21 Temmuz 2026 Salı

HAVZALARIN ZENGİNLİĞİ VE HAK İADE KURAMI

 

ÖNSÖZ


Adam Smith: (1723-1790) “Milletlerin Zenginliği” eserinde; milletlerin/ulusların zenginliğini iktisadi varlıklarını, iktisadi değerleri: katma-değer, emek-değer ve artı-değeri (ücret, kar, faiz, rant) iktisadi kavramları ile yoğurarak anlatılır!…

 “Havzaların Zenginliği”ni, iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini: katma-değer, emek-değer ve artı-değerini (ücret, kar, faiz, rant) nasıl sömürüldüğünü, havza sakini emekçilere anlatmanın zamanı geldi sanıyorum!..

Öncelikle, havza toplumu, havza insanı ve toplumbilimi/sosyolojisi, havza bazında, havza yaşam-yağış alanı, havza fanusu içerisinde, havzanın doğal sınırları esas alınıp; “havza ve sınıf temelli“ ,”havzada ortak yaşam” olarak yapılandırılması ve yönetilmesi gerektiğini belirtmeliyim!...

Havza sakini insanların, emekçilerin idari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı yapılanmalarını, insan ve toplumbilimi/sosyolojisini havza bazında yazmak,çerçevesini çizmek, anlatmak, belirlemek istedim!...

Havza sakini emekçilerin, cehalet-esaret-fakirlik üçleminden kurtulmaları için, havza bazında, olgunlaştırıp, olgulaştırdığım “ yenilikçi fikirlerim var!...

İlanen duyurulur!...

Havza sakini emekçilerin, artık, “Milletlerin Zenginliği”ni değil, onun yerine, “Havzaların Zenginliği” ni paylaşma zamanı gelmiştir diyorum!...

Mevcut zaman ve zemin bu adil-eşit-ortak paylaşımın yapılması, gerektiğini söylüyor, bunu belirlemek isterim!...

Havzaların Zenginliği: toprak-su-hava-maden/enerjisi; iktisadi varlıkları, iktisadi değerlerinin; “hak iade kuramı” ile “gün/yevmiye-işgücü ölçeğinde”,“ birim-emek-değerinin” tespiti yapılabilir diyorum!...

Kur’an emeğin sömürüsünü, arka arkaya vahiy olunan dört ayet ile reddeder!...

Birinin yükü (vizr) başkasına yüklenmez. Necm-38

İnsan için emeğinden (sa’y) başkası yoktur. Necm 39

Emeğinin karşılığını mutlaka görecektir. Necm-40

Hiç bir şey karşılıksız bırakılmayacaktır. Necm -41

Çalışmadan başkasının yükünü hafifletemeyiz, çalışmazsak başkalarına yük oluruz diyorum!..

İnsanın kendisi, ailesi ve kamu için ürettiği mal ve hizmette kullanım hakkı vardır diyorum!...

Başkalarının, sömürgecilerin  çalışmadan, oturup keyif çatarak, keyif yaparak, bu mal ve hizmetleri sömürmeye hakkı yoktur!...

Bireyin ürettiği mal ve hizmetleri, bireyden izinsiz yararlanma, gasp etme hakkı yoktur!...

Demem o ki!...

Sömürgecilerin, insanların emeklerini, emek değerlerini, sömürme hakkı, malalarını gasp etme hakkı yoktur, yoktur, yoktur diyorum!...

Başkasına ait mal ve hizmet üretiminden/ürününden faydalanmak, zora değil, rızaya dayalı olmalıdır diyorum!...

İnsanın, emeğinin hakkı çok basit bir kuram olan: “hak iade kuramı” ile belirlenmeli ve “sahibine iade” edilmeli, emeğinin karşılığı verilmelidir diyorum!...

İnsan emeği karşılıksız bırakılmamalı, emeğinin karşılığını mutlak görmelidir; insan emeğini gasp edenler de karşılık görmelidir, cezası kesilmelidir diyorum!...

Birey, aile/hane halkı ve kamunun/toplumun hakkı olan iktisadi değerlerin, “hak iade kuramı” ile sahibine iadesinin; mülkiyet ve mülkiyetin verasetten intikali hakkının adil-eşit-ortak olarak belirlenmesi, uygulaması ve yaşama geçirilmesi mümkündür diyorum!...

Havza sakini emekçilere, en güzel meziyetin: İyilik, güzellik ve dürüstlük olduğunu ve bu meziyetlerin “SÜREKLİ CİHAT” ile mümkün olabileceğini söylüyorum. 

Yaşamın amacı: İnsanın, kendi havzasında, havzadaşları ile birlikte, pisliğe, necasete, hırsızlığa, harama bulaşmadan refah ve mutluluk içinde doğru-dürüst-denetimli yaşamak olmalıdır diyorum!...

Havza yaşam-yağış alanında, havza ayrım çizgisi içerisinde; Havzaların Zenginliğini, iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini  “hak iade kuramı” ile ”adil-eşit-ortak” paylaşmak olmalıdır diyorum!...

Havza insan ve toplumbilimini/sosyolojisini belirleyerek, “havzada ortak yaşamayı” başarmak olmalıdır diyorum!...

Havza insanının ve toplumunun esası/amacı/gayesi; havzasında yaşamak, havzasal hayatını idame ettirebilmek, yaşamda kalmak, havzasında kalmak, mülteci olmamalıdır diyorum!...

Yağmur damlalarının peşine düştüm, damlalar düşünce dünyamda akmaya başladı ve havza akarsuları, durgunsuları üzerinden, havza insanı ve toplumbilimi/sosyolojisi üzerine bir sav/tez yazdım!...

Tez elden şunu savunuyorum:  

İnsanlık, ister diyalektik idealist (Hegel) Tinsel düşünsün; ister diyalektik materyalist (Karl Marks) maddesel düşünsün; isterse diyalektik metafizik  felsefe yaparak (kendim) ruh ve mikro-kozmik, atom altı, kuantik düşünsün!...

Sınırlarını, yağmur suyunu ayrım çizgisinin belirlediği, havza yaşam-yağış alanlarında; Havzaların Zenginliği’ni, iktisadi varlıklarını, iktisadi değerlerini adil-eşit-ortak kullansın istiyorum!...

İçtimai/sosyal/toplumsal  yaşamda, ortak faydalarda anlaşarak, erdemli ittifaklar kurarak, kendi havzasında rahat, huzurlu, mutlu, refah, borçsuz, harçsız, haraçsız yaşasın istiyorum!...

Toplumsal yapılanmasını, havza ve sınıf temeline dayalı olan "Havza İşçi Devleti" ni kurmak için hak ve adalet mücadelesi verip, “sürekli cihat” ederek gerçekleştirebilir diyorum, bunun mümkün olduğunu söylüyorum!...

Havza İşçi Devleti, insanlık için,devlet yapılanmalarının son doğal halkası olmaya aday değişime, gelişime, ilerlemeye müsait toplumsal olgu olacak diyorum!...

Arazide, havza sınırlarını, fiili olarak, yağmur suyunu ayrım çizgisi belirler, bu çizginin doğada karşılığı vardır, içtimai/sosyal/toplumsal yaşamda da olmalıdır ve artık, “havza sosyolojisi” havza sınırları içerisinde, havza fanusunda  irdelenmeli, belirlenmeli ve tanımlanmalıdır diyorum!...

İnsan ve toplumbilim/sosyolojisi, geçmişte ve günümüzde,  havza bazında, gözlem ve deneye dayalı olarak, “havza sosyolojisi”  adı altında yeniden belirlenmeli, geleceğe ışık tutmalıdır diyorum.

Havza İşçi Devletinin başarısı, tali havza yaşam-yağış alanlarında, denetimli, örgütlü, özerk nüve (Çelik Çekirdek) olarak faaliyete başlaması ile daha kolay olacağını iddia ediyorum!...

Tali-havza yaşam-yağış alanlarında kurulacak “Tali Havza İşçi Devletleri”nin; “ortak fayda/erdemli ittifak/onurlu ittifaklarla” anlaşarak; “Ana Havza İşçi Devletleri” ni daha kolay olgulaştırabilme kabiliyetine sahip olabileceğini söylüyorum!...     

Havza yaşam-yağış alanının sınırlarını belirleyen, havza yağmur suyunu ayırım çizgisinin, havzada yaşayan tüm canlıların, “gen ifadelerinden” kaynaklı,  yaşamında karşılığı vardır; beşeri hayatta, içtimai yaşamda da karşılığı olmalıdır diyorum!...

Havza yağmur suyunu ayrım çizgisi, görünmez ama vardır. Havza fanusu görünmez ama vardır. Doğada, hakkaniyetli, varlığına inandığımız, adaletine güvendiğimiz, görünmeyen bir el, doğayla birlikte, “yerin çekim kuvveti” kanunuyla, havza ayrım çizgisini, havza fanusunu adil-eşit-ortak-doğal olarak çizmiş, çiziyor diyorum!...

Tabii afetler, bu çizgileri, havza sınırlarını, havza fanusunu, yüzeyde-yer altında ve derin denizde, kendi içinde, ilahi nizam, nizam-ı alem içinde dengesini bularak, bazen değişirerek havza morfik alanını tasarımını yeniler diyorum!...

Doğada, insanlık olarak belirlediğimiz, keşif ettiğimiz; gen-genom, epigenetik, morfogenetik, enformatik ifadeler; gen ifadesinden kaynaklı, genomların toplu bilgi ifadeleri tesadüfi değildir.

Havzaların Zenginliği, Ruh ve mikrokozmik-Atom altı-Kuantik düşüncelerin birikimi; ruh-zihin beden içleminde; C.G. Yung’un tanımladığı:Ben, benlik, bilinç, bireysel bilinçdışılık, kolektif bilinç ve kolektif bilinçdışılık kavramları ile ele alınmalı ve yeniden  açıklanmalıdır.

KROMOZOM, DNA, GEN, NÜKLEOTİD “baz dizilimleri”, “gen ifadeleri” ve gen ifadesinden kaynaklı “toplu bilgi alanları/morfik alanlar” Allah’ın yaratmasıdır, ayetleridir, ifadesidir.

Kur’an’ı Kerim Ayetleri: “ Allah’ın ifadesi” dir.

“Göklerde ve yerde olan her şey O’na muhtaçtır. O, her gün yeni bir iş ve oluştadır.  RAHMAN/29”

O’nun yarattığı: Doğa. O’nun sözü: Vahiy arasında çelişki yoktur diyorum!...

Son peygamber geldi, son uyarı yapıldı!... Şükürler olsun ki!...

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SA) içtihat kapısını açık bırakmıştır…

Geleceğin fakihleri: Kur’an, hadis ve içtihat ifadeleri ile hukuki normlar belirleyecektir.

İnsanlığın refah ve mutluluğu için, yeni içtimai yaşamlar için, yeni içtihatlar, yeni hukuki normlar belirleyerek kendilerini ifade edeceklerdir.

Yeni teknolojiler, yeni sosyolojilerin oluşumuna neden oluyor, yeni sosyolojiler tahkim ediyor, içtimai yaşamın diyalektiği bu gelişimi zorunlu kılar diyorum…

İnsanlık kendi kendini idame edebilmesi için “Diyalektik Metafizik Felsefe” yaparak, fiziği ve metafizik ilm-i sabitelerle, ileriye doğru, aklını, bilgisini deney ve gözleme dayanarak; ruh-zihin-beden içleminde, bütünlüğünde, kendi çabası ile gönlünde yaratanı ile birlikte, yürümesi, ilerlemesi gerekir diyorum!...

İnsanlık, gelecekteki yaşamında,gen-genom-epigenetik-morfogenetik-enformatik alanlarında;endokrin bezleri ve hormonları vasıtasıyla, biri birleri ile olumlu-olumsuz bağlantılar kurabilir diyorum!...

Havzasal Yaşamın Sırları:Makro ve mikro boyuttaki havza canlılarının, hücrelerinde, hücre çekirdeğinde, kromotin iplikçikler üstünde gözlemlenen, genlerinde kalıtımsal olarak devam etmektedir.

Havzaların gen-genom-epigenetiğinde, havzasal sır olarak kodlanmış, havzasal bazda evrimleşen yaşam; havza yaşam-yağış alanlarımızda evrimleşerek devam etmekte; havzanın kendine münhasır canlı türlerini, habitatını oluşturmaktadır.

Tüm yeryüzü canlıları, tüm havza yaşam-yağış alanlarında, yayılan çeşitli manyetik frekanslarda, manyetik rezonansa girerek; kainatın/alemlerin sonsuzluğunda, uzay-zaman-mekânda, kendi kararlarını kendisi alarak yoluna devam edecektir diyorum!...

Hayvanlar ve bitkiler alemi de kendi havzasında, kendi fanusu içerisinde, kendi çıkardığı uyarıcı/hormonlarıyla, insanların insafında bu yola girecektir.

Bu nesnel ve öznel oluş, oluşum, olgular gözlem ve deneye dayalı olarak, yarı kapalı havza yaşam-yağış alanı, havza fanusu içerisinde, havza bazında, havza habitatında  irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...

Çünkü:

*Sınır, sınırsız kainatın/evrenin sırrıdır; *sınır, havzaların yeryüzündeki sırrıdır; “sınır, havza fanusunun, yer altındaki ve gökyüzündeki sırrıdır; * sınır, hücrelerin sırrıdır; *sınır, hücre fanusunun sırrıdır; * sınır, genetik şifreli hücre çekirdeğinin, fanusunun sırrıdır;  *Sınırsızlık, virüslerin sırrıdır; *Sınırsızlık, kuantik alanın sırrıdır; *sınırsızlık, morfik alanın sırrıdır; * sınırsızlık, enformatik alanın  sırrıdır. Tüm sırlar deşifre olsun diye vardır. İlim ve bilim insanlarının aslı görevi tüm sırları faş etmektir.

İnsan anlığında/ dimağında, deney ve gözleme dayanarak bulduğu: fizik ve metafizik sabiteler ile “Diyalektik Metafizik Felsefe” yaparak, morfogenetik, enformatik alanda % 98,5’u keşfedilmemiş, ilm-i sabiteleri/yenilikçi fikirleri keşfederek, faş ederek yoluna devam etmelidir diyorum!...

İnsan ve Toplumunun, kendi varlığını koruyabilmesi için, id, ide, ideasındaki kavramları, yenilikçi im-leri ile yenilemesi; akli melekesini, sezgilerini kullanarak, mantıklı-ortak-erdemli hukuki kararlar alması, adil normlar yazması gerektiğini, belirtmeme, bilmem gerek var mı?...

Havza sakini emekçiler can, mal, akıl, nesil, ırz değerlerini; cehalet-esaret-fikirlik üçleminden çıkarak; havza yaşam-yağış alanında, beslenme, sağlık, eğitim, barınma, güvenlik gibi hayati ihtiyaçlarını kendileri belirlemelidir diyorum.

Tüm yaratılan varlıklar, su bölüm çizgisinin belirlediği, doğal havza sınırlarında, “Havzaların Zenginliğini" ve “Hak İade Kuramı”nı kullanarak“Adil-Eşit-Ortak” paylaşması, “Havzada Ortak Yaşamı”, “Havzada demokratik Yaşamı” gerçekleştirmesi gerekir diyorum!...

Havza sakini emekçiler ve diğer tüm canlılar, havza fanusu içerisinde; havza akarsuyunun, havasının, toprağının, enerjisinin; pH’ı, termodinamiği, epigenetiğinin; morfogenetik çerçevede olgulaştırdığı, şifreli yaşamı,“havza aidiyet şuuru/bilinci” ile yaşayacak, yaşama tutunacaktır diyorum!...

Yarı kapalı havza manyetik alanı sınırları, havza fanusu kapsamında; “havza aidiyet şuuru/bilinci” ile hareket edilmesinin nedeni, kendine münhasır, “Havza Elektro Manyetik Alanı’nın” olgulaştırdığı, (HEMA) “Havza Kuantum Çekim Yasası" (HKÇY) olgusudur diyorum!...

Olguların içerisinde saklı gerçekler, oluşacak saklı olgular, görünür ve ya saklı düzende; deney ve gözleme dayalı olarak, bilimsel veriler, deliller ile belirlenmelidir diyorum!...

Havzada sağlıklı yaşam akışı, devinimi, döngüsü; Newton ve kuantum fiziği sabiteleriyle; ruh-zihin-beden içleminde, bütünlüğünde dikkate alınmalı ve “havzasal tıp” diye tanımlayabileceğimiz yenilikçi bir kavramla belirlenmelidir diyorum!...

Hormon al bezlerin, yarı kapalı, havza yaşam-yağış alanlarımızda, havza fanusunda; Havzanın mikro kozmik, atom altı dünyasında, havza fanusunda,  havza elektromanyetik alanlarında; (HEMA) yeni bir kavram olarak ele alınmalıdır diyorum!...

Jeomorfoloji/yüzey bilimi, havza bazında irdelenmeli, belirlenmelidir diyorum!...

“Havzasal  Beslenme “ve “Havzasal Sağlık “ile “Havzasal tıp”,”Havza Biyolojisi” “Havza Sosyoloji”,” Havza Kimyası”,”Havza Jeomorfolojisi”, “Havza Coğrafyası”, ”Havza Tarihi” ve diğer tüm ilim dalları, havza sınırlarının belirlediği çerçeve içerisinde ele alınmalı, dağınıklıktan kurtarılmalı, ucu açık kalan bilimsel tanımlamaların ucu birleştirilmelidir diyorum!...

Çift tırnak içerisine aldığım ve diğerleri dediğim kavramlar, bu minvalde yenilikçi bir kavram olarak, yeniden belirlenmeli, tanımlanmalıdır diyorum!...

Aksi takdirde, insanlık, yanlış çıkış yolları arar; cahillik-esaret-fakirlik içleminde, sarmalında derin çıkmazlara, bunalımlara, buhranlara girer-çıkar, düşe-kalka ilerler, yoluna devam eder diyorum!...

Bireysel, ailesel ve kamusal/toplumsal alanda; “havzasal buhran” diye tanımlanabilecek; içtimai yaşamı yeniden belirleyebilecek; yenilikçi bir kavramlarla karşı karşıya kaldığımız bilinmelidir diyorum!...

Havza yaşam-yağış alanı/havza fanusu şekillenmiş, sınırları yaratanı tarafından belirlenmiş, kendine münhasır “Morfogenetik Yaşam Alanı”dır diyorum.

Morfogenetik, çerçevesi belirlenmiş havza yaşam-yağış alanının kendine münhasır epigenetiği de bu çerçeve içerisinde irdelenmeli, incelenmeli, deney ve gözleme tabi tutulmalıdır diyorum!...

Havza yaşam-yağış alanlarında, havza fanusunda havza sakini emekçiler ve tüm canlılar; mikro ve makro yaşamda; hücresel, bedensel, düşünce ve ruhsal bazda da morfogenetikalanda, epigenetiğioluşur, olgulaşırlar diyorum!...

Ben bunu nesnel anlamda:  “Havza Morfogenetik Alanı” (HMG)  ve  “Havza Bilgi Alanı” (HBA) olarak tanımlıyorum!...

Havzalarımızda, genlerimizin kalıtımsal olarak nasıl çalıştırdığı, şifresi bozulmadan, yeni sentez-proteinlerin nasıl oluştuğu havza bazında irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...

Tüm havza canlıları, havza sınırları içerisinde, aynı frekanslar olgulaştığında, rezonansa girerek yaşama canlılık katar, hayatta kalırlar diyorum!...

Havza yaşam-yağış alanının canlılarında, yaratanı tarafından şifrelenmiş epigenetiğinde, genlerin ifade yeteneğinde, tespit edilen değişimler; havza morfogenetiğinde, havza doğal sınırları kapsama alanında irdelenmeli ve belirlenmelidir diyorum!...

Ben bunu öznel anlamda, Havza Bilgi Alanı, havza sakini emekçilerin, toplumsal anlağından çıkan enerji alanı olarak algılıyor ve tanımlıyorum!...

Havza Enformatik Alanı (HEA): Havzasal şuurun/bilincin kaynağı olup, önemle (!) üzerinde durulması gereken, havzasal yaşamda var olan, duyu organları ile sezgisel olarak duyumsanan bu alan belirlenmelidir, tanımlanmalıdır diyorum!...

İnsan olarak ruh-zihin-beden yapımızı fizik, kimya, biyolojimizi ve sosyolojimizi etkileyen; diğer havzasal canlılığın yaşamda kalmasını sağlayan alan, yeni belirlediğim, yenilikçi tanım olan “havza enformatik/bilgi alanıdır diyorum!...

Artık, insanlık,  tüm uluslar/kavimler/milletler  nesnel ve öznel değerlerini ulusal bazda, yapay devlet sınırları içerisinde değil; havzasal bazda, doğal sınırları belirlenmiş, havza fanusu içerisinde doğal devlet: Havza İşçi Devleti sınırları içerisinde değerlendirmelidir diyorum!...

“Madde ve hareketinin” doğada, “değişken kısmi zamanda” ısıl/enerji aktarımının/ termodinamiğinin denetimli, kendi içinde doğal oluş, oluşum, olgu/görüngü, gelişim devinim ve değişim ardışık ve döngüsel olarak akıştadır diyorum!...

Havza sakini emekçiler, havza yaşam-yağış alanlarının, pH ve ısıl/enerji transferi (iç termodinamiği) kendi düzensizliğinin ( entropisi) etkisinde kalırlar diyorum!...

Havzadaşlar, havzasını doğal yaşam-yağış alanı olarak benimsemeli; yaşamını, bu sınırlar, hsavza fanusu içerisinde, kendi habitatında, doğal ortamında, doğal olarak idame ettirme mücadelesi vermelidirler diyorum!...

Havza sakini emekçiler, Havzasal Zenginliklerini, iktisadi varlıklarını sömüren; havzalarını kirleten, küresel-wahşi-şahsi-sermaye-sınıfını; havza yaşam-yağış alanının dışına atması zamanı gelmiştir diyorum!...

Havza akar ve durgunsuları tüm pislikleri, yapay setler inşa edilmez ise kusarak dışarı atar, havza sularının bu yeteneğine engel olunmamalıdır!...

Havza yaşam-yağış alanında bireysel, ailesel ve kamusal/toplumsal anlamda; ”havzasal beslenme”,” havzasal yaşam”,”havzasal sağlık”,”havzasal şifa”,”havzasal otofaji” devinimi, döngüsel, ardışık, sıralı olarak sağlaması gerekmektedir diyorum!...

Hayat, yaşam, canlılık "fizik ve metafizik sabite"lerin, nizam-ı âlemde, mikrokozmik dünyamızda, atomların ve atom altı parçacıkların (-) elektronlar, (+) proton yükler sayesin şarj ve deşarj olarak, titreşerek, belirli frekanslarda rezonansa girerek akar diyorum!...

Yaşam,hayat, canlılık özellikle mikrokozmik alemde, elektronlar üzerinden titreşerek akar, elektronlarını kaybeden, rezonansa giremeyen canlı, nihayetinde ölür çözülür diyorum!...

Yaşam, lepton, kuark ve fotonların  hareketliliği üzerinden, güneş'ten aldığı sürekli enerji ile canlılık bulur ve kendi diyalektik seyrinde; mikro ve makrokozmik alemde durmadan akar!...

Yaşam, yaratanının denetiminde mikro/hücresel, bedensel ve makro/evrensel boyuta titreşir devinir ve döngüsel olarak; saklı ve görünür evrende titreşerek, belirli frekanslarda rezonansa girerek akar diyorum!...

Saklı ve görünür evrende, mikro ve makro boyutta oluşan titreşimler; evrensel, kıtasal boyutta oluşan termodinamik yasalar; siklon/alçak ve antisiklon/yüksek basınç alanlarını ve havzasal boyutta ise özel havza iklim koşullarını oluşturur diyorum!...

Nizam-ı Âlem, kâinat, evren, havzalarımız, hücrelerimiz, atomlarımız kendi sınırları-sınırsızlıkları, düzenleri-düzensizlikleri içerisinde döngüsel, ardışık olarak akar diyorum!...

Sınırlı, sıralı, belirlenmiş surede, anda,  ahenkli, ritimli, düzenli, disiplinli, ilahi nizam ve yaratıcısının izniyle, O' nun nasihatleri ile O’nun denetiminde kendi mecrasında akar diyorum!...

O'nun sayesinde, seyrinde doğal olarak titreşir, aynı dalga boyunda rezonansa girer , aynı frekanslarda birleşerek, buluşarak döngüsel, ardışık olarak akar diyorum!...

Tüm olgular/görüngüler mikro ve makro boyutta sınırlı, süreli, sürekli ve denetimli, döngüsel ve ardışık olarak akar diyorum!...

Nizam-ı Âlem/havza nizamı/Makrok-kozmik ve mikro-kozmik kainat iç içe geçmiş:  oluş, oluşum, olgu/görüngü, gelişim, değişim, devinim, döngüsü, diyalektik hareketliliğin, hep birlikte, bir denetleyeni olduğunu artık kabul etmemiz gerekiyor diyorum!...

Külli zaman/Sabit zaman/bütün zaman/toplam zaman, maddenin enerji boyutunda, manevi âlemde; metafizik oluş, oluşum, olgu, gelişim, devinim, değişim, döngüsel olarak, O’nun denetiminde sabit zamanda hakikat olarak devam ediyor diyorum!...

O, ol (kün) dedi ve kısmi zaman/ara zaman/değişken zaman/an, madde ve enerji boyutunda, maddi-manevi âlemde; fizik ve metafizik oluş, oluşum, olgu, gelişim, devinim, değişim, döngüsel olarak, O’nun denetiminde, külli zaman içinde, kısmi zamanda, an olarak devam ediyor diyorum!...

Havzalarımızın barış yurdu olması, havza sakini emekçilerin, havzada ortak yaşamı sağlayarak, Havza İşçi Devletini kurmaları, yapılandırmaları ile mümkün olacaktır diyorum!...

Ana havza ve ona bağlı tali/alt havza yaşam-yağış alanlarında, havza fanusunda,  havza aidiyet sınırı doğal olarak çizilmiştir!...

İdari, siyasi, iktisadi, askeri ve istihbarı toplumsal demokratik içtimai yapılanmaların, kurum ve kuruluşların, görev ve sorumluluk sınırları da bu doğal çizgi ile belirlenir ise kendi içinde uyumlu olur demek istiyorum!...

Demokratik içtimai yapılanmalarının, demokratik cumhuriyet devlet yapılanmasının ve devletlerarası demokratik çatı yapılanmalarının; kurum ve kuruluşlarının, sınırlarının, havza ayrım çizgisi ile belirlenebileceğini; günümüze kadar hiçbir siyasetçi, iktisatçı, insan ve toplumbilimci (sosyolog), bilim insanı öngörememiş, önermemiştir diyorum!...

İlhamımı hayattan, yaşamdan, arıtılmış yağmur damlalarından, Allah’ın herkese eşit olarak dağıttığı yerin çekim kuvvetinden, gen ifadesinden, Kur’an ifadesinden aldığım; Adam Smith’in “Milletlerim Zenginliği” fikrinin ve ardılı siyasetçi, iktisatçı ve sosyologlarına karşı; “Havzaların Zenginliği” tezimi ileri sürerek, eleştirel eleştirinin, eleştirisini yaptım; insanoğlunun geçmişte yaptıkları yanlışlıkları olumlama yaparak eleştirdim!...

Bilin istiyorum!...

Ulusalcılığın geçer akçe olmadığını, faşizm ve komünizm gibi despot, hayali yapay toplumsal oluşumlara meylettiğini belirlemek için  “Havzaların Zenginliği ve Hak İade Kuramı” tezimi; “Havza İşçi Devleti” demokratik toplumsal yapılanması ile birlikte anlatmaya çalıştığım bu tezim “fikr-i yeniliktir” diyorum ve buna can-ı gönülden inanıyorum.

Bu fikrim, öngörüm, içtimai/sosyal/toplumsal anlamda, İnsan ve Toplumbilim/Sosyolojik bir  “yeniliktir” diyorum!...

Ve insanlığa, havza sakini emekçilere sunu mumdur diyorum!...

“Sömürgeci, emperyalist wahşi sermaye sınıfı” nın canı cehenneme diyorum!...


 T.C.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 

İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGES

Doğrulama Kodu : 7a61a8b3-b08c-4ac3-ad8c-9b4bdaab4883

Kayıt-Tescil No: 2021-5453

Kayıt-Tescil Tarihi:28.09.2021

r.keklikci23@gmail.com ;   havzaiscidevleti.blogspot.com  ;  @Havza_Devleti



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder