ve hizmetleri, bireyden izinsiz yararlanma, gasp
etme hakkı yoktur!...
Demem o ki!...
Sömürgecilerin, insanların emeklerini, emek değerlerini, sömürme hakkı, malalarını
gasp etme hakkı yoktur, yoktur, yoktur diyorum!...
Başkasına ait mal ve hizmet üretiminden/ürününden faydalanmak, zora değil,
rızaya dayalı olmalıdır diyorum!...
İnsanın, emeğinin hakkı çok basit bir kuram olan: “hak iade kuramı”
ile belirlenmeli ve “sahibine iade” edilmeli, emeğinin karşılığı
verilmelidir diyorum!...
İnsan emeği karşılıksız bırakılmamalı, emeğinin karşılığını mutlak görmelidir;
insan emeğini gasp edenler de karşılık görmelidir, cezası kesilmelidir
diyorum!...
Birey, aile/hane halkı ve kamunun/toplumun
hakkı olan iktisadi değerlerin, “hak iade kuramı” ile sahibine
iadesinin; mülkiyet ve mülkiyetin verasetten intikali hakkının adil-eşit-ortak olarak belirlenmesi, uygulaması
ve yaşama geçirilmesi mümkündür diyorum!...
Havza sakini emekçilere, en güzel meziyetin:
İyilik, güzellik ve dürüstlük olduğunu ve bu
meziyetlerin “SÜREKLİ CİHAT” ile mümkün olabileceğini söylüyorum.
Yaşamın amacı: İnsanın, kendi havzasında,
havzadaşları ile birlikte, pisliğe, necasete, hırsızlığa,
harama bulaşmadan refah ve mutluluk içinde doğru-dürüst-denetimli yaşamak olmalıdır diyorum!...
Havza yaşam-yağış alanında, havza ayrım
çizgisi içerisinde; Havzaların Zenginliğini, iktisadi varlıklarını, iktisadi
değerlerini “hak iade kuramı” ile ”adil-eşit-ortak” paylaşmak olmalıdır diyorum!...
Havza insan ve toplumbilimini/sosyolojisini
belirleyerek, “havzada ortak yaşamayı”
başarmak olmalıdır diyorum!...
Havza insanının ve toplumunun esası/amacı/gayesi;
havzasında yaşamak, havzasal hayatını idame ettirebilmek, yaşamda kalmak, havzasında
kalmak, mülteci olmamalıdır diyorum!...
Yağmur damlalarının peşine düştüm, damlalar
düşünce dünyamda akmaya başladı ve havza akarsuları, durgunsuları üzerinden,
havza insanı ve toplumbilimi/sosyolojisi üzerine bir sav/tez yazdım!...
Tez elden şunu savunuyorum:
İnsanlık, ister diyalektik idealist
(Hegel) Tinsel düşünsün; ister
diyalektik materyalist (Karl Marks) maddesel
düşünsün; isterse diyalektik metafizik
felsefe yaparak (kendim) ruh ve mikro-kozmik, atom altı, kuantik düşünsün!...
Sınırlarını, yağmur suyunu ayrım çizgisinin
belirlediği, havza yaşam-yağış alanlarında; Havzaların Zenginliği’ni,
iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini adil-eşit-ortak kullansın istiyorum!...
İçtimai/sosyal/toplumsal yaşamda, ortak faydalarda anlaşarak, erdemli
ittifaklar kurarak, kendi havzasında rahat, huzurlu, mutlu, refah, borçsuz,
harçsız, haraçsız yaşasın istiyorum!...
Toplumsal yapılanmasını, havza ve sınıf
temeline dayalı olan "Havza İşçi Devleti" ni kurmak için
hak ve adalet mücadelesi verip, “sürekli cihat” ederek
gerçekleştirebilir diyorum, bunun mümkün olduğunu söylüyorum!...
Havza İşçi Devleti, insanlık için,devlet
yapılanmalarının son doğal halkası olmaya aday değişime, gelişime, ilerlemeye
müsait toplumsal olgu olacak diyorum!...
Arazide, havza sınırlarını, fiili olarak,
yağmur suyunu ayrım çizgisi belirler, bu çizginin doğada karşılığı vardır,
içtimai/sosyal/toplumsal yaşamda da olmalıdır ve artık, “havza sosyolojisi” havza sınırları içerisinde, havza fanusunda irdelenmeli, belirlenmeli ve tanımlanmalıdır
diyorum!...
İnsan ve toplumbilim/sosyolojisi, geçmişte ve
günümüzde, havza bazında, gözlem ve
deneye dayalı olarak, “havza sosyolojisi” adı altında yeniden belirlenmeli, geleceğe
ışık tutmalıdır diyorum.
Havza İşçi Devletinin başarısı, tali havza
yaşam-yağış alanlarında, denetimli, örgütlü, özerk nüve (Çelik
Çekirdek) olarak faaliyete başlaması ile daha kolay olacağını iddia
ediyorum!...
Tali-havza yaşam-yağış alanlarında kurulacak
“Tali Havza İşçi Devletleri”nin; “ortak fayda/erdemli ittifak/onurlu
ittifaklarla” anlaşarak; “Ana
Havza İşçi Devletleri” ni daha kolay olgulaştırabilme kabiliyetine sahip olabileceğini
söylüyorum!...
Havza yaşam-yağış alanının sınırlarını
belirleyen, havza yağmur suyunu ayırım çizgisinin, havzada yaşayan tüm
canlıların, “gen ifadelerinden”
kaynaklı, yaşamında karşılığı vardır; beşeri
hayatta, içtimai yaşamda da karşılığı olmalıdır diyorum!...
Havza yağmur suyunu ayrım çizgisi, görünmez
ama vardır. Havza fanusu görünmez ama vardır. Doğada, hakkaniyetli, varlığına
inandığımız, adaletine güvendiğimiz, görünmeyen bir el, doğayla birlikte, “yerin
çekim kuvveti” kanunuyla, havza ayrım çizgisini, havza fanusunu adil-eşit-ortak-doğal olarak çizmiş, çiziyor
diyorum!...
Tabii afetler, bu çizgileri, havza
sınırlarını, havza fanusunu, yüzeyde-yer altında ve derin denizde, kendi
içinde, ilahi nizam, nizam-ı alem içinde dengesini bularak, bazen değişirerek havza
morfik alanını tasarımını yeniler diyorum!...
Doğada, insanlık olarak belirlediğimiz, keşif
ettiğimiz; gen-genom, epigenetik, morfogenetik, enformatik ifadeler; gen
ifadesinden kaynaklı, genomların toplu bilgi ifadeleri tesadüfi değildir.
Havzaların Zenginliği, Ruh ve
mikrokozmik-Atom altı-Kuantik düşüncelerin birikimi; ruh-zihin beden içleminde;
C.G. Yung’un tanımladığı:Ben, benlik, bilinç, bireysel bilinçdışılık, kolektif
bilinç ve kolektif bilinçdışılık kavramları ile ele alınmalı ve yeniden açıklanmalıdır.
KROMOZOM, DNA, GEN, NÜKLEOTİD “baz dizilimleri”, “gen ifadeleri” ve
gen ifadesinden kaynaklı “toplu bilgi
alanları/morfik alanlar” Allah’ın yaratmasıdır, ayetleridir, ifadesidir.
Kur’an’ı Kerim Ayetleri: “ Allah’ın ifadesi” dir.
“Göklerde ve yerde olan her şey O’na
muhtaçtır. O, her gün yeni bir iş ve oluştadır. RAHMAN/29”
O’nun yarattığı: Doğa. O’nun
sözü: Vahiy arasında çelişki yoktur diyorum!...
Son peygamber geldi, son uyarı yapıldı!...
Şükürler olsun ki!...
Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SA) içtihat
kapısını açık bırakmıştır…
Geleceğin fakihleri: Kur’an, hadis ve içtihat
ifadeleri ile hukuki normlar belirleyecektir.
İnsanlığın refah ve mutluluğu için, yeni
içtimai yaşamlar için, yeni içtihatlar, yeni hukuki normlar belirleyerek kendilerini
ifade edeceklerdir.
Yeni teknolojiler, yeni sosyolojilerin
oluşumuna neden oluyor, yeni sosyolojiler tahkim ediyor, içtimai yaşamın diyalektiği
bu gelişimi zorunlu kılar diyorum…
İnsanlık kendi kendini idame edebilmesi için “Diyalektik
Metafizik Felsefe” yaparak, fiziği ve metafizik ilm-i sabitelerle,
ileriye doğru, aklını, bilgisini deney ve gözleme dayanarak; ruh-zihin-beden içleminde, bütünlüğünde,
kendi çabası ile gönlünde yaratanı ile birlikte, yürümesi, ilerlemesi gerekir
diyorum!...
İnsanlık, gelecekteki yaşamında,gen-genom-epigenetik-morfogenetik-enformatik
alanlarında;endokrin bezleri ve hormonları vasıtasıyla, biri birleri ile
olumlu-olumsuz bağlantılar kurabilir diyorum!...
Havzasal Yaşamın Sırları:Makro ve mikro boyuttaki
havza canlılarının, hücrelerinde, hücre çekirdeğinde, kromotin iplikçikler
üstünde gözlemlenen, genlerinde kalıtımsal olarak devam etmektedir.
Havzaların gen-genom-epigenetiğinde, havzasal
sır olarak kodlanmış, havzasal bazda evrimleşen yaşam; havza yaşam-yağış
alanlarımızda evrimleşerek devam etmekte; havzanın kendine münhasır canlı
türlerini, habitatını oluşturmaktadır.
Tüm yeryüzü canlıları, tüm havza yaşam-yağış
alanlarında, yayılan çeşitli manyetik frekanslarda, manyetik rezonansa girerek;
kainatın/alemlerin sonsuzluğunda, uzay-zaman-mekânda, kendi kararlarını kendisi
alarak yoluna devam edecektir diyorum!...
Hayvanlar ve bitkiler alemi de kendi
havzasında, kendi fanusu içerisinde, kendi çıkardığı uyarıcı/hormonlarıyla, insanların
insafında bu yola girecektir.
Bu nesnel ve öznel oluş,
oluşum, olgular gözlem ve deneye dayalı olarak, yarı kapalı havza yaşam-yağış
alanı, havza fanusu içerisinde, havza bazında, havza habitatında irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...
Çünkü:
*Sınır, sınırsız
kainatın/evrenin sırrıdır; *sınır, havzaların yeryüzündeki sırrıdır; “sınır,
havza fanusunun, yer altındaki ve gökyüzündeki sırrıdır; * sınır, hücrelerin
sırrıdır; *sınır, hücre fanusunun sırrıdır; * sınır, genetik şifreli hücre
çekirdeğinin, fanusunun sırrıdır;
*Sınırsızlık, virüslerin sırrıdır; *Sınırsızlık, kuantik alanın
sırrıdır; *sınırsızlık, morfik alanın sırrıdır; * sınırsızlık, enformatik
alanın sırrıdır. Tüm sırlar deşifre
olsun diye vardır. İlim ve bilim insanlarının aslı görevi tüm sırları faş
etmektir.
İnsan anlığında/ dimağında, deney ve gözleme
dayanarak bulduğu: fizik ve metafizik sabiteler ile “Diyalektik Metafizik Felsefe” yaparak, morfogenetik, enformatik
alanda % 98,5’u keşfedilmemiş, ilm-i sabiteleri/yenilikçi fikirleri keşfederek,
faş ederek yoluna devam etmelidir diyorum!...
İnsan ve Toplumunun, kendi varlığını
koruyabilmesi için, id, ide, ideasındaki kavramları, yenilikçi im-leri ile
yenilemesi; akli melekesini, sezgilerini kullanarak, mantıklı-ortak-erdemli
hukuki kararlar alması, adil normlar yazması gerektiğini, belirtmeme, bilmem
gerek var mı?...
Havza sakini emekçiler can, mal,
akıl, nesil, ırz değerlerini; cehalet-esaret-fikirlik üçleminden
çıkarak; havza yaşam-yağış alanında, beslenme, sağlık, eğitim, barınma,
güvenlik gibi hayati ihtiyaçlarını kendileri belirlemelidir diyorum.
Tüm yaratılan varlıklar, su bölüm çizgisinin
belirlediği, doğal havza sınırlarında, “Havzaların Zenginliğini" ve “Hak
İade Kuramı”nı kullanarak“Adil-Eşit-Ortak”
paylaşması, “Havzada Ortak Yaşamı”, “Havzada demokratik Yaşamı”
gerçekleştirmesi gerekir diyorum!...
Havza sakini
emekçiler ve diğer tüm canlılar, havza fanusu içerisinde; havza akarsuyunun,
havasının, toprağının, enerjisinin; pH’ı, termodinamiği, epigenetiğinin; morfogenetik
çerçevede olgulaştırdığı, şifreli yaşamı,“havza aidiyet şuuru/bilinci” ile
yaşayacak, yaşama tutunacaktır diyorum!...
Yarı kapalı havza manyetik alanı sınırları,
havza fanusu kapsamında; “havza aidiyet şuuru/bilinci” ile
hareket edilmesinin nedeni, kendine münhasır, “Havza Elektro
Manyetik Alanı’nın” olgulaştırdığı, (HEMA) “Havza Kuantum Çekim
Yasası" (HKÇY) olgusudur diyorum!...
Olguların içerisinde saklı gerçekler,
oluşacak saklı olgular, görünür ve ya saklı düzende; deney ve gözleme dayalı
olarak, bilimsel veriler, deliller ile belirlenmelidir diyorum!...
Havzada sağlıklı yaşam akışı, devinimi,
döngüsü; Newton ve kuantum fiziği sabiteleriyle; ruh-zihin-beden içleminde,
bütünlüğünde dikkate alınmalı ve “havzasal
tıp” diye tanımlayabileceğimiz yenilikçi bir kavramla belirlenmelidir
diyorum!...
Hormon al bezlerin, yarı kapalı, havza
yaşam-yağış alanlarımızda, havza fanusunda; Havzanın mikro kozmik, atom altı
dünyasında, havza fanusunda, havza
elektromanyetik alanlarında; (HEMA) yeni bir kavram olarak ele alınmalıdır
diyorum!...
Jeomorfoloji/yüzey bilimi, havza bazında
irdelenmeli, belirlenmelidir diyorum!...
“Havzasal Beslenme “ve “Havzasal Sağlık “ile “Havzasal
tıp”,”Havza Biyolojisi” “Havza Sosyoloji”,” Havza
Kimyası”,”Havza Jeomorfolojisi”, “Havza
Coğrafyası”, ”Havza Tarihi” ve diğer tüm ilim dalları, havza sınırlarının
belirlediği çerçeve içerisinde ele alınmalı, dağınıklıktan kurtarılmalı, ucu
açık kalan bilimsel tanımlamaların ucu birleştirilmelidir diyorum!...
Çift tırnak içerisine aldığım ve diğerleri
dediğim kavramlar, bu minvalde yenilikçi bir kavram olarak, yeniden
belirlenmeli, tanımlanmalıdır diyorum!...
Aksi takdirde, insanlık, yanlış çıkış yolları
arar; cahillik-esaret-fakirlik
içleminde, sarmalında derin çıkmazlara, bunalımlara, buhranlara girer-çıkar,
düşe-kalka ilerler, yoluna devam eder diyorum!...
Bireysel, ailesel ve kamusal/toplumsal
alanda; “havzasal buhran” diye tanımlanabilecek; içtimai yaşamı yeniden
belirleyebilecek; yenilikçi bir kavramlarla karşı karşıya kaldığımız
bilinmelidir diyorum!...
Havza yaşam-yağış alanı/havza fanusu
şekillenmiş, sınırları yaratanı tarafından belirlenmiş, kendine münhasır
“Morfogenetik Yaşam Alanı”dır diyorum.
Morfogenetik, çerçevesi belirlenmiş havza
yaşam-yağış alanının kendine münhasır epigenetiği de bu çerçeve içerisinde irdelenmeli,
incelenmeli, deney ve gözleme tabi tutulmalıdır diyorum!...
Havza yaşam-yağış alanlarında, havza
fanusunda havza sakini emekçiler ve tüm canlılar; mikro ve makro yaşamda; hücresel,
bedensel, düşünce ve ruhsal bazda da morfogenetikalanda, epigenetiğioluşur, olgulaşırlar
diyorum!...
Ben bunu nesnel anlamda: “Havza
Morfogenetik Alanı” (HMG) ve “Havza Bilgi Alanı” (HBA) olarak
tanımlıyorum!...
Havzalarımızda, genlerimizin kalıtımsal
olarak nasıl çalıştırdığı, şifresi bozulmadan, yeni sentez-proteinlerin nasıl
oluştuğu havza bazında irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...
Tüm havza canlıları, havza sınırları
içerisinde, aynı frekanslar olgulaştığında, rezonansa girerek yaşama canlılık
katar, hayatta kalırlar diyorum!...
Havza yaşam-yağış alanının canlılarında,
yaratanı tarafından şifrelenmiş epigenetiğinde, genlerin ifade yeteneğinde,
tespit edilen değişimler; havza morfogenetiğinde, havza doğal sınırları kapsama
alanında irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...
Ben bunu öznel anlamda, Havza Bilgi Alanı, havza sakini emekçilerin, toplumsal anlağından
çıkan enerji alanı olarak algılıyor ve tanımlıyorum!...
Havza Enformatik Alanı (HEA): Havzasal
şuurun/bilincin kaynağı olup, önemle (!) üzerinde durulması gereken, havzasal
yaşamda var olan, duyu organları ile sezgisel olarak duyumsanan bu alan
belirlenmelidir, tanımlanmalıdır diyorum!...
İnsan olarak ruh-zihin-beden yapımızı fizik,
kimya, biyolojimizi ve sosyolojimizi etkileyen; diğer havzasal canlılığın
yaşamda kalmasını sağlayan alan, yeni belirlediğim, yenilikçi tanım olan “havza
enformatik/bilgi alanıdır diyorum!...
Artık, insanlık, tüm uluslar/kavimler/milletler nesnel ve öznel değerlerini ulusal bazda,
yapay devlet sınırları içerisinde değil; havzasal bazda, doğal sınırları
belirlenmiş, havza fanusu içerisinde doğal devlet: Havza İşçi Devleti sınırları
içerisinde değerlendirmelidir diyorum!...
“Madde ve hareketinin” doğada, “değişken
kısmi zamanda” ısıl/enerji aktarımının/ termodinamiğinin denetimli,
kendi içinde doğal oluş, oluşum, olgu/görüngü, gelişim devinim ve değişim ardışık
ve döngüsel olarak akıştadır diyorum!...
Havza sakini emekçiler, havza yaşam-yağış
alanlarının, pH ve ısıl/enerji transferi (iç
termodinamiği) kendi düzensizliğinin ( entropisi) etkisinde kalırlar
diyorum!...
Havzadaşlar, havzasını doğal yaşam-yağış
alanı olarak benimsemeli; yaşamını, bu sınırlar, hsavza fanusu içerisinde,
kendi habitatında, doğal ortamında, doğal olarak idame ettirme mücadelesi vermelidirler
diyorum!...
Havza sakini emekçiler, Havzasal
Zenginliklerini, iktisadi varlıklarını sömüren; havzalarını kirleten,
küresel-wahşi-şahsi-sermaye-sınıfını; havza yaşam-yağış alanının dışına atması
zamanı gelmiştir diyorum!...
Havza akar ve durgunsuları tüm pislikleri,
yapay setler inşa edilmez ise kusarak dışarı atar, havza sularının bu
yeteneğine engel olunmamalıdır!...
Havza yaşam-yağış alanında bireysel, ailesel
ve kamusal/toplumsal anlamda; ”havzasal beslenme”,” havzasal
yaşam”,”havzasal sağlık”,”havzasal şifa”,”havzasal otofaji” devinimi,
döngüsel, ardışık, sıralı olarak sağlaması gerekmektedir diyorum!...
Hayat, yaşam, canlılık "fizik ve
metafizik sabite"lerin, nizam-ı âlemde, mikrokozmik dünyamızda, atomların
ve atom altı parçacıkların (-) elektronlar, (+) proton yükler sayesin şarj ve
deşarj olarak, titreşerek, belirli frekanslarda rezonansa girerek akar diyorum!...
Yaşam,hayat, canlılık özellikle mikrokozmik
alemde, elektronlar üzerinden titreşerek akar, elektronlarını kaybeden,
rezonansa giremeyen canlı, nihayetinde ölür çözülür diyorum!...
Yaşam, lepton, kuark ve fotonların
hareketliliği üzerinden, güneş'ten aldığı sürekli enerji ile canlılık bulur ve
kendi diyalektik seyrinde; mikro ve makrokozmik alemde durmadan akar!...
Yaşam, yaratanının denetiminde
mikro/hücresel, bedensel ve makro/evrensel boyuta titreşir devinir ve döngüsel
olarak; saklı ve görünür evrende titreşerek, belirli frekanslarda rezonansa
girerek akar diyorum!...
Saklı ve görünür evrende, mikro ve makro
boyutta oluşan titreşimler; evrensel, kıtasal boyutta oluşan termodinamik
yasalar; siklon/alçak ve antisiklon/yüksek basınç alanlarını ve havzasal
boyutta ise özel havza iklim koşullarını oluşturur diyorum!...
Nizam-ı Âlem, kâinat, evren, havzalarımız,
hücrelerimiz, atomlarımız kendi sınırları-sınırsızlıkları,
düzenleri-düzensizlikleri içerisinde döngüsel, ardışık olarak akar diyorum!...
Sınırlı, sıralı, belirlenmiş surede,
anda, ahenkli, ritimli, düzenli, disiplinli, ilahi nizam ve yaratıcısının
izniyle, O' nun nasihatleri ile O’nun denetiminde kendi mecrasında akar
diyorum!...
O'nun sayesinde, seyrinde doğal olarak
titreşir, aynı dalga boyunda rezonansa girer , aynı frekanslarda birleşerek,
buluşarak döngüsel, ardışık olarak akar diyorum!...
Tüm olgular/görüngüler mikro ve makro boyutta
sınırlı, süreli, sürekli ve denetimli, döngüsel ve ardışık olarak akar
diyorum!...
Nizam-ı Âlem/havza nizamı/Makrok-kozmik ve
mikro-kozmik kainat iç içe geçmiş: oluş, oluşum, olgu/görüngü,
gelişim, değişim, devinim, döngüsü, diyalektik hareketliliğin, hep
birlikte, bir denetleyeni olduğunu artık kabul etmemiz gerekiyor diyorum!...
Külli zaman/Sabit zaman/bütün zaman/toplam
zaman, maddenin enerji boyutunda, manevi âlemde; metafizik oluş, oluşum, olgu,
gelişim, devinim, değişim, döngüsel olarak, O’nun denetiminde sabit zamanda
hakikat olarak devam ediyor diyorum!...
O, ol (kün) dedi ve kısmi zaman/ara
zaman/değişken zaman/an, madde ve enerji boyutunda, maddi-manevi âlemde; fizik
ve metafizik oluş, oluşum, olgu, gelişim, devinim, değişim, döngüsel olarak,
O’nun denetiminde, külli zaman içinde, kısmi zamanda, an olarak devam ediyor
diyorum!...
Havzalarımızın barış yurdu olması,
havza sakini emekçilerin, havzada ortak yaşamı sağlayarak, Havza İşçi Devletini
kurmaları, yapılandırmaları ile mümkün olacaktır diyorum!...
Ana havza ve ona bağlı tali/alt
havza yaşam-yağış alanlarında, havza fanusunda, havza aidiyet
sınırı doğal olarak çizilmiştir!...
İdari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı toplumsal demokratik içtimai
yapılanmaların, kurum ve kuruluşların, görev ve sorumluluk sınırları da bu
doğal çizgi ile belirlenir ise kendi içinde uyumlu olur demek istiyorum!...
Demokratik içtimai yapılanmalarının, demokratik
cumhuriyet devlet yapılanmasının ve devletlerarası demokratik çatı
yapılanmalarının; kurum ve kuruluşlarının, sınırlarının, havza ayrım
çizgisi ile belirlenebileceğini; günümüze kadar hiçbir siyasetçi,
iktisatçı, insan ve toplumbilimci (sosyolog), bilim insanı öngörememiş,
önermemiştir diyorum!...
İlhamımı hayattan, yaşamdan, arıtılmış yağmur
damlalarından, Allah’ın herkese eşit olarak dağıttığı yerin çekim kuvvetinden,
gen ifadesinden, Kur’an ifadesinden aldığım; Adam Smith’in “Milletlerim
Zenginliği” fikrinin ve ardılı siyasetçi, iktisatçı ve sosyologlarına
karşı; “Havzaların Zenginliği” tezimi ileri sürerek, eleştirel
eleştirinin, eleştirisini yaptım; insanoğlunun geçmişte yaptıkları yanlışlıkları
olumlama yaparak eleştirdim!...
Bilin istiyorum!...
Ulusalcılığın geçer akçe olmadığını, faşizm
ve komünizm gibi despot, hayali yapay toplumsal oluşumlara meylettiğini
belirlemek için “Havzaların Zenginliği ve Hak İade Kuramı” tezimi; “Havza İşçi Devleti” demokratik
toplumsal yapılanması ile birlikte anlatmaya çalıştığım bu tezim “fikr-i
yeniliktir” diyorum ve buna can-ı gönülden inanıyorum.
Bu fikrim, öngörüm, içtimai/sosyal/toplumsal anlamda, İnsan ve Toplumbilim/Sosyolojik bir “yeniliktir” diyorum!...
Ve insanlığa, havza sakini emekçilere sunu
mumdur diyorum!...
“Sömürgeci, emperyalist
wahşi sermaye sınıfı” nın canı cehenneme diyorum!...
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGES
Doğrulama Kodu : 7a61a8b3-b08c-4ac3-ad8c-9b4bdaab4883
Kayıt-Tescil No: 2021-5453
Kayıt-Tescil Tarihi:28.09.2021
r.keklikci23@gmail.com ; havzaiscidevleti.blogspot.com ; @Havza_Devleti
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder